ÖNEMLİ LİNKLER







ZİYARETÇİ SAYISI
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1503
mod_vvisit_counterHafta29178
mod_vvisit_counterAy113128
mod_vvisit_counterToplam1856409



BİR GAZİYE DAHA 'PROTEZ HACZİ'

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21243165&

Bir gaziye daha 'protez haczi'!

Askerliğini yaparken sağ bacağını diz altından kaybeden Konyalı 52 yaşındaki Behsat Uyar’a takılan hidrolik protezin 2141 lirayı aşan miktarı, ‘terör gazisi olmadığı’ gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri istendi. Hakkında icra takibi başlatılan gaziden faiziyle birlikte 93 bin lira isteniyor.

Uyar, 1982’de Kırklareli’nde askerliğini yaparken doldur- boşalt yapmak isteyen bir astsubayın tüfeğinin ateş alması üzerine yaralandı ve sağ bacağı dizinin altından kesildi. Uyar’a ‘vazife malulü’ statüsünde, SGK tarafından 2009 yılında yayımlanan genelge doğrultusunda protez bacak ödemesi yapıldı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, 2011 yılında protez bacak ödemeleriyle ilgili incelemelerinde, Behsat Uyar’ın ‘3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’ dışında kaldığını, terör gazisi olmadığını ve malulen emekli statüsünde bulunduğunu belirledi. Müfettişlerin hazırladığı bu rapor üzerine SGK, hidrolik protez takılı Behsat Uyar’dan, yapılan ödemenin 2141 lirayı aşan miktarını geri istedi.
1993 yılında Gaziantep ’te vatani görevini yaparken cinnet geçiren asker arkadaşının tüfeğiyle ateş açması sonucu sağ bacağını kaybeden gazi Hasan Ata’ya da faiziyle birlikte geri istenen 74 bin lira için icra takip işlemi başlatılmıştı. ‘Protezi iade edip, bastonla gezerim’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’dan yardım isteyen Uyar, “15 Şubat’ta Konya 1. İcra Dairesi’nden ödeme emri geldi. Protez borcu faiziyle birlikte 12 bin 415 lira. Tahsil, takip harcı gibi diğer masraflarla birlikte 93 bin 294 lira 86 kuruşa çıkmış. Nasıl ödeyeyim? Protezi verip bastonla gezerim” diyor.

 

KURTULMUŞ: TERÖRE HARCANAN PARA 400 MİLYAR DOLAR

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21259753&

Kurtulmuş: "Teröre Harcanan Para 400 Milyar Dolar"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, teröre bugüne kadar harcanan paranın 400 milyar doları bulduğunu belirterek, "Eğer terör olmasaydı Türkiye'de kişi başına düşen gelir 20 bin doları bulurdu" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, teröre bugüne kadar harcanan paranın 400 milyar doları bulduğunu belirterek, "Eğer terör olmasaydı Türkiye'de kişi başına düşen gelir 20 bin doları bulurdu" dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, eski Devlet ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin'in cenazesine katılmak üzere geldiği memleketi Ünye'de AK Parti İlçe Teşkilatı'nda çözüm sürecini değerlendirdi. Çözüm sürecinin 'çok güzel bir şekilde' yürüdüğünü belirten Kurtulmuş, "İçeriden ve dışarıdan bir takım provokasyonlara muhatap olmazsa ben bu süreci çok kısa süre içerisinde milletimizin hayrına sonuçlanacağına inanıyorum ve böyle olması için de dua ediyorum" diye konuştu.

Türkiye'nin 30 küsur senedir süren bir terör meselesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Kurtulmuş, "Bu 30 küsur senede yaklaşık 30 bin insanımız ölmüş, bunların 28 bini güvenlik kuvvetlerimiz, geri kalanları da terör örgütüyle ilişkili olmak üzere. En basit hesaplamayla bu 30 küsur yılın Türkiye ekonomik maliyeti 400 küsur milyar dolar. Ama Türkiye eğer teröre bu kadar çok kaynak aktarmamış olsaydı bugün Türkiye'nin Gayri Safi Milli Hasılası en azından 20 bin dolar seviyesinde olurdu. Eğer Türkiye teröre bu kaynağı aktarmamış olsaydı, gökteki iki uzay aracını bundan 15 sene evvel uzaya gönderirdi. Türkiye bu kaynağını boş yere harcamamış olsaydı maalesef bunu harcadı, Türkiye'nin bugün en az dünya ölçeğinde araba markası, iki üç tane bilgisayar markası, birkaç tane de cep telefonu markası olurdu" şeklinde konuştu.

