ÖNEMLİ LİNKLER







ZİYARETÇİ SAYISI
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2843
mod_vvisit_counterHafta41363
mod_vvisit_counterAy185299
mod_vvisit_counterToplam4980256

HEP BİRLİKTE

    HAKLARIMIZI ARAMAK,

    SORUNLARIMIZI ÇÖZMEK İÇİN,   

    HEP BİRLİKTE EL ELE, 

    BİRLİKTE DÜŞÜNÜP, 

    BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ, 

    BİRLİKTELİK GÜCÜMÜZÜ GÖSTERMELİYİZ.

Hamza DÜRGEN

Emekli Astsubay

 

ASTSUBAY TANRISEVEN'İN BAŞARISI: KIZI İÇİN GELİŞTİRDİ, ÇÖLYAK HASTALARININ UMUDU OLDU

Anadolu Ajansı

https://www.aa.com.tr/tr/saglik/kizi-icin-gelistirdi-colyak-hastalarinin-umudu-oldu/512707 

Çölyak Hastası Kızı Olan Mehmet Tanrıseven, Gluten Scanner İsimli Program Geliştirerek Hastalara Umut Oldu! Çölyak hastası olan kızı için cep telefonu uygulaması geliştiren adam, çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere ulaşmasını sağladı.. 30 Ocak 2016 Cumartesi 16:29 Çölyak Hastası Kızı Olan Mehmet Tanrıseven, Gluten Scanner İsimli Program Geliştirerek Hastalara Umut Oldu! 1 0 Çölyak hastası olan kızı için cep telefonu uygulaması geliştiren adam, çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere ulaşmasını sağladı.. Kamu görevlisi Mehmet Tanrıseven, 9 yaşındaki kızı Berra Tanrıseven’i gelişim geriliği problemi nedeniyle hastaneye götürdü. Yapılan tetkiklerin ardından kızının bağırsaklarında yer alan ve sindirimi sağlayan yapıların bozulduğunu öğrenen baba, kızının ince bağırsakta hasara neden olan alerjik sindirim sistemi problemi olan Çölyak hastalığına yakalandığını öğrendi. Aynı zamanda Çölyak hastaları için arpa, yulaf, buğday ve çavdar gibi tahılların içerisinde yer alan “gluten” adlı proteinin hasara neden olmasından dolayı kızlarının beslenmelerinde sorun olmaması için glutensiz ürünlere yöneldi. Baba Mehmet Tanrıseven, pahalı olması ve zor bulunması sebebiyle glutensiz ürünlerin listesi olan 20 sayfalık market alışverişinde, market raflarını saatlerce aradıklarını belirtti. "Bu hastalığın bir tedavisinin olmadığını ve kızımızın ömür boyu glutensiz diyet uygulamak zorunda olduğunu öğrendik. Ürünün içerisinde gluten olmasa dahi diğer etkenlerle gluten bulaşmış olabiliyor. Bu da bize büyük bir risk getiriyor. Riski azaltmak için Çölyak dernekleri tarafından glutensiz ürünlerin listesi hazırlanıyor. Ancak 45 bin ürünün bulunduğu yirmi sayfalık bir listeyle alışveriş yapmak çok zor." Avrupa'da kullanılan barkod okuma yöntemiyle glutensiz ürünlere ulaşmayı sağlayan bir cep telefonu uygulamasını kullanmak istediğini, fakat uygulamada kayıtlı ürünler Türkiye'de bulunmadığı için istedikleri faydaya ulaşamadıklarını aktaran Tanrıseven, şu değerlendirmede bulundu: "Glutensiz ürünlere ulaşmayı kolaylaştırmak için araştırmaya yöneldim ve teknolojiden faydalanmaya çalıştım. Tanıdığım bilgisayar programcılarıyla bir araya gelerek yaklaşık 4 aylık bir çalışmayla 'Gluten Scanner' isimli bir program geliştirdik. Barkod okuma yöntemiyle çalışan bu uygulamaya Türkiye'deki glutensiz 45 bin ürünü ekledik. Ürünlerin listesini zaman zaman güncelleyerek hastaların daha çok ürüne ulaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Daha önce marketlerden yaptığımız alışverişlerin süresi 2-3 saati bulabiliyordu. Bu uygulama sayesinde 15-20 dakikada alışverişimizi tamamlayabiliyoruz."

Kaynak: http://serihaber.net/saglik/colyak-hastasi-kizi-olan-mehmet-tanriseven-gluten-scanner-isimli-program-gelistirerek-hastalara-umut-oldu-h22132.html

Seri Haber
Çölyak Hastası Kızı Olan Mehmet Tanrıseven, Gluten Scanner İsimli Program Geliştirerek Hastalara Umut Oldu! Çölyak hastası olan kızı için cep telefonu uygulaması geliştiren adam, çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere ulaşmasını sağladı.. 30 Ocak 2016 Cumartesi 16:29 Çölyak Hastası Kızı Olan Mehmet Tanrıseven, Gluten Scanner İsimli Program Geliştirerek Hastalara Umut Oldu! 1 0 Çölyak hastası olan kızı için cep telefonu uygulaması geliştiren adam, çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere ulaşmasını sağladı.. Kamu görevlisi Mehmet Tanrıseven, 9 yaşındaki kızı Berra Tanrıseven’i gelişim geriliği problemi nedeniyle hastaneye götürdü. Yapılan tetkiklerin ardından kızının bağırsaklarında yer alan ve sindirimi sağlayan yapıların bozulduğunu öğrenen baba, kızının ince bağırsakta hasara neden olan alerjik sindirim sistemi problemi olan Çölyak hastalığına yakalandığını öğrendi. Aynı zamanda Çölyak hastaları için arpa, yulaf, buğday ve çavdar gibi tahılların içerisinde yer alan “gluten” adlı proteinin hasara neden olmasından dolayı kızlarının beslenmelerinde sorun olmaması için glutensiz ürünlere yöneldi. Baba Mehmet Tanrıseven, pahalı olması ve zor bulunması sebebiyle glutensiz ürünlerin listesi olan 20 sayfalık market alışverişinde, market raflarını saatlerce aradıklarını belirtti. "Bu hastalığın bir tedavisinin olmadığını ve kızımızın ömür boyu glutensiz diyet uygulamak zorunda olduğunu öğrendik. Ürünün içerisinde gluten olmasa dahi diğer etkenlerle gluten bulaşmış olabiliyor. Bu da bize büyük bir risk getiriyor. Riski azaltmak için Çölyak dernekleri tarafından glutensiz ürünlerin listesi hazırlanıyor. Ancak 45 bin ürünün bulunduğu yirmi sayfalık bir listeyle alışveriş yapmak çok zor." Avrupa'da kullanılan barkod okuma yöntemiyle glutensiz ürünlere ulaşmayı sağlayan bir cep telefonu uygulamasını kullanmak istediğini, fakat uygulamada kayıtlı ürünler Türkiye'de bulunmadığı için istedikleri faydaya ulaşamadıklarını aktaran Tanrıseven, şu değerlendirmede bulundu: "Glutensiz ürünlere ulaşmayı kolaylaştırmak için araştırmaya yöneldim ve teknolojiden faydalanmaya çalıştım. Tanıdığım bilgisayar programcılarıyla bir araya gelerek yaklaşık 4 aylık bir çalışmayla 'Gluten Scanner' isimli bir program geliştirdik. Barkod okuma yöntemiyle çalışan bu uygulamaya Türkiye'deki glutensiz 45 bin ürünü ekledik. Ürünlerin listesini zaman zaman güncelleyerek hastaların daha çok ürüne ulaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Daha önce marketlerden yaptığımız alışverişlerin süresi 2-3 saati bulabiliyordu. Bu uygulama sayesinde 15-20 dakikada alışverişimizi tamamlayabiliyoruz."

Kaynak: http://serihaber.net/saglik/colyak-hastasi-kizi-olan-mehmet-tanriseven-gluten-scanner-isimli-program-gelistirerek-hastalara-umut-oldu-h22132.html

Seri Haber

Kızı için geliştirdi, Çölyak hastalarının umudu oldu

Kızı Çölyak hastası bir babanın geliştirdiği cep telefonu uygulaması, çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere kolay ulaşmasını sağlıyor.
Kızı için geliştirdi, Çölyak hastalarının umudu oldu   

ADANA - YUSUF KOYUN

Adana'da bir babanın, Çölyak hastası kızı için geliştirdiği cep telefonu uygulaması çok sayıda hastanın glutensiz ürünlere ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Kamuda görevli Mehmet Tanrıseven, gelişim geriliği şikayetiyle hastaneye götürdüğü 9 yaşındaki kızı Berra Tanrıseven'in bağırsaklardaki sindirimi sağlayan yapıların bozulması nedeniyle ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir alerjik sindirim sistemi sorunu Çölyak hastası olduğunu öğrendi.

Baba Mehmet ve anne Dilek Tanrıseven, buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan "gluten" isimli proteinin hasara neden olmasından dolayı kızlarının beslenmesinde glutensiz ürünlere yöneldi.

20 sayfalık listeyle alışveriş

Baba Tanrıseven, pahalı ve bulunması zor olan glutensiz ürünleri daha önce ellerindeki 20 sayfalık bir listeyle market raflarında aradıklarını belirterek, şunları söyledi:

"Bu hastalığın bir tedavisinin olmadığını ve kızımızın ömür boyu glutensiz diyet uygulamak zorunda olduğunu öğrendik. Ürünün içerisinde gluten olmasa dahi diğer etkenlerle gluten bulaşmış olabiliyor. Bu da bize büyük bir risk getiriyor. Riski azaltmak için Çölyak dernekleri tarafından glutensiz ürünlerin listesi hazırlanıyor. Ancak 45 bin ürünün bulunduğu yirmi sayfalık bir listeyle alışveriş yapmak çok zor."

Avrupa'da kullanılan barkod okuma yöntemiyle glutensiz ürünlere ulaşmayı sağlayan bir cep telefonu uygulamasını kullanmak istediğini, fakat uygulamada kayıtlı ürünler Türkiye'de bulunmadığı için istedikleri faydaya ulaşamadıklarını aktaran Tanrıseven, şu değerlendirmede bulundu:

"Glutensiz ürünlere ulaşmayı kolaylaştırmak için araştırmaya yöneldim ve teknolojiden faydalanmaya çalıştım. Tanıdığım bilgisayar programcılarıyla bir araya gelerek yaklaşık 4 aylık bir çalışmayla 'Gluten Scanner' isimli bir program geliştirdik. Barkod okuma yöntemiyle çalışan bu uygulamaya Türkiye'deki glutensiz 45 bin ürünü ekledik. Ürünlerin listesini zaman zaman güncelleyerek hastaların daha çok ürüne ulaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Daha önce marketlerden yaptığımız alışverişlerin süresi 2-3 saati bulabiliyordu. Bu uygulama sayesinde 15-20 dakikada alışverişimizi tamamlayabiliyoruz."

 

UZMAN ERBAŞ VE ASTSUBAYLAR İÇİN ÖNERGE VERDİ - SONUÇ: REDDEDİLDİ

BİLECİK SAKARYA

http://tbmm.interpress.com/%28S%28k5qhskxb4rgprjruo1wb22lt%29%29/BasinAyrintiGoster.aspx?IDS=45423345&

UZMAN ERBAŞ VE ASTSUBAYLAR İÇİN ÖNERGE VERDİ

Aysun YILDIZ

CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, torba yasanın TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi sırasında uzman erbaşlarla astsubayların özlük haklarının düzeltilmesi için önerge verdi. Tüzün'ün konuşmasının ardından oya sunulan önerge AK Parti milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Uzman erbaşlar iki yıl görev yaptıktan sonra, boş kadro varsa diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki memuriyetlere atanabiliyorlardı. Hükümetin getirdiği Torba Yasa ile bu süre 7 yıla çıkarıldı.

Uzman erbaşlar bundan sonra 7 yıl görev yapmadan Türk Silahlı Kuvvetleri'nden istifa edip ayrılırlarsa memur olamayacak.

Tasarının görüşülmesi sırasında Genel Kurul'da konuşan CHP'li Tüzün, bunun Anayasaya aykırı olduğunu, kazanılmış hakların gasp edildiğine dikkat çekti.

Tüzün, tasarının Milli Savunma Komisyonu'nda görüştürülmediğini belirterek, "Halbuki komisyonumuzun uzmanlığı ile olgunlaştırılması gerekiyordu. Adeta komisyonumuzdan kaçırıldı. Umarım, bundan sonraki uygulamalar için emsal teşkil etmez. Aksi durum yasama faaliyetini verimsiz hale getirir, meclisimizin demokratik geleneklerini yok sayma anlamına gelir" dedi.

İki yıllık yüksek okulu mezunu uzman erbaşlara bir kademe, 3 yıllıklara iki kademe, dört yıl ve daha uzun süreli yüksek okul mezunlarına ise bir derece verildiğini anlatan Tüzün, bu düzenlemenin yetersiz olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Uzman erbaş olarak TSK'da görev yapanlar, iki hizmet yılım tamamladıktan sonra görevlerinden ayrıldıklarında, boş kadro varsa kamu kurum ve kuruluşlarındaki memuriyetlere atanabiliyorlardı.

Şimdi uzman erbaşların memuriyete atanma hakkı kazanabilmeleri için gerekli olan iki yıllık fiili hizmet süresi yedi yıla çıkarıldı. Yani kazanılmış hakları bu kanunla ortadan kaldırılıyor. Yani aynı yasayla kaşıkla verdiğinizi kepçeyle alıyorsunuz."

Tüzün, konuşmasında, bir uzman erbaşın kendisine gönderdiği mesajı okuyarak şunları söyledi:

"Her türlü zor koşullarda, bu karda kışta, dağlarda vatanı için cam pahasına görev yapan bu arkadaşlarımızdan birinin yazdığı mesajı izin verirseniz okumak istiyorum:

'Ben 40 yaşında uzman erbaşım 6 sene Şırnak Cizre'de görev yaptım ama çoğu zaman üs bölgelerinde, sınırda Hakkari'nin karakollarında görevlerde bulundum. O kadar çok göreve gidip evimden uzak kalmışım ki izinde evime geldiğimde yeni yeni konuşmaya başlayan çocuğum beni tanımadı ve annesine sarılıp beni göstererek "Bu adam kim?" dedi ve ben oturup ağladım benim durumumda binlerce insan var bizler bu vatan, bu bayrak uğruna canımızı seve seve veriyoruz ama Türk Silahlı Kuvvetlerinde değer görmüyoruz bu durum milli savunma komisyonuna geldi.... sadece özlük haklarımızın iyileşmesini diliyoruz"

Tüzün, ayrıca astsubayların sorunlarım da gündeme getirdi:

"Astsubaylarımızın da gözü kulağı Meclis'te. Daha önce intibak yasası çıktı ama dertlerine derman olmadı. Polislerimiz mesleğe 9'uncu derecenin ikinci kademesinden başlatılırken, ülkemizin savunmasını emanet ettiğimiz astsubaylardan bu hakkın esirgenmesi Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Örnek vermek gerekirse, ziraat, ev ekonomistleri veya teknik hizmetler sınıfına ait memurlar da göreve 9'uncu derecenin ikinci kademesinden başlatılmaktadır. Astsubaylarımıza yüklediğimiz sorumluluğu dikkate alırsak haksızlığı gidermek boynumuzun borcudur."

