GENEL KURMAY'IN TAVRINI NEDEN YADIRGAMIYOR?

0
0
0
s2smodern

GÖZLEM

http://tbmm.interpress.com/%28S%28oohjaniwmqekcrjqbzdaw2zd%29%29/BasinAyrintiGoster.aspx?IDS=36584011&

Kışlalı, Genel Kurmay’ın tavrını neden yadırgamıyor?  

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM’in iç politika gündeminin başına oturan gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı. İşte sorularımız ve Kışlalı’nın cevapları…  

GÖZLEM –  Anayasa Mahkemesi’nin, “hak ihlali” sayarak “yüzde 10’luk seçim barajı” konusunda verme ihtimali beliren “hak ihlali” kararı, siyaset gündeminin başına oturdu. 1950’li yıllardan taa rahmetli Menderes döneminden beri gazetecilik, yazarlık, yorumculuk yapan bir duayenimiz olarak, öncelikle “yüzde 10’luk seçim barajının düşürülmesi” konusundaki görüşünüzü okuyucularımıza anlatır mısınız?

KIŞLALI – Anayasa Mahkemesi öne sürüldüğü gibi yüzde 10 olan  seçim barajını düşürdüğü takdirde, bugün geçerli oranı tutturamayan ve Meclis’e giremeyen bazı partilerin de “daha küçük oranlı barajı geçip” TBMM içinde yer almaları mümkün olacaktır. Bu da, "Nasıl olsa yüzde 10 oy alamayız.Seçime yeni parti kurup girmeyelim” deyip, kendilerine yakın buldukları başka büyük partiye oy verenleri cesaretlendirecek, büyük partilerin oy kaybetmeleri olasılığını ortaya çıkaracaktır.  Örneğin  ilk aşamada şimdi yüzde 7-8 oy oranına sahip olan bundan dolayı da yeni parti kurmayıp AKP gibi bir partiyi destekleyen Kürt kökenli vatandaşlar,  AKP yerine, kuracakları  “Kürtçülük ve bölücülük yapmayan” kendi partilerine oy verip AKP iktidarına engel olabileceklerdir.

 GÖZLEM – Eğer bu barajı yüksek buluyorsanız ve siz de “hak ihlali” sayıyorsanız, baraj tamamen mi kaldırılmalıdır, yoksa bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi “yüzde 5’e veya yüzde 3’e mi” indirilmelidir?..

KIŞLALI – Barajların düşürülmesi veya kaldırılmasının kimi ülkede, toplumun demokratik temsil hakkının gerçekleşmesine yardımcı olacağı öne sürülürken,  hükümetlerin kurulup, istikrar kazanmasına engel olabildiği de tartışma ve kaygı konusu olabilmektedir.Baraj hesabı çeşitli  toplumsal değerlendirmelerle  hesaplanması gereken bir konudur.

 GÖZLEM – Hukukçular, “hak ihlali sayılırsa”, Seçim Kanunu’nun “hemen değiştirilerek, düşürülecek bir baraj oranı ile Haziran’daki seçimlerin yapılabileceğinin mümkün olduğunu” söylüyorlar. Sizce, haziranda yapılacak genel seçimler için, “seçim kanunu hemen değiştirilerek baraj düşürülmeli midir”; yoksa, barajın düşürülmesi bir sonraki seçimlere mi bırakılmalıdır?

KIŞLALI – Eğer barajın düşürülmesi gereği üzerinde bir değerlendirme yapılır ve yasa çıkarılırsa kanımca uygulama ilk seçimlerde yapılmalıdır. Bu hak, ertelenmemelidir. Ama böyle bir gelişme, büyük bir olasılıkla hem AKP'nin TBMM’de çoğunluğu sağlamasına, hem de Anayasa değişikliği yapamayacağından  Erdoğan'ın başkanlık amacının gerçekleşmesine engel olacaktır.

GÖZLEM – İktidar, “Seçim Kanunu’nu değiştirmemek ve düşük barajın bir sonraki seçimde uygulanması için” ısrar ederse, muhalefet ne yapmalıdır? Mesela, CHP / MHP / HDP ortak bir açıklama yaparak, “Anaya Mahkemesi kararı bu seçimlerde uygulanmazsa biz seçimlere girmeyiz” diyebilirler mi, derlerse, ne olur?..