"KÜRTLER VE Türkler TESADÜFEN BİR ARAYA GELMEDİ"

Terörün Türkiye'ye kaybettirdikleri açıkça ortada olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, "Şimdi ümit ediyoruz ki bunu en kısa zamanda bitirebiliriz. Bütün bu terörün uluslar arası güçlerin verdiği desteğe, terörün arkasındaki kirli desteklere rağmen sevinerek söyleyebileceğimiz şey şudur. Bu memlekette Kürtler ve Türkler bir iç savaştan çıktılar da şimdi barış masasına oturuyor değiliz. Bu memlekette Türkler ve Kürtler tesadüfen bir araya gelmiş değillerdir. Yani 2013 yılı oldu gökten paraşütle bu topraklara inmedik. Biz bu topraklarda bin küsur senedir birlikte barışça, kardeşçe yaşıyoruz. Akraba olarak yaşıyoruz, iç içe geçmiş olarak yaşıyoruz. Dolayısıyla bu milletin arasına konulan fitneyi inşallah bu çözüm sürecinde ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz. Bizim için bu gerçekten önemli bir süreçti, başından itibaren söylüyoruz. Bu konu içinde Allah razı olsun Sayın Başbakanımızda hiçbir şekilde risk hesabı içinde olmadı. 'Buradan üzerimize acaba risk alırız, buradan birkaç puan oyumuz artar mı azalır mı' telaşı içinde, hesabı içinde olmadık. İlk sefer Türkiye'de bir Başbakan dedi ki, 'bunun bedeli ne olursa olsun biz bu sorunu çözmeye hazırız'. Bu büyük bir siyasi iradedir, önemli bir siyasi iradedir. Çünkü biliyoruz ki, bundan sonra bir kişinin daha ölmesinden büyük bir risk olamaz" ifadelerini kullandı.

"SİYASİ HESAP İÇİNDE DEĞİLİZ"

Siyasi partilere de tavsiyelerde bulunan Numan Kurtulmuş şunları söyledi: "Burada bir siyasi rantta yok. Bu sorun çözülürse hiç kimsenin üç beş puan oyu artar telaşı içinde olmamak lazım. Çözümlemezse oyları azalır diye bir hesap içinde de kimsenin olmaması lazım. Bu bütün Türkiye'yi ilgilendiren bir meseledir. İnşallah Türkiye bu sorunu çözecektir. Eğer terör melesi çözülürse ne olur? Türkiye ekonomik olarak kanatlanır uçar, Türkiye sadece kendi topraklarımız içinde değil, bütün çevre ülkeler, bölge ülkeler arasında lider ülke olur. Türkiye'ye bugün milletin baktığı bakış açıları çok daha farklı bir noktaya gelir, çok daha dikkatle, ilgiyle Türkiye sözü dinlenen bir ülke olur, terörü çözersek o zaman ecdadımıza layık bir ülke olarak çok hızlı mesafe kat ederiz. Ben bu sürece herkesin katkısı bulunmasını temenni ediyorum. Herkesin konuşmalarına, dillerine hareketlerine olağan üstü dikkat göstermesi gerekti kanaatindeyim ve inşallah bu ülkenin çocukları huzur içinde, barış içinde yaşayacaklar. Çünkü biliyoruz ki Ünye ne kadar bizimse, Ünye aynı şekilde de Şemdinlilerindir. Şemdinli Yüksekova ne kadar Şemdinli Yüksekovalılarınsa o kadar da Ünyelilerindir."