 

TBMM - YAZILI SORU ÖNERGESİ (SÖZLEŞMELİ KADIN ASTSUBAYLARIN ÇALIŞMA ŞARTLARINA İLİŞKİN) 07.01.2016

Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Yazılı ve Sözlü Soru Önergeleri Sonuç Formu
Dönemi ve Y.Yılı Esas No Başkanlığa Geliş Tarihi Önergenin Özeti
26 / 1 7 / 1497 07/01/2016  
Sözleşmeli kadın astsubayların çalışma şartlarına ilişkin
Son Durumu : İŞLEMDE Diğer Bilgiler...
Görüntülenen Kayıt Aralığı 1 - 1
Toplam Kayıt Sayısı 1
Sorgu Ekranına Git

 

  

Yazılı Soru Önergesi Bilgileri
  Yazılı Soru Önergesinin Metni
Dönemi ve Yasama Yılı 26/1
Esas Numarası 7/1497
Başkanlığa Geliş Tarihi 07/01/2016
Önergenin Özeti Sözleşmeli kadın astsubayların çalışma şartlarına ilişkin
Önergenin Sahibi CHP Artvin Mv.UĞUR BAYRAKTUTAN
Önergenin Muhatabı Başbakan Konya Mv.AHMET DAVUTOĞLU
Önergeyi Cevaplayan  
Önergenin Son Durumu İşlemde

   

 

TBMM - GENEL KURUL TUTANAĞI (UZMAN ERBAŞ KANUNU HK.) 26 OCAK 2016

Turkiye Buyuk Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı 26. Dönem 1. Yasama Yılı 32. Birleşim 26/Ocak /2016 Salı
Ulaşmak İstediğiniz sayfa aralığını giriniz.
Önceki Sayfa Sonraki Sayfa
Tutanak toplam 85 sayfadır.

BAŞKAN - ...

14'üncü madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere toplam üç önerge vardır.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 20/01/2016

Bülent Kuşoğlu Gülay Yedekci Mehmet Bekaroğlu

Ankara İstanbul İstanbul

Bihlun Tamaylıgil Lale Karabıyık Musa Çam

İstanbul Bursa İzmir

Ömer Fethi Gürer

Niğde

MADDE 14-18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 5 inci maddesinden "emekli aylığına hak kazandıkları tarihe kadar" ifadesi çıkarılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Uzman erbaşların 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 92 nci hükmünden yararlanabilmeleri için en az yedi hizmet yılını tamamlanmış olması gerekir. Bu fıkra hükmü kazanılmış haklar mahfuz kalmak suretiyle uygulanır."

BAŞKAN - Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette bulunduğundan önergeleri birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İsmail Faruk Aksu Mehmet Günal Erhan Usta

İstanbul Antalya Samsun

Erkan Haberal Arzu Erdem Mehmet Parsak

Ankara İstanbul Afyonkarahisar

Baki Şimşek Mehmet Erdoğan

Mersin Muğla

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

İdris Baluken Çağlar Demirel Hişyar Özsoy

Diyarbakır Diyarbakır Bingöl

Osman Baydemir Müslüm Doğan Lezgin Botan

Şanlıurfa İzmir Van

Erol Dora Mehmet Emin Adıyaman

Mardin Iğdır

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Emin Adıyaman.

Buyurun Sayın Adıyaman, süreniz beş dakikadır.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, önümüze gelen madde, uzman er ve erbaşların haklarının güvenceye alınmasına ilişkin bir madde. Doğrusu, Türkiye'de er ve erbaşların ve tüm yurttaşlarımızın ekonomik durumlarının düzeltilmesinden önce, öncelikle yaşam haklarının güvence altında olması gerekiyor. Dolayısıyla, gerek polis gerek er ve erbaşlar, asker gerekse gerilla gerekse sivil halkımızın ekonomik problemlerinden önce bu ülkede huzur içinde, özgürce, barış içinde yaşamanın koşullarını yaratmamız gerekiyor. Bu koşullar olmadan, insanların kendi geleceklerine güvenle, umutla bakmasının koşullarının olmadığı zeminde ekonomik durumlarını ne kadar düzeltirsek düzeltelim çok büyük bir anlam ifade etmeyecektir.

Dolayısıyla, sıkça grubumuz tarafından dile getirilen ve bölgede yaşanan savaşın ve çatışmanın yoğun acılarını her seferinde grubumuzdan hatip arkadaşlarımız dile getirmektedir. Bu konuda, özellikle, hâlâ bir bodrumda yaralı vaziyette bulunan 24 yurttaşımızın durumlarını bir kez daha dile getirdikten sonra aslında başka bir hususa değinmek istiyorum.

Bugün Sayın Cumhurbaşkanı kaymakamlarla bir toplantı yaptı. Bildiğiniz üzere, merkezî otoritenin dışında, merkezî otoriteyi yerelde temsil eden valilik, kaymakamlık ve muhtarlık birimleri söz konusu. AKP iktidarı ve Sayın Cumhurbaşkanı 7 Haziran tarihine kadar olan on üç yıllık iktidarı döneminde muhtarları hiçbir dönemde hatırlamaz iken 7 Haziran sonrası muhtarları bir anda keşfetmiş oldu ve hâlâ periyodik olarak muhtarlarla toplantı düzenlemekte ve muhtarların 940 lira olan maaşları bir anda 1.300 liraya çıktı. Bunun sebeplerini biliyoruz, valilerin konumunu da biliyoruz. Valilerin atanmaları tamamen siyasal iktidarın tercihiyle olan atamalar ama kaymakamlar mülkiyeden mezun olan, belli bir eğitim düzeyine ulaşmış ve bilgi birikimiyle hak ederek atanan bürokratlar veya kamu idarecileri.

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı muhtarlar ve valilerden sonra belli ki kaymakamları da kontrol altına almak istemektedir. Bugün ne diyor kaymakamlara? Bakın, aynen cümleyi okuyorum: "Mevzuat şöyledir böyledir. Mevzuatı koyun şöyle bir kenara. Yeri geldiğinde zihinsel inkılabınızı ortaya koyun. 'Ben bunu bu şekilde yaparım.' deyin ve yapın. İşte bu iradeyi ortaya koymaktır. Hiç çekinmeyin, kullanın." Bu, açık bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanının bugün kaymakamlara verdiği talimat "Anayasa başta olmak üzere tüm mevzuatı bir kenara bırakın, subjektif zihniyetinizin gerektirdiği kararları alın ve uygulayın. Yani AK PARTİ iktidarının siyasal tercihleri yönünde kararlar alın ve bunu pratiğe geçirin."

Valiler elde, muhtarlar da ele geçirildi, son kaymakamlar vardı, onlar da elde edildi. Dolayısıyla adım adım bu ülkede nasıl bir iktidarın inşa edildiğinin pratiğini görüyoruz. Bu, hep dile getirdiğimiz tekçi, iktidarcı ve sultan iktidarına dayalı bir sistemin inşasıdır ve Sayın Cumhurbaşkanı daha evvelleri bunu dile getirmişti. "Sistem değişmiştir. Anayasa'yı ve mevzuatı başkanlık sistemine göre uyarlayın." şeklinde beyanı netti ve bu pratiğe geçiriliyor. Artık, bundan sonra kaymakamlar da AKP'nin iktidarları doğrultusunda mevzuatı bir tarafa bırakacak ve subjektif yargılarıyla istediğini yapacak, tabii, iktidarın isteklerini yerine getirecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesi hakkında grubum adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

14'üncü madde uzman erbaşların yedi yıl görev yapmadan başka kurumlara geçişini engellemeye dönük bir düzenlemedir.

Uzman erbaşlar Türk Silahlı Kuvvetleri içinde görev yapan subay ve astsubaylar gibi oldukça zor şartlarda görev yapmakta, terörle mücadelede etkin rol üstlenmektedir. Kadrolu ve sözleşmeli olmak üzere 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'na tabi olarak istihdam edilmektedir. Bunlara bir de 3466 sayılı Kanun'a tabi çalışan uzman jandarmaları dâhil etmek gerekir.

Tasarının bütününe bakıldığında, bir yanda uzman erbaşların mali haklarına ilişkin bir iyileştirme yapılmakta, diğer yanda ise uzman erbaşların kazanılmış haklarını da ortadan kaldıran bir mağduriyet yaratılmaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak seçim beyannamemizde uzman erbaşların ek gösterge ve tazminat oranlarının artırılmasını, çalışma şartlarının iyileştirilmesini öngördük ve buna uygun kanun tekliflerini Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz tasarıyla, 3269 sayılı Kanun'un 5'inci maddesine eklenen fıkrayla uzman erbaşların yedi yıl hizmet yapmadan Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmaları önlenmekte, diğer kamu kurumlarına geçişlerinin önü kapatılmaktadır. 657 sayılı Kanun'un 92'nci maddesinin ikinci fıkrasında "657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanlar, boş kadro bulunmak ve gireceği sınıfın niteliklerini taşımak kaydı ile bu Kanuna tabi kurumlardaki memuriyetlere atanabilirler..." denilmektedir. Bu hükme göre 657 sayılı Kanun'a tabi olmayan kamu personelinden kendi isteğiyle görevinden ayrılanlar, durumlarına uygun kadro bulunmak şartıyla memur kadrolarına atanmaktadır. Uzman erbaşlar da bu kapsamda aynı şekilde iki yıl görev süresini doldurmak kaydıyla ihtiyaç ve kadro durumuna göre diğer kurumlardaki memur kadrolarına atanabilmektedir. Mevcut durumda uzman erbaşlar gerek çalışma şartlarının ağır olması gerekse emeklilik hakkı elde edemeden 45 yaşını doldurmaları, hastalık ve benzeri sebeplerle görevinden kendi isteğiyle ayrıldığında kamu kurumlarına geçmek için talepte bulunmakta, kurumlar da ihtiyaç varsa ve ilgililerin durumlarına uygun boş kadro bulunuyorsa atama yapmakta, yoksa yapmamaktadır yani kurumlar için takdiri bir durum söz konusudur. Çeşitli kamu görevinden ayrılıp memuriyete girmek isteyen diğer kamu görevlileri için de aynı durum söz konusudur. Ancak düzenlemeyle diğer kamu çalışanlarına nazaran eşitsizlik yaratacak şekilde sadece uzman erbaşlar bu genel hükmün dışına çıkartılarak mağdur edilmektedir. Üstelik hastalık ve benzeri zorunlu sebepler de dikkate alınmadan, hiçbir istisna getirilmeden uzman erbaşların başka kurumlara geçişi engellenmektedir.

Yine, düzenlemeyle mevcut çalışanlar açısından bakıldığında işe girerken tabi oldukları hukuk korunmamakta, kazanılmış hakları ihlal edilmektedir. Böyle bir düzenleme yapılsa bile sadece yeni atanacak olanları kapsaması, kazanılmış hakların korunması açısından zorunlu bulunmaktaydı. Hatırlanacağı gibi, yakın zamanda sözleşmeli erbaşların ücretlerini de asgari ücrete bağlayan yasa hükmünü de yine erbaşların aleyhine olacak şekilde burada değiştirmiştiniz.

Sonuç olarak, getirdiğiniz bu düzenleme hukukun en temel prensiplerine; eşitlik, genellik ve kazanılmış hak ilkelerine aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, bu sebeplerle tasarının 14'üncü maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un 5'inci maddesine eklenmesi öngörülen söz konusu hükmün tasarı metninden çıkartılması gerekmektedir. Uzman erbaşlara yönelik bir eşitsizliğin ve adaletsizliğin giderilmesi için verdiğimiz önergemizi destekleyeceğinizi umuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 14'üncü maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 20/01/2016

Mehmet Bekaroğlu (İstanbul) ve arkadaşları

MADDE 14-18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 5 inci maddesinden "emekli aylığına hak kazandıkları tarihe kadar" ifadesi çıkarılmış ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Uzman erbaşların 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 92 nci hükmünden yararlanabilmeleri için en az yedi hizmet yılını tamamlanmış olması gerekir. Bu fıkra hükmü kazanılmış haklar mahfuz kalmak suretiyle uygulanır."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, Edirne Milletvekili Erdin Bircan.

Buyurun Sayın Bircan, süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

ERDİN BİRCAN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Mevcut düzenlemede, uzman erbaş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan ve iki hizmet yılını tamamladıktan sonra kendi istekleriyle görevden ayrılanlar boş kadro bulmak kaydıyla kamu kurum ve kuruluşlarına memur olarak atanabiliyorlardı. Bu maddeyle bu iki yıllık süre yedi yıla çıkarılmak istenmektedir. Bu madde değişikliği hâlen görevde olan uzman erbaşları da kapsadığı için onların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmaktadır. Kazanılmış hakların korunması hukukun genel ilkesidir. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak biz bu maddenin tasarı metninden çıkarılmasını talep ediyoruz.

AKP iktidarı kazanılmış hakları gasbetme konusunda zaten uzman. Yalnızca hak gasbında mı? Tabii ki hayır. AKP iktidarının 7 Haziran seçimleri öncesi "Kaynak nerede?" diye bize sorduğu, 1 Kasımda birdenbire bizim seçim beyannamemizden aşırdığı konuları da unutmadık. Hukuki olarak hazırlanmış hakları gasbetmenin yanında, bizim seçim beyannamemizdeki konuları çalma, aşırma konusunda AKP uzman.

AKP'nin en maharetli olduğu husus çalmaktır. Partimizin beyannamesinden yapılan çalmalar halkımızın yararınadır, diğerleri halkımızın cebindendir. Oradan buradan çalarak yararlanacağınız bir şeyler bulmak istiyorsanız eğer, ustanıza sorun ustanıza. Size kalmış bir mirastır. (AK PARTİ sıralarından "Terbiyesiz!" sesleri)

Evet, bir gün Stalin'den, bir gün Necip Fazıl'dan alıntı yapmaktan hiç kaçınmaz. Erdal Eren'e ağlar ama 12 Eylül cuntacılarının da yanından ayrılmaz. "Dün dündür, bugün de bugündür." diyerek Demirel'in pabucunu bile ters çevirir. AKP'li milletvekilleri halkımızın dertlerini dinlemek, onlara çare bulmak yerine, yandaş basın gibi, Anayasa'ya ve içtiği yemine aykırı hareket eden Cumhurbaşkanını savunmaktadır. Evet, evet aynen, aynen.

