ÖNEMLİ LİNKLER







ZİYARETÇİ SAYISI
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1977
mod_vvisit_counterHafta39479
mod_vvisit_counterAy191212
mod_vvisit_counterToplam2879498



TÜRKİYE'YE AWACSLAR HALEN GELMEDİ

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=25032136& 

 

ASTSUBAYLAR-4 : HAKLARIMIZI ALANA KADAR SUSMAYACAĞIZ

http://www.gunes.com/2013/03/27/haber/guncel/8195/haklarimizi_alana_kadar_susmayacagiz_.html

Haklarımızı alana kadar susmayacağız

Türkiye'nin her köşesinden mesaj yağmaya başladı. Mesajları okudukça, şikâyetleri dinledikçe şaşkına döndük ve dedik ki; "Meğer astsubaylar ne kadar da doluymuş."
 
SESLERİNİ DUYURMAK
 
Onların seslerini duyurmak, dertlerini anlatmak, sorunlarını anlayıp yetkililere aktarmak için ilim adamı, bilim adamı, tarih yazarı, siyaset erbabı, sosyolog veya psikolog olmaya gerek olmadığı...
 
Temel hak ve özgürlükler ile hak arama noktasında oldukça önemli mesafeler kaydetmiş ülkemiz de onlara sadece kulak verip onları anlamanın yeterli olacağını düşündük. Bu düşünce düsturu ile yaptığımız araştırmalar sonucu gördük ki, Bir ordunun astsubaysız çalışması, yürümesi ve savaşması mümkün değildir. Ancak buna rağmen ordu içinde ihmal edildiği, ezildiği ve dışlandığı hissine kapılan astsubayların ordu içindeki rollerinin görmezden gelindiği duygusunun had safhaya çıkması sanıyorum dikkate değer bir algıdır.
 
Uçakları havalanmaya, tankları yürütmeye, gemileri yüzdürmeye hazır hale getiren astsubaylar artık kimsenin kendilerini 'Cek-Cak' diyerek kandırmamalarını, ve seslerinin duyulmasını istediklerini bir kez daha tekrarlayıp, "Haklarımızı alana kadar susmayacağız" diyerek yaşadıkları sıkıntıları bir kez daha kendi anlatımları ile sizlere aktarıyoruz.
 
Söz sizde...
 
HAKİM OLAMAZ
 
Hakan Özbek Astsubay
 
Şırnak dağlarında görev yaparsınız, ardından İstanbul'a çıkarırlar. Olumlu bir gelişme olduğunu düşünürsünüz. Ama maalesef. Bekâr diye lojman vermek istemezler. Diyelim lojman çıkar, mutlaka annenle oturma zorunluluğu koyarlar. Üniversite bitirilerek, astsubaylıktan subaylığa geçildiğinde kanun gereği Muharip Sınıflar değil de yardımcı sınıflara geçirilir. Askeri hâkim, savcı da bu sınıflardandır. Yine kanun gereği Astsubay Hukuk Fakültesini birinci dahi bitirse, diğer tüm şartları sağlasa da Askeri hâkim- savcı olamaz. Astsubayın emrindeki sivil memur, tersane işçisi şartları yerine getirdiğinde Askeri hâkim - savcı olur
 
YÜREKSE YÜREK
 
İsmini vermek istemeyen
 
Emekli bir astsubay
 
Ordunun bel kemiği, emekse emek, yürekse yürek vatanın her cephesinde görev yapan biz astsubayların sorunları emin olun yaz yaz bitmez. Bu ülke hırsıza, dolandırıcıya, katile, haine, ülkeyi satana, teröriste af çıkardı, Bir tek Mayıs 70-Ocak 75 tarihlerinde ülkenin siyasi çalkantılarında hak ve adaletsizliğe karşı eşleriyle birlikte tepki gösteren ve eşleriyle birlikte yargılanıp hapse giren astsubaylara af çıkarmadı.
 