"HEPİMİZ AYNI VATANIN EVLATLARIYIZ"

Araya konulan fitneleri kaldırmak gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş sözlerini şöyle tamamladı: "Geçmiş süreçte Türkler ve Kürtler bir savaştan çıkmadılar, çünkü hepimiz aynı medeniyetin çocuklarıyız, çünkü hepimiz aynı coğrafyanın çocuklarıyız, hepimiz aynı vatanın evlatlarıyız, hepimiz aynı Peygamberin ümmetiyiz, hepimiz aynı dinin mensuplarıyız. Daha dün 18 Mart'tı, 18 Mart'ta Çanakkale'yi çoğunuz görmüşsünüzdür, orada yan yana Türkü, Kürdü, Arap'ı, Çerkez'i, Acemi, hatta Çanakkale'yi hayatında ilk sefer gören birçok insan, birçok evladımız Çanakkale'de şehit oldu, bu sadece bir toprağı savunmak meselesi değil, bu bir inancı savunmak, bir medeniyeti savunmak, bir onuru savunmak harbiydi, o harbi daha şuradan bir müddet evvel birlikte vermiş insanlar, onların torunları aralarında birileri fitne sokmaya, ayrılık sokmaya çalıştı. Şimdi bu fitneli, zehirli fitne tohumunu kaldırıp söküp bizim topraklarımızdan atıyoruz. En kısa zamanda sonuca ulaşırız".

 

BİR OĞLU DAĞDA BİR OĞLU ASKER BELEDİYE BAŞKANI

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21257456&

BİR OĞLU DAĞDA, BİR OĞLU ASKER BELEDİYE BAŞKANI:

KİMSE BARIŞI BENİM KADAR İSTEYEMEZ

Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş, “Her gün evimin üstünden uçaklar geçiyor. Ölümü yaşıyoruz. Artık özgürlük ve barış zamanı geldi. Söz bitti, şimdi çözüm zamanı. Çözüm Meclis’tir” ifadelerini kullandı

Diyarbakır Sur Belediyesi’nde Nevruz sevinci dorukta. Bilenler bilir, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, çok dilliliği savunduğu için 2007’de görevden alınmıştı. 2009’da tekrar bu göreve seçildi. Ancak bu defa KCK’dan tutuklandı. Altı ay sonra, hastalığı nedeniyle salıverildi. Ancak hakkında açılan davalar devam ediyor ve toplam 140 yılla yargılanıyor...
Demirbaş’ın bir oğlu PKK’ya katılmış ve dört yıldır ondan haber alamıyor. Diğer oğlu ise iki ay sonra askere gidecek.
İşte bu yüzden barış süreci hakkındaki düşüncesini sorunca “Kimse benim kadar umutlu olamaz” diyor heyecanla: “Benim yüreğim üç parça. Bir parçası dağda, bir parçası askerde, bir parçası cezaevinde. Çünkü arkadaşlarım orada. Artık yüreklerin bir araya gelmesinin zamanı geldi. Bu yürekler nasıl bir araya gelir? Ancak onurlu bir barışla.”
Şöyle diyor Demirbaş: “Her gün evimin üstünden uçaklar geçtikçe biz ölümü yaşıyoruz. Bu ölümden beter. Artık özgürlük zamanı geldi, artık barış zamanı geldi. Bu süreçten çok olumlu etkilendik. Evet bazı yol kazaları oldu. Ama her ki tarafın da kararlı olması bizi çok ümitlendirdi. Söz bitti, çözüm zamanı. Çözüm Meclis’tir. Gerekli adımları atmalı ve anayasayı oluşturmalı. Sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa...”
“Ben demokratik, meşru zeminde siyaset yapmakta çözüm görüyorum” diyen Demirbaş, oğlundan bahsederken duygularını şöyle ifade ediyor:”Ölen kim olursa olsun benim yüreğimden bir parça götürüyor. Korucu da, asker de, polis de, gerilla da...” 
Sur Belediye Başkanı’na, kamuoyunun tepkisini soruyorum. Malum, Batı’da barış sürecine bakış daha farklı... “Kürtler kararlı, devlet kararlı. Toplumsal destek de çok. Kadınların desteği de çok. Bu barışı kadınlar yapacak. Ve kadının yüreği ve elinin değdiği her yer, her şeyi güzelleştirecek.” Masasında duran üç şeyi gösteriyor: Biri “geçmişimiz” dediği öldürülen Kürt aydın Musa Anter’in fotoğrafı. Diğeri, “geleceğimiz” dediği, öldürülen küçük Uğur Kaymaz’ın ve 16’sında dağa çıkan oğlunun resmi. Bir de elinde adaletin terazisini tutan kadın heykeli: “İşte bizi özgürleştirecek olan da kadındır, kadının mücadelesidir... Bir tek siyasilerin kendi çıkarlarından, gerekirse koltuğundan vazgeçmesi gerekiyor.”