MURAT BAYBATUR (Manisa) - Kim verdi oyu? Size 25'i kim verdi? Siz kaç aldınız?

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Madem başladınız, Cumhuriyet Halk Partisi beyannamesinde olan diğer hususları da alın, Meclisin gündemine getirin ve yasalaştıralım da milletimiz de huzura varsın. Mazotu 1 lira 80 kuruştan verin de çiftçimiz rahat bir nefes alsın.

MURAT BAYBATUR (Manisa) - Önerge nerede, önerge?

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Var, var.

Söz veriyoruz, beyannamemizdekileri çaldığınız için de sizi dava etmeyeceğiz.

MURAT BAYBATUR (Manisa) - Et, et, Allah aşkına et.

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Sizin hesap makineleriniz yandaşlarınıza çalışır; Cumhuriyet Halk Partisinin hesap makinesiyse sadece ve sadece milletimize çalışır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Göreceksiniz, maliyeti sadece yandaş medyanıza aktardığınız para kadar yok, yandaş medyaya aktardığınız para kadar değil bu vereceğiniz arkadaşlar.

Dış politikada da beyannamemize bir bakın ve bakın da bulaşmış olduğunuz Orta Doğu bataklığından ülkemizi kurtarmanın yolunu bulursunuz, kan akmasına sebep olmaz, akan kana çare olursunuz.

MURAT BAYBATUR (Manisa) - Önerge nerede?

ERDİN BİRCAN (Devamla) - AKP iktidarında esnafımız siftahsız dükkân kapatmakta.

MURAT BAYBATUR (Manisa) - Ya, ya!

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Evet, evet, Edirne'de öyle, evine ekmek götüremeyecek duruma düşmüştür. Çiftçimiz bugün hiç olmadığı kadar zor günler geçirmektedir. Seçim bölgem olan Edirne'de binlerce çiftçi tarlalarını satmakta ve haciz korkusu yaşamaktadır, emeğinin, alın terinin karşılığını alamamaktadır. Hükûmetiniz bu durumu seyretmekte, hatta desteklemektedir. Ayrımcılık, kayrımcılıkta zirve, adalette dip yapan devriiktidarınızda seçim bölgesi Edirne'm cezalandırılmaktadır arkadaşlar, seçim bölgem Edirne'mi cezalandırıyorsunuz.

Tarım ve hayvancılık bölgesi olan Edirne'm Avrupa Birliğinin kırsal kalkınma desteklerinden yararlandırılmamaktadır. 42 ile verilen destek, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'a verilmemektedir. Çeltik üreticisi, ayçiçeği üreticisi, buğday üreticisi mağdur edilmiştir. Bu konuyla ilgili vermiş olduğumuz soru önergesi AKP'nin Edirne'ye bakışının tam da itirafıdır. Bakanlık Edirne için çalışma yapılmadığını itiraf etmiştir arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Benim önergeme karşı bakanlık "Bizler Edirne için hiçbir çalışma yapmadık." diyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Önergeye oy vereceğiz de ne olduğunu bilmiyoruz.

ERDİN BİRCAN (Devamla) - AKP'nin Edirne köylüsüne, çiftçisine bakışı maalesef budur. AKP'nin bütün siyaseti ustasından miras kalmıştır.

BAŞKAN - Süreniz dolmuştur.

ERDİN BİRCAN (Devamla) - "Taraf olmazsan bertaraf olursun, taraf olursan bendensin." diyen bir…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Önerin ne getiriyor, nasıl oy vereceğiz biz şimdi?

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Evet, "Taraf olmazsan cezalandırırım." diyor ama biz Edirneliyiz, bizler hiçbir şeyden korkmayız, bizler Mustafa Kemal Atatürk'ün torunlarıyız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Askerlerisiniz.

ERDİN BİRCAN (Devamla) - Korkmayacağız, yılmayacağız ve sizden hesabını soracağız. [CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından alkışlar(!) ve "Bravo(!)" sesleri]

Teşekkür ederim alkışlarınız için.

BAŞKAN - Süreniz dolmuştur.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım, söylemiyorum yani baştan sona cevap verilmesi gereken bir konuşmaydı. Sataşmadan söz almak istiyorum. İtham ve ilzamlarına cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnceöz.

İki dakika sataşmadan söz veriyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; biraz evvelki hatibin tüm sözlerini kendisine aynen iade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Baştan sona sözde teşbih yapmak suretiyle inanılmaz bir hataydı bu "çalmak" vesaire "AK PARTİ…" Bunların hepsini topyekun reddediyoruz. Neden reddettiğimi söyleyeceğim.

Eğer seçim beyannamenize 7 Haziranda koyduğunuz bütün o sözler, vaatler geçerli olsaydı 7 Haziranda vatandaş sizi iktidar ederdi. Eğer bu konuda örnek olduysanız bundan da övünmelisiniz.

ERDİN BİRCAN (Edirne) - 7 Haziranda siz düştünüz, bizim beyannamemizle düştünüz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Biz 7 Haziran sonrası dedik ki: Dersimize çalıştık, milletimizden gelen talepleri değerlendirdik ve buna yönelik de bir seçim beyannamesi hazırladık. Kötü mü ettik değerli milletvekili arkadaşlarım? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Seçim beyannamesine bunu milletimizden gelen talepler doğrultusunda koyduk.

ERDİN BİRCAN (Edirne) - Cama koyacağız, kapıya koyacağız; çalmanıza gerek yok, veririz, halk için olsun yeter ki.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Dinle, dinle.

Senin baştan sona hatalarla dolu, teşbihlerle dolu, yanlış benzetmelerle dolu konuşmanı buradaki grup sabırla dinledi, grubuma da teşekkür ediyorum ayrıca.

Yine, bütün bunu "ustadan" diye Sayın Cumhurbaşkanımızı ağzınıza almayın bu konuda. Sayın Cumhurbaşkanımız, kurucu genel başkanımız on üç yılda Türkiye'de adaletten emniyete, sağlıktan ulaşıma her alanda milletimizin gönlünü kazanmış -Başbakanlığı döneminde de- ve birçok konuda hakikaten yapılan hizmetlerin mimarı olan bir zattır. Anayasa'daki…

Anayasa'yı okumanızı tavsiye ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün Anayasa'daki konumu gereğince milletimizin oyuyla seçilmiş yüzde 52'yi temsil etmektedir ve yüzde 52'nin gereği de neyse… Bundan öncekiler gibi "Ben oraya kapanıp bir Cumhurbaşkanlığı yapmayacağım." diye zaten sahada, seçim beyannamesinde söylemişti. Çıktığında şunu söyledi: "Ben bundan önceki gibi Cumhurbaşkanlığı görevini…"

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Süre bitti Sayın Başkanım.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Evet, bugün valileri toplayacak, kaymakamları toplayacak, muhtarları toplayacak ve ak sarayın, Külliyenin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - …milletimize kapıları sonuna kadar açılmıştır.

İşte, bizim ustadan aldığımız miras, milletimizin hizmetkârı olmaktır, bundan sonra da olmaya devam edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Teşekkürler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Grup Başkan Vekili grubuna sataşıldığı gerekçesiyle söz aldı. Kendisini dikkatle dinledik ancak konuşmasının son kısmında, şu anki Cumhurbaşkanının görev yapış biçimini ifade ederken "kendisinden öncekiler gibi kapanıp" demek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin bundan önceki tüm Cumhurbaşkanlarına ve kendi partisinin kurucu başkanını savunayım derken Cumhuriyet Halk Partisinin kurucu genel başkanına ağır bir sataşmada bulunmuştur, cevap vermek isteriz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Kendisinden öncekiler gibi" dediniz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Bir dakika…

Sayın Başkanım, özellikle şu da tutanağa geçsin diye söylüyorum, özellikle üstüne basa basa söylüyorum; bunu, şunun için söyledim: İlk kez bir sistem değişikliği. Nedir? Cumhurbaşkanı ilk kez Parlamento dışında, milletin iradesiyle seçiliyor ve doğal olarak da milletin iradesiyle seçilen bir Cumhurbaşkanımız sahada şunu söylemiştir; evet, bu sözlerin de arkasındayız: "Biz, bulunduğumuz alanları halkımıza açacağız çünkü milletin oyuyla seçiliyoruz yani aracısız, milletvekilleriyle değil, milletin oyuyla doğrudan seçiliyorum." demiş ve bundan sonraki Cumhurbaşkanlığı sürecinin çok farklı olacağını söylemiştir, o sözümün de arkasındayım.

BAŞKAN - Sayın Özel, sataşmadan söz vereceğim ama tabii ki grubunuza yönelik olarak da özellikle o beyannameden alınan şeylerle ilgili de ifadeler olduğu için, ondan dolayı, ben sataşmadan iki dakika size söz veriyorum.

Buyurun Sayın Özel.

Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce grubumuzun değerli bir milletvekili önergemiz üzerinde söz aldı, görüşlerini bildirdi. Elbette iktidar partisine yönelik eleştiriler olacak. Zaten Sayın Grup Başkan Vekili de 7 Hazirandaki Cumhuriyet Halk Partisinin seçim bildirgesinin taklit edilmesinin, kopyalanmasının ve benimsenmesinin yanlış bir şey olmadığını kendi grubuna da tasdik ettirmiştir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisinin her türlü olumlu, halk lehine, vatandaş lehine yapmış olduğu önerinin, önermenin, kanun teklifinin dikkatle incelenmesi ve hızla kanunlaştırılması gerektiğini savunuyoruz. Burada bir sıkıntı yok. Ama sayın grup başkan vekili mevcut Cumhurbaşkanının uygulamalarını aklayayım derken "kendisinden önceki gibiler gibi kapanmamış" diyerek, partisinin kurucu genel başkanını savunayım derken Cumhuriyet Halk Partisinin Kurucu Genel Başkanı ve ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e de bir hakarette bulunmuştur. Bu hakareti doğru bulmuyoruz, kınıyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Pes doğrusu!

BAŞKAN - Böyle bir şey yok, böyle bir şey zaten kullanılamaz.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Atatürk'ün resmini kim çöpe attı?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Siz Atatürk'ün posterini odasından indiren sayın milletvekiline konuşun!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bu makamda Cumhuriyet Halk Partisinin Kurucu Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk…

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - En büyük saygısızlığı yapan sizsiniz! Siz posterini odasından indiren milletvekiline konuşun Sayın Özel!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …ülkenin o günkü imkânlarında ülkenin tüm illerini, tüm ilçelerini teker teker gezerek cumhuriyeti, cumhuriyetin kurtuluşunu ve ardından kuruluş felsefesini ülkedeki vatandaşlarla bire bir paylaşarak, etkileşerek bu cumhuriyeti kurmuştur.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Siz sadece hamaset yapıyorsunuz! Siz, Cumhurbaşkanının posterini indireni genel başkan yardımcısı yapıyorsunuz! Siz, Atatürk'ü ağzınıza almayın!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ama sizin savunmak için çıktığınız Cumhurbaşkanı ettiği yeminde tarafsızlık üzerine namusunu ve şerefini ortaya koyduğu hâlde her hafta tarafsızlığını ihlal etmekte ve bir parti genel başkanı gibi, partili bir Cumhurbaşkanı gibi davranmaktadır.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Almayın ağzınıza Atatürk'ü!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Başkan Atatürk'ün resmini siz kaldırdınız!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Posterini indiren milletvekilini genel başkan yardımcısı yapıyorsunuz, Atatürk'ün adını ağzınıza almayın! Almayın!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sizin kurucu genel başkanınızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …namus ve şeref üzerine ettiği yemini size hatırlatmaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Atatürk'ün resmini kaldırıp çöpe attınız!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Edeceksiniz de milletvekiliniz posterini odasından indirdi, ona bir şey diyemiyorsunuz! Atatürk'ü sadece kullanıyorsunuz siz!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Atatürk'ün resmini çöpe attınız siz!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Yani, bunu tutanağa geçsin diye söyleyeceğim.

BAŞKAN - Sayın İnceöz, duyamadım.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Bir daha konuşmayın Atatürk'ü! Önce onun cezasını verin!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Hangi vekiliniz attı çöpe?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sadece hamaset yapıyorsunuz siz! İndirmedi mi posteri? İndirdi. Genel başkan yardımcısı şu anda. Yazıklar olsun size!

BAŞKAN - Sayın Çavuşoğlu…

Sayın İnceöz, buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Bunu tutanağa geçsin diye söylüyorum, yeniden sataşmadan söz almayacağım. Şunun için, biraz evvel söyledi, dedi ki "Sayın Cumhurbaşkanımızı aklamaya…" Bizim, çok şükür, Sayın Cumhurbaşkanımızın aklanmaya ihtiyacı yoktur, kendisinin tüm işleri şeffaftır. "Aklamak" denilince burada başka bir mana çıkmaktadır. Asıl kendisinin çıkıp burada bu düzeltmeyi yapması lazım, temiz bir dille konuşması lazım burada, bu kürsüde. Sayın Cumhurbaşkanımızı aklamak vesaire yani bunlar hakikaten bu milletin kürsüsünde konuşulacak şeyler değil. Bununla beraber, benim kastımın bu olmadığını çok iyi biliyorsunuz ama meseleyi ta alıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar götürdünüz. Pes doğrusu! Bu da ayrı bir kabiliyet diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞTAN - Teşekkürler İnceöz.

Sayın milletvekilleri, lütfen üslubumuza hepimizin dikkat etmesi lazım, hepimizin ortak değerlere aynı şekilde sahip çıkması ve hepimizin, herkesin temiz bir dille bir şekilde konuşması gerekir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekili posterini odasından indirmiştir ve o milletvekili genel başkan yardımcısı olmuştur. Yazıklar olsun diyorum.