Şu anda binlerce astsubay, onların dul ve yetimi, o gün öğretmen, devlet memuru olan eşleri hala bunun mağduriyetini yaşıyor. Adalet istiyoruz. Saygılarımızla
 
APAR TOPAR DOĞU'YA

Melek Nalbantoglu
 
Metin Bey, ben bir hava astsubay eşiyim. Eşim ordumuza büyük özverilerle 32 yıl çok başarılı bir şekilde hizmet etti. Yaş haddinden emekli olmak için 3 yılı kaldı. Bu kadar hizmet ettikten sonra Mart ayı sonunda gelen resmi bir yazıyla  atama yönetmeliğini değiştirip doğu bölgelerinde kıdemli personel açığını kapatmak için doğu illerinden tercih yaparak tayin istememiz istendi. Ayrıca doğu görevini yaptığımız halde. Henüz çalıştığı garnizonda kalma süresini tamamlamadan apar topar tayin edileceğini öğrendik. Üniversitede okuyan iki çocuk, büyük kredilerle alınan ev borcu ve birde bunların üzerine yeni yere atanma sorunu. Bizler ayrıcalık veya ayrımcılık değil tüm askeri personele tanınan ortak bir hak istiyoruz.
 
RENCİDE ETMEK DEĞİL
 
Sami Başkaya
 
Emekli astsubay
 
TSK'da yaşanan astsubay sorunları, zorlukları, yetişme şekli, astsubayların topluma yansıtılmayan yönleri ve yaşam hikayelerini anlattığı 'Prangalı düşler' isimli kitabının da yazarı emekli astsubay Sami Başkaya, "Amacım ordumuzu ve komuta kadememizi rencide edip onları hedef tahtası yapmak değil. Biz sorunlarımızı anlatırken kol kırılır yen içinde kalır mantığıyla hareket ettik. Burada temel amaç komuta kademesine sorunlarımız üzerinde çözüm oluşmasını ve dikkat çekmesini sağlamak."
 
Doğu değil Kuşadası!
 
Dede Aksoy Astsubay
 
"Nihayet doğudaki 1íinci şark görevim bitti, hem de tayinim memlekete yakın Aydın ili Kuşadası İlçesi'ne çıktı. Buraya kadar her şey güzel!  Ama tayin hangi karakola çıktı? Karakolun etrafında yerleşim birimi yok, tabi karakolun da elektriği. Bir jeneratör var ama verilen akaryakıtla en fazla günde 1 saat çalıştırabiliyorsunuz, o da telsiz aküsünü şarj etmek için, yol belli bir kesimden sonra toprak, karakolun arabası yok, su derseniz dağdan gelen ve dereye döşenen bir hortum aracılığı ile sağlanıyor.  Amacım şanlı ordumuzu ve görev yaptığım kutsal kurumu karalamak değil ama benim birkaç yıl önce görev yaptığım bu karakolun bugün durumu çok da değişmiş değil. Benim zamanımda ve şimdilerde de üstlere defalarca durumun bildirilmesine rağmen değişen bir şey olmamış. Şimdi eğer sizin yazı diziniz aracılığı ile bu konuyu daha üst komuta kademesine duyurabilirsek, zannediyorum  TSKínın bu bölgedeki  imajını da düzeltmiş oluruz.
BİTTİ
 

BU CÜMLELERİ BEN YAZSAYDIM

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=25013787&

Bu cümleleri ben yazsaydım

AŞAĞIDA tırnak içinde aktaracağım cümleleri dikkatle okuyunuz.

Kimlerin söylemiş olabileceğini tahmin edin.
Sonra yazının sağına bakıp, bunları söyleyenlerin kimler olduğunu okuyun.

KİŞİ 1: ASKERLE BİRLİKTE OLURSAK İLERİ MİLLET OLURUZ

“Bizim milletimiz güçlü millet, yapıcı millet. Her hareketinde bunu gördük. Temel devrimlere yönelirsek, aydın olarak, asker olarak onun istekleriyle birlikte olursak, çok az, ama çok az bir zamanda ileri bir millet olmamak için hiçbir sebep yoktur. Bunu böylece bilip şimdiden kolları sıvamalıyız.”

KİŞİ 2: SABRETTİK, ŞİMDİ HEPİMİZ KUCAKLAŞTIK VE SEVİNÇTEN AĞLIYORUZ

“Bugün gelecekti, yakınlaşmıştı. Biliyorduk ve inanıyorduk. Bu bir ay, yıllardır artan baskının patlama kıvamına geldiği günlerdi. Ve nihayet bu bir ayın sona erdiği gecenin sabahı, beklediğimiz ve inandığımız rüya gibi güzel günün geldiğini gördük, yaşadık. Matbaada herkes kucaklaşmaya başladı... Ve biraz sonra gelen askeri bir kamyon diğer meslektaşlarımızla birlikte bizi orduevine götürecek, orada Türk Ordusu’nun en şanlı, en büyük, en medeni, en cesur, en insani başarısını resmen duyacaktık. Sabrettik, şimdi sevinçten ağlıyoruz.”