Yazarımız Mehveş Evin, Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş ile görüştü. 

NEVRUZ EFSANESİ 
-  Farsça yeni gün manasına gelen Nevruz; miladi takvimde 21 Mart’a, yani kuzey yarıkürede baharın ilk gününe tekabül eder... Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder.
-  Kürtler, Nevruz bayramının Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanır. Nevruz, Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da “Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı” anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır. 2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etti.
-  “Nevruz kutlu olsun” Kürt dillerindeki farklı söylenişleri şöyledir: (Kurmanci) Newroz pîroz be!, (Zazaca) Newroz pîroz bo ve (Sorani) Newroztan pîroz bêt.
-  İran’da Nevruz’un, ateşin bundan 15 bin yıl önce Cemşid tarafından keşfine dayandığına inanılır. Rivayete göre Cemşid beyin en büyük zevki ormanlarda tavşan avlamakmış. Yine bir gün avdayken zehirli bir yılan görerek okunu ona doğru fırlatmış... Lakin ok, yılanın bulunduğu kayalıklara çarparak bir kıvılcım çıkmasına sebep olmuş ve bu kıvılcım da etraftaki kuru otları tutuşturmuş.
-  Ateşi böylece ilk defa görenler, korku ile ateşe secde etmişler, karanlığı yok ettiği için onu kutsal saymışlar. “Ateşgede” denilen tapınakları da bu ateşin sönmesini önlemek amacıyla yapmışlar... Ve böylece ateşin bulunduğu güne de “yeni gün” anlamına gelen nevruz demişler.
-  Bu inanışta ateşin önemi kendini, baharın ilk günü “ekinoks”tan bir gün önce, ateşin üzerinden atlanarak gösterir. İnanışa göre; ateşin üzerinden atlamak arınmak, temizlenmek demektir. Nevruz duası ile bayram başlar ve bitirilir... Dua şöyledir: “Ey gece ve gündüzün tedbircisi, ey gözleri ve gönülleri başka hale çeviren, ey kudret ve halleri değiştiren! Halimizi en güzele çevir!”
-  Başka bir rivayete göre Nevruz’un kökeni Türklüğe dayanır. Nevruz, Türklerin kullandığı 12 hayvan takvimine (Türk takvimi) göre yılın ve baharın ilk günüdür.
Ergenekon destanındaki rivayete göre Nevruz; Göktürklerin atalarının mahsur kaldıkları demir dağı eritip, Ergenekon’dan çıktıkları gündür.
-  Aleviler içinse Nevruz, Hz. Ali’nin doğduğuna inanılan güne tekabül eder.

 

ŞEHİT AİLELERİ VE PKK'LI AİLELERİ BİRLİKTE YEMEK YEDİ

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1125997&CategoryID=77

Şehit aileleri ve PKK'lı aileleri birlikte yemek yedi 

Şanlıurfa'da, barış sürecine katkı sunulması için çatışmalarda şehit olan 25 asker ile ölen 25 PKK'lının aileleri bir araya geldi. Vali, 'Edi bese' dedi.Şehit aileleri ve PKK'lı aileleri birlikte yemek yedi