BAŞKAN - Sayın Çavuşoğlu…

Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14'üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15'inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinde yer alan "şeklinde" ibarelerinin "olarak" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal Erhan Usta Arzu Erdem

Antalya Samsun İstanbul

İsmail Faruk Aksu Deniz Depboylu Kamil Aydın

İstanbul Aydın Erzurum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 15'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Kuşoğlu Mahmut Tanal Seyit Torun

Ankara İstanbul Ordu

Musa Çam Yaşar Tüzün

İzmir Bilecik

MADDE 15- 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde bulunan "2/3'ü" ibaresi "5/6'sı" şeklinde ve üçüncü cümlesinde yer alan "2200'ü ibaresi "3.000'i" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Çağlar Demirel Ahmet Yıldırım

Diyarbakır Diyarbakır Muş

Mehmet Emin Adıyaman Mahmut Toğrul Erol Dora

Gaziantep Iğdır Mardin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan yasanın "Uzman jandarmaların ek göstergeleri yükseltilmektedir." diyen maddesiyle ilgili HDP Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Biz burada bunları konuşurken Cizre'de her an ölümle karşı karşıya kalan sivil vatandaşlarımız bir evin bodrum katında bizden yardım beklemektedir, 14 kişi yaralı, içlerinde ağır yaralılar da vardır, acilen hastaneye ulaştırılmayı bekliyor, ambulans bekliyor, aç susuz bizden yardım beklemektedirler. Üç gündür, Sağlık Bakanlığından, İçişleri Bakanlığından, hatta Başbakandan olaya dâhil olmalarını, sorunu çözmeleri konusunda yardımcı olmalarını istedik, bilgilendirmeler yaptık ama şu ana kadar bir sonuç alamadık. Görüşmelerimizin de yine devam etmekte olduğunu da buradan belirtmek istiyorum.

Bu maddede "Uzman jandarmaların ek göstergeleri yükseltilmektedir." deniliyor. Öncelikle, Allah kimseyi uzman jandarma olmaya zorlayacak kadar aç, fakir, biçare bırakmasın diyorum. Siz hiç "Büyüyünce uzman jandarma olacağım." diyen bir çocuk gördünüz mü, duydunuz mu?

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) - Gördüm.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Çok gördük.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Tövbe, ben duymadım, ben çocuk hekimiyim, her gün çocuklarla şey yapıyorum, bir gün "Ben büyüyünce uzman jandarma olacağım." diyen bir çocuk görmedim ve ben bunları ezbere konuşmuyorum, çevremde en fazla er ve erbaşların tezkere bıraktığı memleketten geliyorum, fakir bir memleketten, en fazla uzatmalı er ve erbaş Adıyaman'dan çıkmaktadır. Bunların nedeni fakirliktir. [AK PARTİ sıralarından alkışlar(!)]

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Bravo(!)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sayın Başkan, bu nedir?

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Başkan, usule aykırı bir durum bu yani.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - İçten alkışladığını biliyorum.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim.

Buyurun Sayın Yıldırım.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Bunu ezbere söylemiyorum çünkü çevremde yüzlerce bunun gibi aile var. Bir araştırma yapalım, en fazla güvenlik görevlisi, polis, uzman er ve erbaşın Adıyaman'dan çıktığını göreceksiniz çünkü Adıyaman maalesef işsizlikte ülkede ilk sıralardadır, âdeta bir ırgat şehridir. Bu işsizlik ve çaresizlik içinde gençlerimiz istemeye istemeye bu meslekleri âdeta yapmaya zorlanmaktadır. Çevremde gördüğüm bu gençlerin ortak yanı hepsinin fakir aile çocuğu olmalarıdır. "Aç kalmaktansa en iyisi askere gidelim…" Tezkere bırakmak suretiyle er veya erbaş olmayı tercih etmektedirler.

Bu gençlerimizin ortak bir emeli var -az önce benden önce konuşan hatip arkadaşlar da söyledi- uygun bir kadro olursa bir an önce devlet memuru olmayı tercih etmektedir hatta belediyelere geçiş yapmayı tercih etmektedir. Bu konuda her er ve erbaşın gelip bizlerden de yardım istediğini yakından göreceksiniz.

Aynı şekilde, buna paralel son günlerde koruculuk sistemi dayanmıştır. Bugün sosyal medyada Adıyaman'da koruculuk üzerine ailelerin birbirine girdiği haberlerini duydum, buna çok üzüldüm. Bir korucu… Belki benim açımdan dünyanın en adi mesleklerinden olan koruculuk için birbiriyle kavga eden aileler duyuyorum, ben bundan da hicap duyuyorum.

Ben bu duygularla…

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Adi ne?

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) - Sayın Başkan, daha ne diyecek ya!

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, hiçbir meslek adi değildir ve o mesleği yapanlar da…

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Başka çare bulun, bu işsizliği başka şeylerde kullanın…

ZİHNİ AÇBA (Sakarya) - Aynaya bak, aynaya.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Teröristlikten iyidir, teröristlikten.

BAŞKAN - Lütfen düzeltin, kesinlikle…

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Kardeşi kardeşe vurdurmayı ben dünyanın en kötü mesleği olarak kabul ediyorum. Kardeş kardeşi vuruyor orada, siz içlerinde olmadığınız için, sıcak evlerinizde ahkâm kesmeyin.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Adi olanlar teröristler, adi olanlar teröristler.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Adi olanlar, senin gibi meseleyi bilmeyenler, adi olan senin gibi adamlardır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen temiz bir dille konuşun.

Sayın milletvekilleri, siz de kürsüdeki hatibe müdahale etmeyin ama lafımızı kullanırken de nereye gittiğini çok iyi düşünmek durumundayız.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Koruculara adi diyemez. Koruculara bu kürsüde adi denilemez.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Siz konuşun, konuşun, bakmayın.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Ben adi bir meslek olarak… Onlar benim yakınım. Korucu senin yakının değil, benim yakınım, ben koruculara demiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ne demek bu ya?

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Koruculuk müessesesi adi bir müessesedir. Bunun üzerine halkın, ailelerin birbirine girmesini de kabul edemiyoruz.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Bunun hükmünü siz veremezsiniz.

BAŞKAN - Sayın Yıldırım, lütfen temiz bir dille konuşalım. Hiçbir mesleği bu şekilde zan altında bırakmaya hiçbirimizin hakkı yoktur.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Korucular sahipsiz değildir. Benim de akrabalarım var orada.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) - Benim söylediğim şahıslara yönelik değildir. O müessese kardeşi kardeşe kırdırmaktadır. Kardeşi kardeşe kırdıran bütün meslekleri ben kınıyorum.

Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, tutanaklara girmesi bakımından ifade ediyorum: Koruculuk da diğer güvenlik görevlileri gibi, kadrolu, yasal bir kurumsal yapıdır. Ne acizliktir ne diğer olumsuz birtakım sıfatlar atfedilemez. Şerefli bir meslektir ve vatan müdafaası için canla başla görev yapıp gerektiğinde gazi ve şehit olmaktadırlar. Dolayısıyla, olumsuz sıfatları reddederiz Milliyetçi Hareket Partisi olarak.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Başkan...

BAŞKAN - Kesinlikle, kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz de tüm meslekler gibi koruculuk mesleği de vardır ve sistemimizde geçerli olan bir meslektir. Dolayısıyla, o mesleği de yerine getiren herkes onurlu bir şekilde vazifesini icra ediyordur. Hiçbir mesleği şu ya da bu şekilde töhmet altında bırakmak doğru değildir, kabul edemeyiz.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Başkanım, şimdi, bir eleştiri yapılırsa bir sisteme ve zihniyete eleştiri yapılabilir.

BAŞKAN - Eleştiri yapılabilir ama eleştirimizi yaparken dikkatli bir dil kullanmak durumundayız.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Bir sisteme ve zihniyete yapılacak eleştiriye niye bu kadar tepki gösterildiğini anlamış değiliz. Burada bunu ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 15'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Yaşar Tüzün (Bilecik) ve arkadaşları

MADDE 15- 3269 sayılı Kanunun 16'ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde bulunan "2/3'ü" ibaresi "5/6'sı" şeklinde ve üçüncü cümlesinde yer alan "2200'ü ibaresi "3.000'i" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün.

Buyurun Sayın Tüzün. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Tasarı'nın 15'inci maddesinde verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, sevgili arkadaşlar, ben aynı zamanda Millî Savunma Komisyonu üyesiyim. Ne yazık ki Komisyonumuzun görev alanına giren çok sayıda maddeyi barındıran bu tasarı Komisyonumuzda görüşülmedi. Hâlbuki Komisyonumuzda uzmanlarımızla birlikte bu tasarıyı tartışmış ve görüşmüş olsaydık, çok daha sağlıklı bir kanun ortaya çıkarmış olurduk.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; özellikle Meclis Başkanlık Divanının, partilerimizin grup başkan vekillerinin bu tür kanunların çıkması noktasında komisyonları, alt komisyonları, ihtisas komisyonlarını yok sayarak direkt Plan ve Bütçe Komisyonundan Genel Kurula getirilmesi hem komisyona hem de Genel Kurula, Meclise yapılacak en büyük saygısızlıktır. Bu kanunda 40'ın üzerinde madde var, bir torba kanun olarak gündeme geliyor. Torba kanunu yetmiyor, 40 ayrı farklı konuda bir de temel kanun olarak koyuyorsunuz. Maddeler hakkında konuşma şansımız yok, grupların konuşma şansı yok, milletvekilleri olarak şahsi konuşma şansımız yok. Buraya gelen, sağ olsun, Hükûmet adına gelen bakanlarımız verilen her önergeye sabit bir şekilde komisyonla birlikte ret oyunu kullanıyorlar ama önergenin içeriğinde ne var ne yok doğrusu onlar da bilmiyorlar. Yasama olarak yürütmeye yani Bakanlar Kuruluna bu kadar yetkiyi verdiğimiz müddetçe bu Genel Kurulun ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerini her zaman olduğu gibi bu Hükûmet ve bu bakanlar da gaspedecektir. Bu, doğru bir gidiş değildir, bu Genel Kurulu, yüce Meclisi yok sayarak oldubittiye getireceğimiz kanunların torba kanun olarak ve en önemlisi temel kanun olarak yüce Meclise gelmesi bütün milletvekillerine yapılan en büyük saygısızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, evet bu tasarıda ne var? Uzman erbaşlarımız iki yıl süreyle görev yaptıklarında görevlerinden ayrılıyor kamu kurum kuruluşlarına ve belediyelere geçiş hakkı vardı. Ne yaptınız şimdi? Bu iki yıllık hakkı yedi yıla çıkarıyorsunuz. Bu doğru mu arkadaşlar, bu doğru mu? Yani, iki yıl, üç yıl, dört yıl süreyle görev yapan arkadaşların haklarını gasbediyorsunuz. Bu doğru mu? Bu vatan uğruna, bayrağımız uğruna Doğu ve Güneydoğu'da bu görevi yapan arkadaşlarımız, sıkılmışlıklarından, ekonomik sorunlarından, özlük haklarından mahrum bırakılarak iki yıl, üç yıl süreyle görev yapıp yedi yıla çıkarmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu konuda, Millî Savunma Komisyonu üyesi olarak çok sayıda uzman er ve erbaşımızdan mail geldi, mektup geldi. Bir tanesini kısaca paylaşmak istiyorum. Az önce konuşan milletvekili hatip arkadaşa örnek olsun. Bunları yok sayarak, görmezlikten gelerek, orada görev yapan arkadaşlarımıza bu şekilde üslup kullananlara… Bu uzman erbaşımızın yazdığı maili sizlerle paylaşmak istiyorum: "Ben kırk yaşında uzman erbaşım. Altı sene Şırnak Cizre'de görev yaptım ama çoğu zaman üs bölgelerinde yani sınırda, Hakkâri'nin karakollarında görevlerde bulundum. O kadar çok göreve gidip evimden uzak kalmışım ki, izinde evime geldiğimde yeni yeni konuşmaya başlayan çocuğum beni tanımadı ve annesine sarılıp beni göstererek "Bu adam kim?" dedi ve ben oturup ağladım, benim durumumda binlerce uzman çavuş erbaş var." diyor.

Değerli arkadaşlarım, bu ülkede vatanımız ve bayrağımız uğruna bu kutsal görevi yapan arkadaşlara büyük haksızlık ediyoruz. Bunların özlük haklarının iyileştirilmesi noktasında gerekli yetkiyi ve desteği vermemiz gerekir. Aynı şekilde astsubaylarımıza bu haksızlığı yapıyoruz. Astsubaylarımızın özlük haklarında bir iyileştirme yaptık ama polis memurlarımız 9'un 2'sinden dereceye başlatılırken astsubaylarımız hâlâ 9'un 1'inden göreve başlatılıyor.

Dolayısıyla bu haksızlıkların giderilmesi noktasındaki Cumhuriyet Halk Partisi olarak verdiğimiz önergelerin kabulü yönünde oy kullanmanızı talep ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 15'inci maddesinde yer alan "şeklinde" ibarelerinin "olarak" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Haberal (Ankara) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekili Erkan Haberal.

Buyurun Sayın Haberal. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN HABERAL (Ankara) - Büyük Türk milleti, milliyetçi ülkücü hareket, Türk milletine sevdasından başka hiçbir karşılık beklemeden yaşayan dürüst, idealist ve yüksek ahlaklı Türk'ün yoludur. Milliyetçi ülkücü hareket, büyük ve güçlü Turan ülküsünün, karşılığı olmayan sonsuz bir vatan ve millet sevgisinin adıdır. Milliyetçi hareketin şerefli mücadele tarihi canla ve kanla ödenmiş bedellerle doludur.

Fatih İlçe Başkan Yardımcımız İbrahim Küçük Türkmen Dağı'nda şehit olarak bugün millet sevdasının bedelini canıyla ödemiştir. Yüceler yücesi Allah'ım gani gani rahmet eylesin.

Yine 26 Ocak 2014 günü hain PKK'lılarca şehit edilen Yusufiyeli, Yusufiye'nin bütün acısını, kahrını çekmiş Cengiz Akyıldız ağabeyimizin de tekrar ruhu şad olsun diyorum, mekânı cennet olsun diyorum.

Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri, sene başında bu kürsüye çıkarak 2015 yılı şehitlerimizi isimleriyle zikretmiş, aziz hatıraları önünde saygıyla eğilmiştim, Türk milletinin yüz binlerce şehidinin kanıyla kurduğu gazi Meclisin kendilerine minnettar olduğunu ifade etmiştim. Amacım sayın milletvekillerinin dikkatini özellikle bu konuya bir kez daha çekmekti. Yaklaşık bir ay süre geçmesine rağmen ikazlarımızın hiç dikkate alınmadığını, hâlen bir tarafın "çözüm" bir tarafın "barış" diyerek ortalığı karıştırdığını gözlemliyorum.