KİŞİ 3: ATATÜRKÇÜ MECLİS BUGÜNKÜ PARTİLERİN BULUNMADIĞI MECLİS’TİR

“Bugüne kadar cici demokrasinin karasevdalıları ne savunmuşlarsa, bugünden sonra da aynı ilkeleri savunsunlar. Desinler ki, biz silahların gölgesinde yaşayamayız. Desinler ki tepeden inme devrimcilere karşıyız. Erkeklerse ordunun bildirisine karşı çıksınlar. Evet, Halk Partililerin, Adalet Partililerin, Güven Partililerin, Demokratik Partililerin, hepsinin bir daha geri dönmemek üzere Türk siyasal hayatından atılmalarını istiyoruz. Atatürkçü Meclis, bugünkü partilerin bulunmadığı Meclis’tir. Açıkça söylüyoruz: Ordu’yu böyle bir bildiri yayınlamaya zorlayan siyasal koşulları, bugünkü siyasal partiler yaratmışlardır. Bu düzenin sorumluları mutlaka yargılanmalıdır.”

KİŞİ 4: YAŞASIN TÜRK MİLLETİ, YAŞASIN TÜRK ORDUSU

“Bugün Türk vatanperverleri bu muazzam ve şanlı günün sevinci ve heyecanı içindedir. Çürümüş, süfli politika tiplerinin şahsi ihtiraslarla Türkiye’yi en tehlikeli badirelere, kardeş kavgalarına sürüklemek üzere olduğu bir sırada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin medeni bir şekilde devlet idaresine el koymaları ve memleketi karanlık bir akıbetten kurtarmaları, tarihimizin büyüklüğüne yakışan umutlu bir hareket olarak, Milletimize hür ve İnsan Haklarına uygun yeni ufuklar açmaktadır. Yaşasın Türk Milleti; Yaşasın Türk Ordusu.”

KİŞİ 5: BİZDEKİ POLİTİKACI HAYSİYETSİZ, KAFASIZ, BİR CEHENNEM ZEBANİSİDİR

“İnsanı insan yapan erdemlilikler vardır; haysiyet, vakar, tutarlılık, dürüstlük, seviye, mantık ve kültür, beyin ve yürek sahibi olmak gibi... Bir ademoğlundan bunların tümünü birden çıkarsanız, geriye bizdeki politikacı tipi kalır... Haysiyetsiz, mantıksız, kültürü az, kafasız ve yüreksiz bir rastlanmadık cehennem zebanisidir bizdeki politikacı tipi.”

KİŞİ 6: ASKERİN BU TUTUMUNUN DEMOKRASİ İLE BAĞDAŞMADIĞINI SÖYLEMEYİN

“Olanlar oldu... Siyasilerimiz yine boşluk yarattılar ve normal koşullarda Meclis’te görülmesi gereken bir hesap, MGK’da görüldü. Asker, siyasi yaşamımızda balans ayarını veya ince ayarı tamamladı. Kendi düşen ağlamaz. Bundan böyle kimsenin şikâyete hakkı yok. Askerin bu tutumunun demokrasi ile bağdaşmadığını da söylemeyin... Oktay Ekşi’nin dün yazdığı gibi, ‘Eğer siz beceremezseniz, yerinize başkaları yapıverir...’ Türkiye için artık yepyeni bir dönem başlıyor. Yeni bir demokrasi tarifi, yeni bir hükümet ediş şekli, yeni bir dengeler dönemi... Buna ‘Türk usulü demokrasi’ demek gerekir. Durumu gerçekçi şekilde değerlendirirsek belki bu yeni dönemi uzatabiliriz. Yok, 12 Eylül öncesindeki gibi ‘Mektup bana değil, karşımdakine yollandı’ kargaşasına düşülürse, bu iş kısa sürede karakolda biter... Şimdi bir hesap yapma dönemi başlıyor... İşin gerçeğine bakacak olursak, hepimizin bir ince ayara ihtiyacımız var.”