ŞANLIURFA - Şanlıurfa'da, sivil toplum örgütleri barış sürecine katkı sunulması için çatışmalarda şehit olan 25 asker ile ölen 25 PKK 'lı ailesini yemekte bir araya getirdi. Yemekte yan yana oturan şehit ve PKK'lı aileleri, "Artık anneler gözyaşı dökmesin, kardeş kardeşi öldürmesin" dedi. Yemeğe katılan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç de beyaz bir sayfa açılması gerektiğini ve Kürtçe 'yeter artık' anlamına gelen 'edi bese' dedi.
Şanlıurfa'da faaliyet gösteren çeşitli STK'lar barış sürecine katkı sunmak amacıyla, değişik tarihlerde çıkan çatışmalarda şehit düşen asker ile PKK'lı aileleri için barış yemeği verdi. Çamlık Lokantası'nda düzenlenen 25 şehit ailesi, 25 PKK'lı ailesinin hazır olduğu barış yemeğine; Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, Emniyet Müdürü Mehmet Likoğlu ile STK temsilcileri katıldı. 'Allah'ın dostu Hz. İbrahim'in memleketi dostluk ve kardeşliğin başkenti Şanlıurfa'dan barış çağrısı', 'Kardeşini yakan Nemrut değil Hz. İbrahim'in ateşine su taşıyan kul ol', ' Barış sürecek insanlık kazanacak', 'Yeter artık, Edi Bese', 'Artık analar ağlamasın', 'Gözyaşlarımız sevinç gözyaşları olsun' yazılı pankart ve dövizlerin duvarlara asılı olduğu yemeğe gelen ölen asker ve PKK'lı aileleri karanfillerle karşılandı. STK temsilcileri adına yemekte konuşan ve ilk kez şehit ve PKK'lı ailelerin yan yana getirildiğini söyleyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sabri Ertekin, "Bugün burada hayırlı bir iş için toplanmış bulunuyoruz. Son zamanlarda hükümetimizin yaptığı cesur atılımlarla barış ümidimiz her zamankinden daha fazla arttı. Siyasi kaygıları değil insani kaygıları öne alan, büyük risk taşıyan ancak inşallah gerçekleşmesiyle ülkemize de kazancı çok büyük olacak olan bu girişimleri takdirle karşılıyor, toplumu oluşturan sessiz çoğunluğun sesi olarak bütün kalbimizle destekliyoruz" dedi. 

VALİ GÜVENÇ KÜRTÇE 'YETER ARTIK' DEDİ Yemekte konuşan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç ise annelerin artık ağlamamasını dilediklerini ifade etti. Barış için bir araya gelen ailelere de teşekkür eden Vali Güvenç, "Artık bu ülkede anlar ağlamasın. Kürt anası da, Türk anası da, Arap anası da ağlamasın, çocuklarımız heder olmasın. Anlamsız yere kimse kara toprağa düşmesin. Anlamsız yere bu ülkenin kaynakları ve milyarları harcanmasın. Bu ülkeye hizmet edecek olan çocuklar sağda solda heder olmasın, gelsinler insan gibi yaşasınlar, ailesine, toprağına hizmet etsinler. Süreç bu ülkede kardeşlikten yana, demokrasiden yana, geleceğin aydınlatılmasından yana işlemeye başlamıştır. Herkes yüreğindeki bir sızıyla yaşamaktan kurulacaktır. Bu defterin kapanması, beyaz bir sayfanın açılması ve kucaklaşmak lazımdır. Artık karanlık dönem bitmiştir. Son söz olarak analar artık ağlamasın diyorum ve ben de Kürtçe yeter anlamında kullanılan 'edi bese' diyorum."
Yemekte konuşan ölen PKK'lıların anneleri de barış isteyerek, "Ölümleri en iyi anne yüreği bilir. Artık hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Barış için herkes bu taşın altına elini koysun. Ne Türk, ne Kürt kimse ölmesin. Bir an önce ülkemize kalıcı barışın gelmesini diliyoruz" dedi.
Konuşmaların ardından program şehit ve PKK'lı ailelerinin birlikte dua okuması ile son buldu. (Ali LEYLAK- Ömer PINAR/DHA)

 

ŞEHİT ANALARI İKTİDARA BÖYLE SESLENDİ

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21258012&

 

 

 
KÖŞE YAZILARI
Hamza DÜRGEN
Hamza DÜRGEN

Hamza DÜRGEN
26.01.2014
GÜÇLÜ BİR TEMAD


SİTE İÇİ ARAMA
ANKET
Sitemize nasıl ulaştınız?
 

TEMAD