Sayın milletvekilleri, biz bu oyunu daha evvel gördük. Devletimizle, milletimizle, hükûmetimizle, bütün kurumlarımızla nasıl oyun oynandığını, nasıl dalga geçildiğini, nasıl istismar edildiğini hep beraber yaşadık. Sayın Başbakan Yardımcısı ve bir öncesi eski Sayın Başbakan Yardımcımız yeni görüşmelerden bahsettiğini söylediler, buna müsaade etmeyin, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri olarak siz buna müsaade etmeyin. Bir çözüm denildi, bir açılım denildi, Habur'da teröristler memlekete sokuldu, açılım başlatıldı, Barzani'yle "Megri megri" denildi, açılıma devam edildi, Dolmabahçe'de açılımın zirvesi yapıldı, Albayrağ'a sarılı yüzlerce şehidimizle açılım neticelendirildi. Buyurun size çözüm, alın size açılım, alın size barış.

Geçen hafta bir sayın, çok sayın milletvekili çıktı, bu kürsüde, hepimizin gözlerinin içine bakarak "Çocuklarımız soracak, torunlarımız soracak 'Baba, dede siz o Mecliste ne yaptınız?' diyecekler." dedi buradan hepimize. Çok doğru söylüyor. Cevap veremeyeceğiz. Katilleri serbest bıraktık diyemeyeceğiz, teröristlere özel mahkemeler kurdurduk diyemeyeceğiz, hainleri besledik diyemeyeceğiz, şehirlerimizi eşkıyaya teslim ettim hiç diyemeyeceğiz, bebek katiliyle pazarlıklar yaptığımızı söyleyemeyeceğiz ama bugün ayın 26'sı. Yirmi altı günde kaç şehidimiz var? 32. 24 kadın -bacımız- dul kaldı, 32 çocuk yetim kaldı. Adıyamanlı Abdülkadir Öner Şırnak'ta şehit oldu, beş aylık bebek bıraktı. Özel harekâtçı Erol Aktürk Şırnak'ta şehit oldu. Özel harekâtçı Kenan Ardıç kardeşim Sivas'ta şehit oldu, dört aylık evliydi daha. Özel harekâtçı kardeşim Musa Yüce, Kayserili, 2 tane yetim bıraktı bize. Ne diyeceğiz bunlara? Daha dün şehit olan üsteğmenimiz yeni evli. Ne diyeceğiz, ne cevap vereceğiz, hep beraber biz ne söyleyeceğiz?

Aynı ismi taşıyan Uğur Şahin, birisi Kırşehirli, birisi Adanalı 2 yiğit uzman çavuşumuz, ikisi de Diyarbakır Sur'da şehit oldu. İkisi de evli; birinin tek, birinin 3 çocuğu vardı. Ne diyeceğiz? Bu çocukların yüzüne bakıp ne söyleyeceğiz? "Sizi şehit edenlerle, size mermi atanlarla, bu vatanı bölmek, parçalamak isteyen hainlerle pazarlık yaptık, barış konuştuk." mu diyeceğiz?

Terörün tek çözümü vardır, onların anladığı dilden konuşmak.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Anladığı dilden devam ediyoruz, anladığı dilden.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Sataşma!

ERKAN HABERAL (Devamla) - Bunu da en iyi bilen özel harekât polislerimiz ve askerimizdir, Genelkurmayımızdır. (MHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN HABERAL (Devamla) - Gereğini hep beraber yapacağız.

Buyurun ağabey.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Anladığı dilden cevaplarını alıyorlar.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Evet, aynen öyle.

BAŞKAN - Sayın Haberal, süreniz doldu.

ERKAN HABERAL (Devamla) - Teşekkür ederim.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) - Buyurun, ne diyorsunuz arkadaşım?

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) - İyi bir şey söylüyor.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

15'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

16'ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesinde yer alan "sıralar" ibaresinin "iki sıra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal Erhan Usta Arzu Erdem

Antalya Samsun İstanbul

İsmail Faruk Aksu Deniz Depboylu Kamil Aydın

İstanbul Aydın Erzurum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/434) 16'ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Erkan Aydın Kadim Durmaz Bülent Kuşoğlu

Bursa Tokat Ankara

Bihlun Tamaylıgil Zekeriya Temizel Musa Çam

İstanbul İzmir İzmir

MADDE 16- 3269 sayılı Kanun'a ekli (1) sayılı Cetvelin başına aşağıdaki sıralar ilave edilmiştir.

"1 1320 1380 1440 1500

2 1155 1210 1265 1320 1380 1440 "

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Çağlar Demirel Osman Baydemir

Diyarbakır Diyarbakır Şanlıurfa

Alican Önlü Feleknas Uca Hişyar Özsoy

Tunceli Diyarbakır Bingöl

Sibel Yiğitalp Erol Dora

Diyarbakır Mardin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp.

Buyurun Sayın Yiğitalp. (HDP sıralarından alkışlar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, savaş politikaları üzerinden gerçekleştirilen bu torba kanunları biz ilkesel olarak reddediyoruz.

Gerçekten bugün konuşmalara baktığımızda ölen askerler, ölen polisler, ölen gençler…

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Şehit olan "ölen" değil!

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Ölen bütün insanlar… Ölümler arasında ayrım yapmaksınız konuşmayı becerebilirsek bu Meclis görevini yerine getirir.

MEHMET DEMİR (Kırıkkale) - Şehitler ve teröristler.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Eğer bugün bu Meclis ölümler arasına ayrım koyuyorsa bu Meclis görevini yerine getiremiyor ve o yüzden bugün ölümler ha bire devam ediyor ve bu olan ölümlerden hepimiz sorumluyuz.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) - Siz sorumlusunuz, PKK sorumlu!

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Hepimiz sorumluyuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim lütfen.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Sizin güvenlik politikalarınız ve ısrarla şehir merkezlerini tanklarla dövmeniz, 24 tane insanı ölüme mahkûm etmeniz ve bunun karşısında hâlen ve hâlen gençleri ölümlere gönderip, onun arkasından öldükten sonra güzellemeler yapmanız sizin savaş seviciliğinizden başka hiçbir şey değildir.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) - Hadi oradan terör sevici seni!

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Eğer siz bu halkı, Türkiye halklarını ve devleti sevmiş olsaydınız bugün bu gençlerin hiçbirini ölüme göndermezdiniz. Bugün ölümler oluyorsa sizin savaş politikalarınız yüzünden oluyor ve bugün bu ölümlerden bire bir siz sorumlusunuz.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Savaş yok, terörle mücadele var.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Şimdi olmazsa bir ay sonra, bir ay olmazsa bir yıl sonra hepsinin hesabını vereceksiniz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Savaşı kim seviyor? Kim seviyor?

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Savaşı siz seviyorsunuz. Siz sevdiğiniz için bugün 24 insan, tanklarla, toplarla dövülen bir binanın altında, bodrum katında olmasına rağmen hiçbirinizde insani bir refleks göremiyoruz. Şuranızın gözü kör olmuş, kalp gözünüz kör.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Doğru konuşmuyorsun. Doğru konuşmuyorsun. Savaştan siyaset çıkaranlar utansın. Savaştan, ölümden siyaset çıkaranlar utansın.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Bakın, 550 vekiliz, hepimiz birer evladız, hepimiz birer kardeşiz, hepimiz birer insanız, hepimiz birer anneyiz, babayız.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Savaş biterse yok olursunuz, yok.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Eğer gerçekten bu değerleri taşımış olsaydık, bakın, 5'inci gündür orada 24 insan yaralı olarak beklemezdi.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Ölüm ve savaş biterse yok olursunuz. Varlığınızı savaşa borçlusunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim, lütfen…

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - O kadar rahatsanız, o kadar gazel okuyorsanız gelin Sur'a, gidin Cizre'ye, gidin Silopi'ye. Niye gitmiyorsunuz? Niye gidip orada…

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Biz hayatımız boyunca hiç savaş istemedik, hiçbir çatışmanın tarafı olmadık, hiç sokağa çıkmadık.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Niye gidip sahada görmüyorsunuz? Burada oturup konuşmayın, burada oturup da ona buna ahkâm kesmeyin. Buradan gidip Türk gençlerini Kürt gençlerine karşı kırdırmayın o zaman.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Biz kırk yıldır hiçbir çatışmanın tarafı olmadık.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Gelin, beraber gidelim, sahaya gidelim. Gelin Sur'a götüreyim ben sizi. Gelin, oradaki halkla bir konuşun. Gidin Cizre'ye, gidin Silopi'ye. İki gün Van'a gidip gelip burada kahramanlık edebiyatı yapmayın.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Çatışmanın tarafları hep oyuncak oldu, oyuncak. Biz hiçbir çatışmaya taraf olmadık, tam kırk yıldır.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen müdahale etmeyelim.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Sizin buna hakkınız yok çünkü önce ölümleri durdurma gibi bir sorumluluğunuz var.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Hiçbir ölümden yana olmadık, hiçbir çatışmaya taraf olmadık.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Bu Meclisin ölümleri durdurmak gibi sorumluluğu var. Eğer gerçekten ölümleri durdurmak gibi bir çabanız olsa, bir insani refleksiniz olsaydı, bakın, beş gün boyunca o insanlar bodrum katında kalmazdı, 14 yaşındaki çocuğun orada ağır yaralı durmasını beklemezdik. Hiçbir insan bunu kabul edemez. 21'inci yüzyılda, 2016 Türkiyesi'nden bahsediyoruz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - O çocuklar ölmezse ne yapacaksınız?

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Biraz kendi iradenizle, biraz kendi vicdanınızla düşünün. Bu gece evinize gittiğinizde, kafanızı yastığınıza koyduğunuzda ve "O insanlar ölürse ben bu Allah katında nasıl hesap vereceğim?" diye bir düşünün. Ben o çocuğumu nasıl seveceğim diye düşünün. O çocukların sivil olduğunu unutmayın ve bugün eğer bu sorun bugüne kadar çözülmemişse buradaki Meclisin iradesini saraya teslim ettiğindendir.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Siz o barikatlardaki çocukların hesabını nasıl vereceksiniz?

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Siz saraya iradenizi teslim ettiğiniz için bugün biriniz muhakeme edemiyorsunuz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Onlar da bu ülkenin çocukları.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Hiçbir vicdanınızın sesini konuşamıyorsunuz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Onlar da bu ülkenin çocukları, onlar da bizim çocuklarımız.

BAŞKAN - Sayın Yiğitalp, her milletvekili özgür iradesiyle hareket eder, lütfen.

ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır) - Siz konuşun.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Konuşmama müdahale etmeyin lütfen Sayın Başkanım.

Ben burada bir ölümün olmasını istemiyorum.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - İstiyorsunuz, istiyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Hayır.

Ama siz ne diyorsunuz? Siz şunu diyorsunuz: Kürtler ölsün, gençler ölsün, ona şehit diyelim.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtlerin ölümünden zevk alıyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - O şehitleri de düşünmüyorsunuz siz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtlerin ölümünden menfaat devşiriyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - O polisleri de düşünmüyorsunuz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtleri sevmiyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Ben Sur'daki polisleri gördüm, bana şunu söylüyorlar: "Gidin, o Meclisteki vekillere söyleyin ki biz artık savaşı istemiyoruz."

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtlere merhamet etmiyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - "Bununla çözülmeyeceğini biliyoruz. Biz günlerdir uyumuyoruz."

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtlere acımıyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - "Ben burada durmaktan rahatsızım ama işsizim, çocuklarım var, beni buna mahkûm ediyorlar." diyor.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtleri sevmiyorsunuz.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Siz gidip o Sur'daki, Cizre'deki polislerle görüştünüz mü?

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtler de sizi sevmiyor.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Asla görüşmediniz, sadece ucuz kahramanlık yapıyorsunuz.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtler sizi sevmeyecek.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Bu halkın da sizin ucuz kahramanlığınıza karnı toktur. Hiç de öyle konuşmayın. Hariçten gazel okumayın. Günlerdir orada konuşuyorsunuz, gelin Diyarbakır'a.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Gelelim, gelelim. Geliyorum, geldim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Geliyoruz zaten.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Gelin Diyarbakır'a, gelin sizi götüreyim Sur'a.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Geldim, geldim.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Hayır, gelip gitmek yok. Gelip iki zırhlı araçla tur atıp gitmeyin, gidin o halkın içinde halkın derdini dinleyin.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Halkın her zaman içindeyim. Sizin halkla ilişkiniz yok ki.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Vicdanınızla dinleyin, muhakemenizle dinleyin; şurayla, şurayla dinleyin.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Siz Cihangir'e gidin.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) - Başka da bir şey demiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtler sizi sevmiyor. Cihangir'e gidin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

NURETTİN YAŞAR (Malatya) - Kürtlerin yakasından elinizi çekin.

BAŞKAN - Sayın İnceöz…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım, az evvel ki hatip bizim güvenlik politikalarımızla ilgili savaş seviciliği gibi vesaire birçok suçlamalarda bulunmuştur, bunları kabul etmiyoruz. Sataşmadan söz almak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnceöz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim, iki dakika.

(AK PARTİ sıralarından "Cevap vermeye değmez ya." sesi)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Evet, çok haklısınız yani günlerdir konuşulan bu konularda cevap vermeye belki gerek yok ama onlar bu kürsüde çıkıp aynı şeyleri söylemeye devam ettiği süre içerisinde biz de yeniden tekrar da olsa bunları konuşmaktan kaçınmayacağız. Çünkü bir kere, savaş seviciliği, savaş politikaları, o ölümden siz sorumlusunuz." diyor. Bunları topyekûn reddettiğimizi, siz ısrar edip söyledikçe biz de bu kürsüye çıkıp ısrarla bunu tekrar tekrar söyleyeceğiz çünkü orada herhangi bir savaş yok. Tekrar söylüyorum, savaş iki devlet arasında olur ve bunu reddediyoruz. Orada, gerçekten, bu ülkenin 780 bin kilometrekaresinde yaşayan, Kürt, Türk, Laz, Çerkez demeden, bu ülkeye aidiyeti olan, geçmişte bin yıllık kader birliği yapmış kardeşlerimizin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kamu güvenliğini, can güvenliğini korumak söz konusudur ve illegal örgüt aracılığıyla vatandaşımızın tehditle yaşam hakkının elinden alınmasına karşı kamu güvenliğinin sağlanmasının adı ve bunun adı da tekrar tekrar söylüyorum, terörle mücadeledir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Hükûmetinin herhangi bir beklentisi olmaksızın bu ülkenin toprak bütünlüğünü, kardeşliğini korumak adına yaptığı bir mücadeledir ve biz bu kardeşliğe kim gelip dem vurmaya kalkarsa ona karşı -haklı mücadele- teröre karşı, yaşam hakkına karşı, özgürlüklere karşı, kazanımlara karşı yapılan terör saldırılarına durmaya devam edeceğiz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Halkların savaşına asla müsaade etmeyeceğiz. Kürt-Türk kardeşliği, inşallah, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Şehir merkezinde tanklar yürüyor.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın konuşmacı konuşmasına başlarken bizim söylemlerimizin cevap vermeye değmez olduğunu ama söylemlerden dolayı da kürsüde bazı şeyleri dile getirmek durumunda kaldıklarını ifade ederek grubumuza ağır sataşma bulunmuştur. Müsaade ederseniz cevap vereceğim.