* * *

Tahmin edebiliyor musunuz bu kişilerin kimler olduklarını?

Bir ipucu vereyim.

Hepsini çok iyi tanıyorsunuz.

Buradaki konuşmaların hepsini Türkiye Büyük Millet Meclisi, Darbeler Komisyonu Raporu’nun bana gönderilen birinci cildinden aldım.

Tahmin edemediyseniz, ikinci yazıya geçelim.

Bu sözleri yazan kişiler bugün nerede

KİŞİ 1: YAŞAR KEMAL: “Zulüm” başlıklı bu yazıyı 27 Mayıs darbesinden sonra 11 Eylül 1960 tarihinde  Cumhuriyet gazetesine yazdı.

YAŞAR KEMAL
Türkiye’nin yetiştirdiği en demokrat insanlardan biridir.
Bugün çok sayıda insan haklı olarak onu “Akil insanlar” listesinde görmek istiyor.

KİŞİ 2: ABDİ İPEKÇİ
: Bu yazıyı 27 Mayıs darbesinden 3 gün sonra, 30 Mayıs 1960 günü Milliyet gazetesinde yayınladı.

ABDİ İPEKÇİ Türk basınının en demokrat isimlerinden biridir.
1979 yılında öldürüldü.

KİŞİ 3: UĞUR MUMCU: “Erkekseniz Karşı Çıkın” başlıklı bu yazısı, 12 Mart Muhtırası’ndan 5 gün sonra, 17 Mart 1971’de Devrim gazetesinde yayınlandı.

UĞUR MUMCU
Bir basın şehididir ve birçok Türk gazeteci tarafından rol modeli olarak kabul edilmektedir.

KİŞİ 4: ÇETİN ALTAN: “Büyük Gün” adlı bu makalesini, 27 Mayıs darbesinin yapıldığı gün, yani 27 Mayıs 1960’ta Milliyet gazetesinde yayınladı.

ÇETİN ALTAN: “Ve Şahmerdan Güm Diye İndi Sonunda” başlıklı bu yazıyı, 12 Mart muhtırasından 2 gün sonra, 14 Mart 1971’de Akşam gazetesinde yayınladı.

ÇETİN ALTAN Hâlâ yaşıyor. Türkiye’ye demokrasi gelmesi yolunda büyük mücadeleler vermiş efsane bir gazetecidir.

Kendisine Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından ödül verilmiştir.

KİŞİ 5: MEHMET ALİ BİRAND “Aslında Hepimizin ‘İnce Ayara’ İhtiyacı Var” başlıklı bu yazıyı, Milli Güvenlik Kurulu’nda 28 Şubat günü alınan ve bugün 28 Şubat diye bilinen kararlardan alınışından 3 gün sonra, 3 Mart 1997’de yayınladı.

MEHMET ALİ BİRAND’ı geçenlerde kaybettik. Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük gazetecilerden biridir.

Hazırladığı son belgesel “Son darbe 28 Şubat’tı...”

* * *

Bir daha soruyorum.

Bu insanlar bugün bunları yazsalardı şimdi nerede olurlardı?

Banko Silivri.

Ve beş kere ağırlaştırılmış müebbet.

İki yıl önce ortaya attığım “Zamanın ruhu” kavramı öyle tuttu ki, Abdullah Öcalan bile Nevruz mesajında bu kavramı kullandı.

İnsanları, söylediklerini, yaptıklarını, “Zamanın ruhu”ndan çıkararak değerlendirmeye, yargılamaya ve intikam almaya kalkarsanız, ülkenin tamamını zindana çevirmeniz lazım.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bu komisyonun üyelerine ne demişti?

Dünün güneşiyle bugünün çamaşırını kurutamazsınız...”

Kuruturuz diyor musunuz? İşte sözler ortada.

Deneyin bakalım, bu lafları kurutabilecek misiniz...

 

HUKUKA TEKRAR MI TAKLA ATTIRACAKSINIZ?

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=25013004&

 

MEHMETÇİĞİN KATİLLERİ ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK ÇIKACAK, ASKER ONLARIN ARDINDAN EL SALLAYACAK

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=25015184&

 
KÖŞE YAZILARI
Hamza DÜRGEN
16.07.2014
KURUMSAL YAPI VE TEMAD


SİTE İÇİ ARAMA
ANKET
Sitemize nasıl ulaştınız?
 

TEMAD