KIŞLALI – Zor ama, belki demesine derler de bunu AKP nasıl karşılar  bilemem. Her halde çok zor durumda kalır. Tek başına gireceği bir seçimde bile, en azından Kürt kökenli vatandaşlardan büyük oy kayıplarına uğrar.

GÖZLEM – “Çözüm süreci” karmaşası, “her kafadan ayrı sesler çıkarak” sürüyor ve daha da karmaşıklaşıyor. Siz, “Seçime kadar böyle gidecek, zira hem iktidar, hem Kürtçü partiler seçimlerde sandığa girecek oyları düşünüyorlar” diyordunuz, ama Doğu ve Güneydoğu’dan gelen haberler giderek kötüleşiyor; oralarda halka, esnafa büyük baskılar var, her gün öldürülenler var, tehditler var; “Çözüm süreci” denilerek her kaybedilen gün, “bölünme riskini” arttırmıyor mu?..

KIŞLALI – Süreç iyi yönetilmez, İmralı ve Kandil ile sürdürülen temaslardan olumlu netice alınmazsa ortaya çıkacak durumun, sizin ifadeniz ile “Bölünme riski”ne kadar gideceğini düşünemiyorum. Bütün kaygı verici işaretlere karşın TC bütünlüğünü koruyan temel güçlerin her türlü umutsuzluğa çare olacağı inancını taşıyorum.

GÖZLEM – Geçen haftaki GÖZLEM’de Gaziantepli gazeteci arkadaşımız Ökkeş Özekşi, “Gaziantep’in Suriyeli göçmenler sebebiyle ne hâle geldiğini” bütün açıklığı ile anlattı. Siz Kilislisiniz, bu durum için görüşleriniz?..

KIŞLALI – Türkiye’nin içinde bulunduğu genel durumun farkında olmamak mümkün mü? Ama Türkiye’yi bir arada tutan unsurlar ı unutmamak gerek. Eğer bu unsurlar  bugün, hiç olmazsa bir kesime  umutsuzluk veriyorsa, bunun  siyasi iktidarın mevcut  demokratik / yasal olanakları yeterince ve ustalıkla harekete geçirememesinden ileri geldiği kanısındayım.

GÖZLEM – Son günlerde “sahte belgelerle” Dersim Olayı’ndan başlayarak Atatürk hakkında “hakarete varan” TV programları yapılıyor, gazete haber ve yorumları çıkıyor, “kim oldukları kendilerinden menkul” bazı “tarihçiler(!)”  bu çirkin kampanyanın başını çekiyorlar. Bu “hassas” konuda savcılar, hakimler, Hükümet, RTÜK, “kanunlarda açık açık yer alan” görev ve sorumluluklarını yerine getirmiyor,  Genel Kurmay, “bu konularda her türlü belge Harp Tarihi Dairesi’nde varken” susuyor; ne diyorsunuz?..

KIŞLALI – Doğrusu sözünü ettiğiniz bu, en hafif tabir ile “talihsiz” gelişmeleri izlemiyorum. Ama eğer bunca yıllık basın mensubu olmanın verdiği “TC’yi birlik ve bütünlük içinde tutabilecek unsurlar” hakkında bilgi sahibi olabilmişsem, sözünü ettiğiniz  durum beni sizin kadar kaygılandırmıyor. Önünde sonunda tarihi gerçeklerin geçerli kalacağını düşünüyorum.

GÖZLEM –  “Çocuklarımızın ve gençlerimizin beyinlerinin, Atatürk aleyhine bu şekilde  yalan yanlış iftiralarla dolu kampanyalarla yıkanması” gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek nesilleri için “hayati” bir konuda,  özellikle Genel Kurmay’ın suskunluğunu, “askeri yakından tanıyan” bir gazeteci olarak nasıl yorumluyorsunuz?..