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Baluken, sayın konuşmacı aslında bu tür ifadelere karşı söyledi.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Hayır, "Onların söylediklerine cevap vermeye değmez…"

BAŞKAN - Yani, sizin grubunuzdan da ziyade bunun bir terörle mücadele olduğunu söyledi çok net bir şekilde.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkanım…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Değil, değil Sayın Başkan. Onların söylediklerine…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - Sayın Başkan, bu ithamlardan daha ağır olmadığını konuşmamın özellikle belirtmek istiyorum. En ağır ithamlar bunlar, en ağır sataşmalar bunlar ve en ağır sataşmalara karşı da cevap verdim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın hatibi dinledik biz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Baluken, iki dakika.

Yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Süreyi yeniden başlatırsanız Sayın Başkan, zor söz alıyoruz. AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

BAŞKAN - Yani siz zor söz alıyorsunuz maşallah!

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Evet.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, burada her bir milletvekilinin söylediği düşünceleri her birimiz dikkate değer bulmak zorundayız ve dikkate almak zorundayız. En hoşumuza gitmeyen konuşmaları yapan hatibin sözlerini bile, her birimizin burada dikkate alması gibi bir sorumluluğu var çünkü burada bulunan her bir milletvekili on binlerce, yüz binlerce insanın iradesini temsil ediyor. Hele hele bir parti grubunun söylevlerini, bir grup başkan vekilinin "Biz dikkate alıyoruz, değer biçiyoruz" ya da "biçmiyoruz" şeklindeki söylemi son derece talihsiz bir söylemdir. Burada arkadaşlarımızın ifade ettiği bu savaş politikaları sürekli olarak dile getirdiğimiz hususlardır. Bu ülkenin Genelkurmay başkanları da bu ülkenin en üst düzey yetkilileri de o bölgede düşük yoğunluklu bir savaşın yaşandığını yıllarca ifade ettiler. Kaldı ki şu anda o düşük yoğunluklu savaştan son derece yoğun olan bir savaşa maalesef evrilmiş durumdayız ve burada biz birtakım hususları dile getirirken böyle kürsü üzerinden polemik yaratalım niyetiyle değil, hep beraber bir çözüm bulalım, hep beraber bunun uğraşısı içerisinde olalım üzerinden dile getiriyoruz. Yani burada, ben sanmıyorum ki hiçbir milletvekili arkadaşımız, bir bodrum katında üç gün boyunca yaralı olarak yatan 28 insanın -ki hepsi sivildir, velev ki sivil olmasa bile- yardım talebiyle ilgili bir duyarsızlık içerisinde olamaz. Olabilir, yerelden farklı bilgiler gelebilir, güvenlik kaynaklarından orada yaşadıkları psikolojiyle buraya farklı birtakım bilgiler akabilir ama insani olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tedbir kararı alıp içlerinden 4'ünün hastaneye kavuşulmadığı için, hastaneye gitmediği için yaşamını yitirdiği bir durumda hiçbir milletvekilinin kayıtsız kalamayacağını düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - En azından öyle inanmak istiyoruz. Eğer burada, Mecliste birbirimizin kullanmış olduğu cümlelere, buradan yükseltmiş olduğu sese kulak tıkarsak korkarım ki daha kötü günler hepimizi bekler. Bu yanlışa düşmeyelim diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER(Devam)

1.- Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/434) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin (2/434) 16'ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Aydın (Bursa) ve arkadaşları

MADDE 16 - 3269 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı Cetvelin başına aşağıdaki sıralar ilave edilmiştir.

"1 1320 1380 1440 1500

2 1155 1210 1265 1320 1380 1440 "

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Bursa Milletvekili Erkan Aydın.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AYDIN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün gün terör tartışmalarının ardından bugün büyük kayıplar veren uzman er ve erbaşlara yönelik yasal düzenlemeye ilişkin söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlarken şehit olan bütün asker ve polislerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyorum.

Şimdi, baktığımız zaman, özlük hakları açısından kendilerini ne ordunun içinde hissedebilen ne de dışında hissedebilen uzman er ve erbaşlarla ilgili konuşmaktayız. Sanırım bu yasayla ilgili daha komisyona geldiği günden itibaren hepimizin maillerine, telefonlarına birçok konuyla ilgili şikâyet, istek ve arzular geldi. Biraz önce kabul edilen 14'üncü maddede, daha önce iki yılda memuriyete geçme hakkı olan uzman er ve erbaşlar, bu haklarını yedi yıla çıkarak kaybetmiş bulunmaktadırlar. Bu hak kaybıdır ve büyük bir haksızlıktır. Konfüçyüs değer ki: "Devletin hazinesi adalettir."

Bakın, cumartesi günü, Diyarbakır Sur'da, Bursa Büyükorhan Mazlumlar Köyü'nden bir hemşehrimizi, gazi olan bir hemşehrimizi ziyarete gittim. Kendisi, bombalı bir saldırıda sağ gözünü kaybetmiş, bacağından yaralanmış, hayati tehlikesi yok ama şu anda birkaç ay tedavi altında kalacak. Gözünü açar açmaz ilk sorduğu şey "Arkadaşlarım ne durumda?" oldu. Şimdi, biz bu geçirdiğimiz maddeyle ne yapıyoruz? Kazanılmış olan hakkını, kendi canını hiç düşünmeden feda etmeye hazır olan uzman erimizin, erbaşımızın hakkını iki yıldan yedi yıla çıkararak bir anlamda gasbetmiş bulunuyoruz. Onlar hiç düşünmeden arkadaşlarını sorarken biz burada Mecliste iki yılı çok gördük ve bunu yedi yıla çıkardık. Bunun tekrardan gözden geçirilerek mutlaka Komisyona iade edilip bu kazanılmış hakkın geri verilmesini talep ediyoruz.

Diğer bir konu da biliyorsunuz, uzman er ve erbaşların maaş zammı asgari ücrete endekslenmişti ama Cumhuriyet Halk Partisinin 7 Haziran seçim vaatlerinde olan asgari ücretin en az 1.500 lira olması vaadini 1 Kasımdan sonra Adalet ve Kalkınma Partisi Komisyona getirerek 1.300 liraya yükseltmesiyle bu oran gene uzman er ve erbaşlarımıza çok görüldü ve memur maaşına endeksli olarak Komisyona gelerek yasal bir düzenleme hâline geldi. Bakın, burada bu düzenlemeyle sadece uzman er ve erbaşlarımızın maaşlarında 1 Ocak 2016'dan geçerli olmak üzere yüzde 21, emekli olduklarında emekli ikramiyelerinde de gene aynı oranda yüzde 21 bir hak kaybı olmaktadır. Neresinden bakarsak bakalım, kendi hayatlarını bir saniye bile düşünmeyen askerlerimize, zor koşullarda oralara gidip burada hepimizin rahat rahat, evlerimizde çocuklarımızın rahat rahat uyuyabilmesi için canlarını veren askerlerimize yapılmış bir hak kaybı daha önümüze çıkmaktadır. Bunun mutlaka gözden geçirilmesi ve tekrardan asgari ücrete endekslenmesi konusunda da Komisyona geri gönderilerek düzenlenmesini talep etmekteyiz. Bu bir negatif ayrımcılıktır. Ulu Önder Atatürk Türk ordusuna hitap ederken "Sizin gibi komutanları, subayları, er ve erbaşları olan bir milletin, yabancı eller altında köle olması mümkün değildir." der. Şimdi, Hükûmet, Türk ordusunun en önemli organı olan uzmanların maaşlarına göz dikiyor. Biz burada maaşlarla ilgili, daha önceki dönemlerde yapılan zamlarla ilgili… Bütün Türk halkının, bütün ülkenin gözü önünde hiç düşünmeden zamlar yapılırken; uzman er ve erbaşların da en azından bu hakka sahip olmaları gerektiğini ve bu konuda da düzenlemenin yapılması gerektiğini düşünüyorum ve bu yapılan önergeyle de bu düzenlemenin düzeltilmesi gerektiğini talep ediyor, yüce Meclisimizi de saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 16'ncı maddesinde yer alan "sıralar" ibaresinin "iki sıra" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Kamil Aydın (Erzurum) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANI VOLKAN BOZKIR (İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın.

Buyurun Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sayın Başkan, saygıdeğer Meclis, milletvekili arkadaşlar; 68 sıra sayılı kanunun 16'ncı maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, aslında teknik içerikli bir konuşma hazırlamıştık ama bugün yaşadıklarımız ışığında, bir de bunlara karşı geliştirilen söylemler ışığında bir-iki şeye değinmek istiyorum, çok kısa bir sürem var. Arkadaşların birçoğu malum yasayla ilgili bir şeyler söylediler.

Şimdi, gerçekten bu yüce Mecliste elbette ki demokrasiyi hepimiz biliyoruz. En basit, en kısa tabiriyle insanların, halkın kendi kendini idare etme yoludur. Bunların da teknik olarak tanımları farklı olabilir: Başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter, güçlendirilmiş parlamenter sistem ya da İngiltere Parlamentosunda olduğu gibi bir monarşik yani anayasal bir monarşi de olabilir ama bugüne kadar özellikle muhalefet bir şey söylediği zaman sürekli... Ve hepimiz Anayasa'dan gücümüzü alırız. Burada yasama yetkisi bizde. Yasama da, yürütme de, yargı da Anayasa'daki kanunlardan gücünü alarak faaliyette bulunur. Biz bunu göz ardı ederek, özellikle Sayın Cumhurbaşkanıyla ilgili bir iki eleştiri olduğu zaman "O halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, dokunulmaz, söylenmez, eleştirilmez..."

Arkadaşlar, bir yerde hata yapıyoruz sanki. Bakın, birbirimize haksızlık etmeyelim. 11'inci Cumhurbaşkanını da halk seçti biliyor musunuz, farkında mısınız? Siz seçtiniz, sizin oylarınızla seçildi. Dolaylı bir halk seçimiydi o. Halk sizi seçti, bizi seçti, biz de Parlamentoda Cumhurbaşkanını seçtik. Dolayısıyla, haksızlık etmeyin. Yani, 12'yi kurtaralım derken 11'e de hakaret etmeyelim lütfen. Geçmişte rahmetli Özal'ı da halk seçmişti, Demirel'i de halk seçmişti ama yöntemi biraz farklıydı. Şimdi yöntem biraz değişti, bu da demokratik bir sistemdir.

Böyle çok ısrarla üzerinde durduğumuz bir başka bir sıkıntı da, özellikle grup başkan vekillerimiz, saygıdeğer grup başkan vekillerimiz en ufak bir eleştiride "Bizim dediğimiz yanlış olsaydı, haksız olsaydık, uygulamamızda hata olsaydı biz yüzde 49,5 oy almazdık. Halk bizi seçti..." Efendim, çokluğa vurgu yapmayın lütfen. Çokluk demek hak demek değildir, doğruluk demek değildir, haklılık demek değildir. O zaman, tarihe döner bakarsanız, çok olup da haksız olan bir sürü olay vardır. Azdır ama haklıdır, çok olay vardır. Onun için tarih Muaviye'yi, Yezid'i, Ebu Cehil'i konuşmaz, değil mi? Tarih Hazreti Ali'yi konuşur, İmam-ı Azam'ı konuşur, Resulullah'ı konuşur, değil mi? O zaman Malazgirt olmazdı, Hendek olmazdı eğer çokluk her zaman haklılık anlamına gelseydi. Bunu da birazcık böyle, lütfen yani böyle bir ego patlaması gibi "Biz çoğuz, biz fazlayız, biz çok oy aldık..." E, nasıl aldığımızı hepimiz o seçim sürecinde yaşadık. Yani, Anayasa'daki yetkileri bağımsız olmasını gerektiren Sayın Cumhurbaşkanımızın -forsunun olduğu- muharrem ayında, ben, aşure dağıtılırken Cumhurbaşkanlığı bütçesinde kepçeleri AKP milletvekili arkadaşların tuttuğunu biliyorum, dağıttıklarını biliyorum. Şimdi, bunları yaşadık. Dolayısıyla, bu tür saplantılara fazla girmeyelim.

Şimdi malum kanunla ilgili bir iki şey de söylemek istiyorum. Gerçekten, bugün askerimizi, polisimizi, mücadele eden kolluk kuvvetimizi biraz incittik, yapmayalım bunu. Onlarla ilgili, sanki bölgede bunlar bir soykırım yapıyorlarmış gibi bir araştırma önergesi teklifinin okunması bile bizi incitti ziyadesiyle çünkü o insanlar orada çok zor şartlarda savaşıyorlar. Ve bugün aklıma gerçekten bir endişe düştü. Acaba geçmişte de büyük mücadeleler verip terörü sıfır noktasına getiren güvenlik kuvvetlerini, daha sonra uydurma şahitlerle, teröristleri gizli tanık yaparak, bunları birer birer, o kahramanları birer birer içeri mi attırdılar? Acaba bundan sonra da Özel Harekât başta olmak üzere, asker ve kolluk kuvvetlerimiz için ileride böyle bir şeyin mi emaresi gösteriliyor? Onu da büyük bir endişeyle karşılıyorum.

Değerli milletvekilleri, orada mücadele eden arkadaşların çok sorunları var, astsubaylarımızın temsil tazminat sıkıntıları var, uzman arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin gerçekten şartları ağır. Bakın, görevlerini hafife dahi alabiliyoruz. Evet, yokluk içindeler, kıtlık içindeler, kerpiç evlerde oturuyorlar ama inanın, para için değil, bu memlekete sevdalarından dolayı orada görev alıyorlar, bile bile canlarını feda ediyorlar diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

16'ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17'nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal Erhan Usta Arzu Erdem

Antalya Samsun İstanbul

İsmail Faruk Aksu Deniz Depboylu Kamil Aydın

İstanbul Aydın Erzurum

Erkan Haberal

Ankara

"Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. İntibakları yapılan personele geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin (2/434) 17'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla,

Bülent Kuşoğlu Engin Altay Mahmut Tanal

Ankara İstanbul İstanbul

Seyit Torun Musa Çam Murat Bakan

Ordu İzmir İzmir

Yaşar Tüzün Ömer Fethi Gürer

Bilecik Niğde

MADDE 17 - 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

"EK MADDE 4- Uzman erbaşlardan görevde bulundukları süre içerisinde iki yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara bir kademe, üç yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara iki kademe, dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara ise bir derece verilir. İki veya üç yıl süreli yükseköğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların, görevde bulundukları süre içerisinde dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yükseköğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemlerinin toplamı bir dereceden fazla olamaz.

İki veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamladıktan sonra uzman erbaşlığa girenler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmi belgeyi ibraz edip

müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. Ancak, bunlara geçmişe

yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.

İntibak yoluyla yapılacak derece ve kademe ilerlemelerinin nasıl yapılacağı ve onay makamları Uzman Erbaş Yönetmeliğinde gösterilir.

Yükseköğrenim mezunu olmayan uzman erbaşlar, ikinci derecenin altıncı kademesine kadar ilerleyebilirler. Lise ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip olanlardan ikinci derece için öngörülen üçüncü veya daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak almış olup; üçüncü kademede en az bir yılını tamamlayan, sicil belgelerinin son altı yıllık sicil notu ortalaması sicil tam notunun yüzde doksanı ve daha yukarısı olan ve kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşıyanlar, ekli (1) sayılı Cetvelin birinci derecesine yükseltilirler.

Uzman erbaş olarak görev yapmış olanlardan, bu görevleri üzerinden

emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların veya uzman erbaşlık görevi esas alınarak dul ve yetim aylığı bağlanmış olanların aylıkları, uzman erbaşlık görevinin sona erdiği tarihteki en son öğrenim durumları ve bu madde esas alınarak ekli (1) sayılı Cetvele göre yeniden belirlenir. Aylıkların bu şekilde yeniden belirlenmesinden dolayı geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tereddütler Maliye ve Millî Savunma Bakanlığı tarafınca müştereken oluşturulan komisyon marifetiyle giderilir."

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Çağlar Demirel Mehmet Emin Adıyaman

Diyarbakır Diyarbakır Iğdır

Mahmut Toğrul Lezgin Botan Osman Baydemir

Gaziantep Van Şanlıurfa

Erol Dora

Mardin

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, az önceki konuşmamda idari sistem içerisinde iktidarın yukarıdan aşağıya doğru nasıl tekçi bir sistemi inşa ettiğini izah etmiştim, aynı durum şu anda yargı sisteminde de söz konusu. Maalesef HSYK'nın mevcut durumu ve HSYK'dan başlayarak en ücra köşedeki savcılara kadar, siyasal iktidar yargıyı tam bir vesayet altına almış durumdadır.

Bakın, emniyet müdürlüğü ya da terörle mücadele şube müdürlüğü, cumhuriyet savcılığı ve sulh ceza hâkimliği arasında oluşturulan üçgende iktidara muhalif her kişi, grup ve topluluklara karşı istenildiği şekilde suç vasfı tayin edilir ve iktidara aykırı her söylem, her muhalif hareket içerisinde bulunan kişiler bir şekilde oluşturulan suç kalıbı içerisinde tutuklanır, mahkemelere, cezaevlerine sevk edilir. Bu kişiler gazeteci olabilir, partimizin seçilmişleri olabilir, 2911 sayılı Kanun kapsamında bir yürüyüşte yer alan bir birey olabilir veya bir basın açıklaması yapan, düşüncesini ifade eden ama iktidara muhalif bir ses söz konusuysa bu uygulama bu üçgen içerisinde suç tayin edilerek muhalif sesler susturulur.

Sadece bu mu? Değil. Maalesef, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ucube olan bir kurum var, gizli tanıklık müessesesi. Şimdi, bu gizli tanık müessesesi paralel devlet iddiası olmadan önceki süreçte oldukça keyfî olarak kullanıldı, iktidarın işine geldi ve bu gizli tanık kurumu bugün de yine bir şekilde iktidar tarafından kullanılıyor muhalefete karşı. Kim olduğu, neci olduğu, hukuk aleniyeti bakımından hiçbir belirginliği olmayan, belki de hayalî olan birtakım gizli tanıklarla keza muhalif kişiler, şahsiyetler susturulur.

Bu ülke 1980'den beri sıkıyönetim mahkemelerini gördü, devlet güvenlik mahkemelerini, özel yetkili mahkemeleri ve en son bölge mahkemelerini gördü. Ama bugün gelinen noktada her ağır ceza mahkemesi siyasal iktidar için birer sıkıyönetim mahkemesidir, birer devlet güvenlik mahkemesi ya da özel yetkili mahkemedir. 17-25 Aralık hadisesinden sonra her ne kadar özel yetkili mahkemelerin olağanüstü mahkemeler olduğunu siyasal iktidar iddia edip feshetmiş olsa da aslında uygulamada şu anda vesayet kurmuş olan iktidar her bir ağır ceza mahkemesini kendisi için çalışan bir özel yetkili mahkeme veya olağanüstü bir mahkeme durumuna dönüştürmüş bulunmaktadır. Burada sıklıkla dile getirildi. Bütün hatip arkadaşlarımız ve Cumhuriyet Halk Partisinden milletvekili arkadaşlar bölgede yaşanan savaşın yaşam hakkını nasıl ayaklar altına aldığını, insan hakları ihlallerini dile getirdiler. Ama bu siyasal iktidarın bugün Türkiye'de uyguladığı, savaş bölgesinde uyguladığı politikalar. Ama onun dışındaki alanlarda da siyasal iktidar -söylediğim gibi- yargı eliyle terörle mücadele birimleri, cumhuriyet savcılıkları ve sulh ceza hâkimlikleri üçgeninde âdeta siyasal soykırım politikaları uygulamaktadır. Bu gerçeği hepinizin huzurunda bir kez daha ifade ettim.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Karar yeter sayısı.

BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur, on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.56

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32'nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesi üzerindeki Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin (2/434) 17'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla,

Murat Bakan (İzmir) ve arkadaşları

MADDE 17 - 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'na aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

"EK MADDE 4- Uzman erbaşlardan görevde bulundukları süre içerisinde iki yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara bir kademe, üç yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara iki kademe, dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara ise bir derece verilir. İki veya üç yıl süreli yükseköğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların, görevde bulundukları süre içerisinde dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yükseköğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemlerinin toplamı bir dereceden fazla olamaz.

İki veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamladıktan sonra uzman erbaşlığa girenler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmi belgeyi ibraz edip

müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. Ancak, bunlara geçmişe

yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.

İntibak yoluyla yapılacak derece ve kademe ilerlemelerinin nasıl yapılacağı ve onay makamları Uzman Erbaş Yönetmeliğinde gösterilir.

Yükseköğrenim mezunu olmayan uzman erbaşlar, ikinci derecenin altıncı kademesine kadar ilerleyebilirler. Lise ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip olanlardan ikinci derece için öngörülen üçüncü veya daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak almış olup; üçüncü kademede en az bir yılını tamamlayan, sicil belgelerinin son altı yıllık sicil notu ortalaması sicil tam notunun yüzde doksanı ve daha yukarısı olan ve kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşıyanlar, ekli (1) sayılı Cetvelin birinci derecesine yükseltilirler.

Uzman erbaş olarak görev yapmış olanlardan, bu görevleri üzerinden emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların veya uzman erbaşlık görevi esas alınarak dul ve yetim aylığı bağlanmış olanların aylıkları, uzman erbaşlık görevinin sona erdiği tarihteki en son öğrenim durumları ve bu madde esas alınarak ekli (1) sayılı Cetvele göre yeniden belirlenir. Aylıkların bu şekilde yeniden belirlenmesinden dolayı geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tereddütler Maliye ve Millî Savunma Bakanlığı tarafınca müştereken oluşturulan komisyon marifetiyle giderilir."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet önergeye katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, İzmir Milletvekili Murat Bakan.

Buyurun Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, milletvekili arkadaşlarım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sevgili arkadaşlar, burada kanun maddelerini konuşurken hep savaş, barış ekseninde konuşuyoruz. Ülkemizde yakıcı sorunlar var. Doğumuzda, güneydoğumuzda ciddi bir çatışmalı durum var. Asker, polis şehitlerimiz var, sivil ölümlerimiz var ama bir taraftan da "yoksul halk çocukları" dediğimiz uzman erbaşların, uzman jandarmaların da yakıcı sorunları var. Herkes kendi paradigmasını yaşıyor. Bugün biz burada bu Meclis Genel Kurulunda bu konuyu konuşurken yüz binlerce insan eşiyle, çocuğuyla, ailesiyle beraber bizim alacağımız kararları bekliyor. Dolayısıyla, onların özlük haklarıyla ilgili net mesajlar verilmesi gerekir ve bu sorunların çözülmesi gerekir. Fakat daha önce mükerrer defalar tekrar ettiğimiz gibi, yasa tekniğine uygun olmayan şekilde, torba yasa içinde ve ihtisas komisyonları çalışmadan buraya gelen konularla ne astsubayların, ne uzman erbaşların ne de uzman jandarmaların sorunları çözülebilir; çözülemez çünkü ihtisas komisyonlarında bu tip konular olgunlaşmadan Meclis gündemine geliyor.

Sevgili arkadaşlar, uzman jandarmaların konusuna ben değinmek istiyorum çünkü daha önce konuşan arkadaşlarım uzman erbaşlarla ilgili konulara değindi. Uzman jandarmalar, 1988 yılında dönemin ihtiyaçlarına göre alelacele 635 sayılı Kanun'dan kopyala yapıştır yöntemiyle hazırlanan 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'na tabii. Şu an Türk Silahlı Kuvvetlerindeki 3 muvazzaf rütbeliden biridir ve toplamda 26.500 tane uzman jandarma bulunmaktadır. Bunların yüzde 80'i de yüksekokul, fakülte mezunudur.

Sevgili arkadaşlar, uzman jandarmalar kendilerini bulundukları birimde, Jandarma Genel Komutanlığında astsubaylarla kıyaslamaktadır. Neden astsubaylarla kıyaslamaktadır? Çünkü Jandarma Genel Komutanlığı okullarında okutulan temel 19 dersi bu arkadaşlarımızla, uzman jandarmalarımızla aynı şekilde görmüş, aynı eğitimi almıştır. 2012 yılında okullara alımları durdurulan, kadroları astsubay kadrosuna çevrilen ve neredeyse tamamı astsubay görevlerinde görevlendirilen bu insanlar jandarma astsubayları ile aynı eğitimlere sahip ve benzer görevleri yaparken neden aynı özlük haklarına sahip değillerdir?

Sevgili arkadaşlar, uzman jandarmalar kimseden sadaka, fitre istememektedir. Tamamı yoksul halk çocukları olan ve kefeni üniforması olan bu insanların suçu da rütbesi olmasın. Uzman jandarmalar sadece eşit işe eşit ücret istemektedirler.

Uzman jandarmaların başlıca sorunlarını ben Meclis Genel Kurulunda dile getirmek istiyorum. Bir: Okulda geçen süreleri, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki tüm okullar hizmetten sayılırken ne yazık ki uzman jandarmaların okulları hizmetten sayılmamaktadır. Kendileri "Borçlanalım." dedikleri hâlde bu borçlanmalarını yapamamaktadırlar. İki: Emeklilerin intibakı, bu Mecliste eksiğiyle gediğiyle 36 bin astsubayımızı ilgilendiren intibak sorununu bir şekliyle çözdük, o eksikleri de umarım önümüzdeki süreçte gidereceğiz. Fakat, 2012 yılından önce emekli olan ve 6318 sayılı Yasa ile bir günden başlayıp altı aya varan eksiği nedeniyle 1'inci dereceye düşemeyen sayıları sadece 300 olan uzman jandarma emeklimizin intibakını yapamadık. Uzman jandarmalar 3600 ek gösterge talep etmektedir. Bu talep edildiğinde çalıştığı kurumda aynı işi yaptıkları astsubaylarla, jandarma astsubaylarıyla eşit konuma geleceklerdir.

Yine, uzman jandarmalarımız orduevlerine alınmıyorlar. Adı üstüne orduevi. Uzman jandarmalar acaba hangi ordunun personeli? Beraber omuz omuza görev yaptığı, operasyona birlikte gittiği, birlikte şehit olduğu astsubaylarla aynı yerde istirahat etmek bu uzman jandarmalarımızın hakkı değil mi? Bu insanlar ailelerin yanında orduevlerinin kapılarından kovuluyor. Maaş adaletsizliği var, 2, 3 hatta 4 görevli bir üst rütbenin görevini yapar, dağda, bayırda, köyde, arazide yaya gezer ancak maaşı bir başka memura endeksli olarak ödenir. Burada adalet var mıdır?

Eğitim hakkı: Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan subay astsubayın kendi nam ve hesabına okuduğu okullar değerlendirilirken, uzman jandarma on tane okul bitirse, yüksek lisans, tez yapsa yok hükmündedir sevgili arkadaşlar.

Sonuç olarak, aynı kurumda, aynı eğitimi alıp, aynı tahsile sahip benzer görevleri yapan, okulları kapatılıp kadroları astsubay kadrosuna dönüştürülen ve aynı işlerde görevlendirilen uzman jandarmaların, daha önce uzatmalı çavuşlarda olduğu gibi, emniyette bekçilere yapıldığı gibi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kavram kargaşasını ortadan kaldırmak adına bir üst statü olan astsubaylığa bir plan dahilinde geçirilmeleri tüm sorunların kökten çözümü olacaktır. Bu yasa, uzman jandarmaların sorunlarını çözmemekte, sadece ötelemektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal (Antalya) ve arkadaşları

"Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmî belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. İntibakları yapılan personele geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez."

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen, Ankara Milletvekili Erkan Haberal.

Buyurun Sayın Haberal.

ERKAN HABERAL (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 17'nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en ücra yurt köşelerinde canı pahasına görev yapan, aile fertlerinin de aynı kaderi kendileriyle paylaştığı cefakâr ve fedakâr mensuplarının ciddi ve birikmiş sorunları acil çözümler beklemektedir.

Çoğu kanayan yara hâline dönüşen sorunlara bu tasarı da maalesef kalıcı bir çözüm getirmemektedir. Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, ilgili birimler ve Millî Savunma Bakanlığının görüşleri doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütününü ilgilendiren bir kanunun yapılması, tüm birim ve birliklerin bir bütün olarak ele alınması, buna göre düzenleme yapılması gerekmektedir. Aksi hâlde, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, ihtisas komisyonlarına gelmeden sadece maddi boyutuyla ele alındığı torba kanunlarla yapılan düzenlemeler, çözüm üretmekten uzak, sadece günü kurtaran, pansuman olmaktan öteye gitmeyen düzenlemeler olacaktır.