KIŞLALI – Bu konuda bana atfettiğiniz vasıf gerçekten doğruysa, yani gerçekten Türk Silahlı Kuvvetlerini  tanıyorsam, Genelkurmay'ın “suskun” bulduğunu belirttiğiniz tavrını hiç yadırgamıyorum. Son 7-8 yıl içinde bu camia ile ilgili olup biteni hep birlikte, zaman zaman büyük kaygı ile izledik. Ama, benimsediğimiz Atatürk prensiplerine göre yetişmiş insanlardaki temel inançların değiştiğini gösteren kaygı verici işaretlere rastlamadık. Size bu soruyu sorduran duruşun, bu camiaya karşı uygulanmış, ne olduğu şimdi ortaya çıkmış yaklaşımdan TSK’nın almış olduğu ders ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

GÖZLEM –  Anayasası’nın “değiştirilemez” maddeleri içinde olan “Laik hukuk devleti”  niteliğini taşıyan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı, “Kadın – erkek fıtraten eşit değildir” dedi, görüşünüz?..

KIŞLALI – O değerlendirmeyi yapan da, aksini düşünen siz ve benim gibi bir TC vatandaşı. Bırakın o da fikrini  söylesin, biz de söyleyelim.

GÖZLEM – “Ciddi kamuoyu araştırmaları”, yeni lideri ve yeni başbakanı döneminde AKP’nin “önemli ölçüde oy kaybettiğini”  ortaya koyuyor;  görüşünüz?..

KIŞLALI – Umarım bu  göstergeler doğrudur.

GÖZLEM – “AK – Saray ihtişamı” ve “debdebe” için oluk gibi para harcanmasının sadece halk nezdinde değil, AKP içinde de “büyük tepkilere yol açtığı” ve “savunulamaz bir durumun ortaya çıktığı” yönündeki “kulis ifadeleri” gün geçtikçe netleşiyor. Bunlara “4 Bakanla ilgili yolsuzluk iddialarının üzerinin örtülmeye çalışılması ve Meclis Komisyonu’nun bu konudaki çalışmaları ile ilgili yayın yasağı kararının AKP’li komisyon başkanı tarafından aldırılması”  da eklenince, ortaya “ilginç” bir tablo çıkıyor, sizin görüşünüz nedir;demokratik bir hukuk devletinde  “böyle bir süreç normal kabul edilebilir” mi?

KIŞLALI – İşte sözünü ettiğiniz gelişmelerin cereyan ettiği özgür ortamın mevcudiyeti,benim gibi 27 Mayıs öncesini yaşamış vatandaşların umutsuzluğa kapılmamasına yardımcı oluyor.

GÖZLEM – AKP’de Köksal Toptan gibi, Vecdi Gönül gibi, Millet Meclisi Başkanlığı, dolayısıyla Cumhurbaşkanı vekilliği yapmış, “devlet adamı” nitelikleri olan, tecrübeli, siyasetçiler var, sizce, ortadaki bu tablo konusunda “seslerinin çıkmamasının” sebebi ne olabilir?..

KIŞLALI – Olup bitenlerden her kaygı duyanın aynı tepkileri verip seslerini yükseltmeleri beklenilemez. Kim bilir ne düşünüyorlar. Keşke medya bu konuyla ilgilense sizin gibi o isimlere sorular yöneltse.

GÖZLEM – AB ülkelerinde “böyle bir durum” olabilir mi, olursa ne yapılır?.. 

KIŞLALI – O ülkeler de geçmişlerinde, demokrasinin yerleşme dönemlerinde ne güçlükler yaşadılar. Kolay değil şimdi bulundukları noktalara varmak. Aynı şey bizim için de geçerli. Unutmamamız, umudumuzu asla yitirmememiz, demokrasi için mücadele etmemiz gerekiyor.

SİTE İÇİ ARAMA

 

Twitter

ZİYARETÇİ SAYISI

15993633
Bugün
Hafta
Ay
Toplam
131
19620
150972
15993633

IP: 216.244.66.243

Hamza DÜRGEN

E-Mail : info@hamzadurgen.com

Site Kuruluş Tarihi : 15.01.2011