Değerli milletvekilleri, vatanı korumak ve kollamak, vatana hizmet etmek her insana nasip olmayacak kadar kutsaldır. Uzman erbaşlarımız da sadece maaş hesabıyla değil, bu anlayışla görev yapan fedakâr vatan evlatlarıdır. Her geçen yıl artan sorunlarına çözüm bulamayan ve çaresiz kalan uzman erbaşlar, Emekli Uzmanlar Derneği, hâlen çalışan personel ve emeklileri medyada ve sosyal paylaşım sitelerinde sorunlarını dile getirmektedirler. Bu sese mutlaka kulak verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, seçim kampanyası sırasında "Taşeron çalışanlara kadro vereceğiz." diyenlerin sözlerini tutmalarını bekliyoruz. Kamuda taşeron çalışan kardeşlerimize kadro vermek şöyle dursun, sözleşmeli personel uygulamasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerini âdeta taşeron sistemine çevirmiştir. Vatan savunmasının, vatana hizmetin sözleşmelisi olmaz.

Sayın milletvekilleri, aslında sorunların temelinde uzman erbaşların tanımının tam yapılmaması vardır. Bu statünün kendi içerisindeki hiyerarşisi dahi tarif edilmemiştir. Örneğin "astsubay" dendiği zaman bütün rütbeler yasalarında tarif edilmiştir. Ayrıca derece, kademe tablolarında rütbeleri yazılmıştır. Ancak burada görüşülecek olan uzman erbaş kanunu 1 sayılı cetvelde yazan 5'inci maddede de görev tanımı ve rütbe sıralaması yine yapılmadığı için ek gösterge (3.000) olsa dahi yeterli maddi katkıyı sağlayamayacaktır. Uzman erbaşlar sistemde yapılacak köklü değişikliklerle askerlik çağının hemen öncesi temin yapılmalı, en az bir yıl süreli bir eğitim sistemi olmalıdır, ayrıca belirli yıllar dâhilinde tecrübe sahibi olan uzman erbaşlar astsubay okullarının insan kaynağı olarak değerlendirilmelidir.

Sayın milletvekilleri, uzman erbaşların bir yıl içerisinde üç aydan fazla hastalanmaları hâlinde ilişkilerinin kesileceği hükmü getirilmiştir. Uzman erbaşlarla aynı koşullarda görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli subay ve astsubaylar için öngörülmeyen böyle bir kısıtlama eşitlik ilkesi ve daha da önemlisi insan haklarına aykırıdır. Uzman erbaşlar aleyhine bu ayrımcılığın hafifletilmesi için 90 gün sınırının 180 güne çıkarılması yerinde olacaktır. Millî Savunma Komisyonu üyesi ve Milliyetçi Hareket Partisi Ankara Milletvekili olarak (2/323) esas numarasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiğimiz Kanun Teklifiyle uzman erbaşların eğitim durumlarına göre kademe ve derece almalarını önermemize rağmen konunun Millî Savunma Komisyonunda gündeme gelmemesi ve Milliyetçi Hareket Partisinin bu teklifin hiçbir yerinde anılmamasını uzman erbaşlarımızın ve yüce Türk milletinin takdirine sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Haberal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18'inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 18'inci maddesinde yer alan "şeklinde" ibarelerinin "olarak" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Günal Erhan Usta Arzu Erdem

Antalya Samsun İstanbul

İsmail Faruk Aksu Deniz Depboylu Kamil Aydın

İstanbul Aydın Erzurum

Nuri Okutan

Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin (2/434) 18'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Kuşoğlu Kazım Arslan Mahmut Tanal

Ankara Denizli İstanbul

Seyit Torun Musa Çam

Ordu İzmir

MADDE 18- 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde bulunan "2/3'ü" ibaresi "5/6'sı" şeklinde ve ikinci cümlesinde yer alan "2200'ü" ibaresi "3.000'i" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 18'inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

İdris Baluken Çağlar Demirel Erdal Ataş

Diyarbakır Diyarbakır İstanbul

Ahmet Yıldırım Ayşe Acar Başaran Erol Dora

Muş Batman Mardin

Mahmut Toğrul

Gaziantep

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Kimin bu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kimin önergesi bu?

BAŞKAN - HDP'nin önergesi.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve Genel Kurulun sevgili emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, gerçekten öyle alakasız maddeleri olan bir torba yasayla -torba değil, çuval yasayla- uğraşıyoruz ki ne üzerine konuştuğunu ya da neye "evet" veya "hayır" dediğini bile Sayın Hükûmet ve Komisyon bilmiyor.

Değerli arkadaşlar, 68 sıra sayılı Yasa Tasarısı'nın içine baktığımızda AKP Hükûmetinin Jandarma Özel Harekâta, Polis Özel Harekâta, uzman erbaşlara, uzman jandarmalara ek imkânlar sağladığını görüyoruz.

Aslında baktığımızda bu AKP'nin bölgede yürüttüğü savaş politikasıyla, yine Suriye'de IŞİD ile el ele yürüttüğü dış politikasıyla oldukça uyumlu olduğunu görüyoruz.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Yapma ya!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, aslında onların haklarında da bir iyileştirme yapılıyor ama bir savaş psikolojisine onları adapte etmeye çalışıyor. Bu savaş psikolojisi onların bölgede Kürt çocuklarını, Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini vurması için motivasyon aracı olarak kullanılıyor bu yasa.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Kürt gençleri değil, PKK'lıları; hatları karıştırma!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Bakın, kaç zamandır dile getiriyoruz. Şu anda Cizre'de o bodrumda kalan 24 insanın her an ölümle yüz yüze olduğunu defaatle dile getirdik; 4 tanesi öldü şimdiye kadar.

Değerli arkadaşlar, biz bunları "sivil" olarak söylediğimizde AKP sıraları hop oturup hop kalkıyor. Ben size şimdi AKP'nin deyimiyle "ölen teröristler"den birkaç tanesinin yaşlarını ve isimlerini vermek istiyorum: Miray İnce 3 aylık bebek, Hüseyin Selçuk 5 yaşında, Bişenk Goran 12 yaşında, Yusuf Akalın 12 yaşında, Büşra Akalın 10 yaşında, Hayrettin Şınık 10 yaşında, Mehmet Mete 11 yaşında.

Değerli arkadaşlar, bir grup daha var onları da söylemem lazım: Bunların hepsini dile getiremiyoruz ama burada kayıtlara geçmesi açısından yaşlarının ne olduğunun görülmesi gerekiyor: Selahattin Bozkurt 70 yaşında, Amine Duman 70 yaşında, Ramazan İnce 80 yaşında, Kumru Işık 85 yaşında, Besna Zırığ 55 yaşında, Hediye Eren 50 yaşında, Kazım Tong 51 yaşında, Osman Tekin 50 yaşında, Emame Şahin ve Mehmet Şahin 77 yaşında. Emame Şahin'in cenazesi Şırnak Devlet Hastanesine geldiğinde ben oradaydım. Mehmet Şahin, gözleri görmeyen yaşlı bir amcaydı. Eşiyle aynı yerde iken maalesef tank ateşiyle öldürülmüşlerdi. Yine, devam ediyorum; Hüseyin Güzel 70 yaşında, Yusuf Abi 81 yaşında, Süleyman Çoban 70 yaşında, Salih Erener 75 yaşında, Hasan Sanır 73 yaşında, Ömer Masul 65 yaşında, İsmail Yevşan 55 yaşında. Evet, hepiniz biliyorsunuz, yedi gün cenazesini sokakta bıraktığınız, 11 çocuk annesi Taybet İnan 55 yaşında.

Değerli arkadaşlar, biz kimse ölsün istemiyoruz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - İrem'i de say, İrem'i. İrem 4 yaşındaydı.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Bu öldürdükleriniz eğer teröristse bu memleketin tamamı teröristtir. Eğer bu memlekette…

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Biz öldürmedik, öldürmedik; yanlış konuşma. Asker polis onları öldürmedi.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Asker, polis de ölmesin, asker polis de ölmesin.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Evet, yanlış konuşma, düzelt. Asker polis teröristleri öldürdü.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Bugün Diyarbakır'ın sokaklarında, Sur'da tarihî katliam yapıyorsunuz. Yine, Cizre'de -bakın, günlerdir dile getiriyoruz- 24 insanı ölüme terk etmişsiniz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bin tane çocuğu katlettiniz be! Hâlâ konuşuyorsun.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Hiçbir kanal yok ve o insanlar orada.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Bebek katillerini savunuyorsun ya.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Siz hâlâ bunların sivil olmadığını söyleyebiliyorsanız, evet, bu eserinizle övünün, bu eser sizin eseriniz. Kürt gençlerini, Kürt çocuklarını, Kürt yaşlı kadınlarını öldürmek, evet, sizin eseriniz. Öldürüyorsunuz, cenazelerini de sokakta bırakıyorsunuz.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Terör örgütünün eseri, PKK'nın eseri, öldürmek PKK'lıların.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - PKK bebek katilidir, savunma.

AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) - Gençlerimizi avlıyorsunuz.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Cenazeler üzerinde de işkence yapıyorsunuz ve cenazelerinin bir mezarlığa bile kaldırılmasına izin vermiyorsunuz. Cenazeleri taşıyorsunuz, kaçırıyorsunuz. Bu sizin eseriniz, bununla övünebilirsiniz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - PKK bebek katilidir, sözcülüğünü yapma.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - İşleme geçtikten sonra şey oldu.

Önerge kabul edilmemiştir.

Bir sonraki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/517) ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ile 23 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2/434) 18'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Kazım Arslan (Denizli) ve arkadaşları

MADDE 18- 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'nun 21'inci maddesinin (2)'nci fıkrasının birinci cümlesinde bulunan "2/3'ü" ibaresi "5/6'sı" şeklinde ve ikinci cümlesinde yer alan "2200'ü" ibaresi "3.000'i" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

EKONOMİ BAKANI MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Denizli Milletvekili Kazım Arslan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir Vergisi Kanunu'yla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı'nın 18'inci maddesinde yapılacak değişiklikle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi öncelikle sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten bu torba yasasının içinde birbiriyle ilgisi olmayan o kadar çok kanun maddesi var ki, aynı kefeye konularak birbirinden farklı, kanun yapmak tekniğine aykırı ve birçok terslikleri içinde barındıran bir çalışmayı burada yürütmeye çalışıyoruz. Böylece Meclisin yasama yetkisini hiçe sayarak farklı farklı konuları birlikte karara bağlamaya çalışıyoruz.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yaptırdığı bir araştırmaya göre Meclis gerçekten devlet kurumları içinde en verimsiz çalışan ve en etkisiz şekilde yasa yapma noktasına gelen bir kurum hâline gelmiş durumda. Bir kere, Meclisimizi bu yapıdan, bu konumdan kurtarmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bunu bir öz eleştiri olarak, bir vekil olarak sizlerin huzurunda yapmak durumundayım. Burada saat 15.00'ten beri her gün yaptığımız görüşmelerde de birçok konularda da şahit olduğumuz üzere barıştan, savaştan, değişik konulardan, sürekli gündeme getirilen ve Meclisin de gündemini gerçek anlamda çözüme götürmeyen konularla meşgul ettiğimizi de belirtmek istiyorum.

Bir yandan barış isteniyor ama bir yandan da PKK'nın silah bırakmasıyla ilgili herhangi bir ifade kullanılmıyor. Bir yandan barış isteniyor, bir taraftan hendekler kazılıyor, orada sivillerin ölümüne sebebiyet veriliyor, devletin oraya hakimiyetini kurmasına engel olunan bir yapıya doğru gidiliyor. Bir yandan siyasi iktidar terörle mücadele edeceğim derken sivillerin ölümüne sebebiyet veren bir uygulama içinde bulunuyor.

Değerli arkadaşlarım, değerli dostlar, değerli milletvekilleri; gerçekten, Türkiye'yi bir barışa sürüklemek, bir barış ortamına getirmek istiyorsak herkesin, her kesimin burada samimi ve dürüst olarak düşüncelerini ifade etmesi, ona göre tavır belirlemesi ve ona göre de konuşmalarını söylemesi, ifadelerini de ona göre kullanması gerekir çünkü bir bakıyorum, arkadaşların bir kısmı kürdistandan bahsediyor. Arkadaşlar, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Mecliste kürdistandan bahsedilemez.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) - Niye?

KAZIM ARSLAN (Devamla) - Bu Meclisin çatısı altında bulunan arkadaşlar bu milletten, bu devletten eğer maaş alıyorsa bu milletin vekiliyse burada kürdistandan değil, Türkiye Cumhuriyeti'nden de bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Bu tür sözcükler Mecliste gerginliği artırıyor. Bırakın barışı, bırakın huzuru, bırakın beraberliği gerçekten her gün birbirimize yan bakar, birbirimizi bırakın barış ortamına sürüklemeyi kavgaya götüren, zaman zaman sert tartışmalara götüren bir noktaya götürdüğüne de hepimiz şahit oluyoruz. Lütfen Meclisimizi bu atmosferden kurtaralım istiyorum. Jandarmalar gerçekten bu ülkenin güvenliğini sağlayan kurumlardır, er ve erbaşlardır, onların durumlarının iyileştirilmesi için de bir teklifimiz vardır. Biz onların göstergelerinin 3600 olması gerektiğini söylerken bugün 3000 göstergenin teklif edilmiş olması da bana göre gerçekten gülünçtür. Getirilecek fark 45 liradır ama eğer bizim söylediğimiz farkı getirmiş olsalardı, getirmiş olsaydık, bugün 450 Türk lirasına yakın bir farkı, bir maaş farkını almış olacaklardı. Onlar için, mücadele etmek için, görevlerini yapmak için de bir prim olacaktı, bir teşvik olacaktı diyorum.

Yüce Meclisi sevgiyle saygıyla tekrar selamlıyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Evet, az önceki önergenin kabul edilmesiyle birlikte MHP'nin önergesini işlemden kaldırıyoruz.

18'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir, değişiklik önergesiyle birlikte kabul edilmiştir.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.39

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Ali Haydar HAKVERDİ (Ankara)

-----0-----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32'nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

68 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemin 2'nci sırasında yer alan Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/323) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 51)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyon olmayacağı anlaşıldığından alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen işleri sırasıyla görüşmek için 27 Ocak 2016 Çarşamba günü 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Hayırlı geceler diliyoruz.

Kapanma Saati: 23.42

 
SİTE İÇİ ARAMA
ANKET
Sitemize nasıl ulaştınız?
 

TEMAD