DOLAR 8,5462
EURO 10,3687
ALTIN 510,88
BIST 1.446
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Gök Gürültülü
Ankara
23°C
Gök Gürültülü
Çar 22°C
Per 25°C
Cum 27°C
Cts 29°C

ASKERİN SİVİL DENETİMİ ŞART: AMA NASIL?

19.10.2012
28
A+
A-

http://www.bursahakimiyet.com.tr/makaleler/bulent-kenes/askerin-sivil-denetimi-sart-ama-nasil-2245.html

Bülent KENEŞ

Askerin sivil denetimi şart: Ama nasıl?

Şeffaflık ve hesap verebilirlik demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerindendir. 

Yönetimin tamamının şeffaf olmadığı, yapıp edilenlere ve yapılan harcamalara dair tamamen ya da kısmen kamuoyuna hesap vermekten kaçınan rejimlerin demokratik rejimler olduğu söylenemez. Şeffaflık sıradan kamu kurumlarını kapsadığı kadar güvenlik kurumlarını da kapsamak zorundadır. Türkiye gibi başından defalarca askeri darbe geçmiş bir ülkenim silahlı güçlerini kendi haline bırakma lüksü yoktur. Sivil kurumların denetlenmeye ve şeffaflığa ihtiyacı varsa, darbe geleneğiyle bilinen silahlı kuvvetlerin bu denetime ve şeffaflığa on kat daha fazla ihtiyacı vardır.
Suriye’de yaşanan gelişmelerden ve her gün Türkiye topraklarına düşen top mermilerinden dolayı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin caydırıcılık kapasitesi ve buna bağlı olarak niteliği yeniden tartışma konusu. Keşke, Türk ordusunun demokratik bir ülkede sahip olması gereken niteliklere haiz hale gelebilmesi için önceden gerekli tartışmalar yapılmış, açık ve yakın tehlike durumunda kendisinden emin olunacak bir kurum haline gelebilmiş olsaydı. Kamuoyunun TSK’nın asli görevlerine dair gücünün ne olduğuna dair gerçek bilgileri bulunmadığı için, ordumuzun gerçek gücü ve işlevselliği maazallah Suriye krizi yüzünden gerçek bir sınamayla ortaya çıkma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Her şeye rağmen umarım ordumuz bu gerçek testten başarıyla çıkar.
Temennimiz bu olmakla birlikte Türkiye’nin NATO üyesi ülkeler arasında ordusunun ve savunma harcamalarının şeffaflaştırılması konusunda diğer ittifak üyelerinden çok geride olduğu acı gerçeğini de bilmemiz şart. Dünya çapında yolsuzlukla mücadele amacıyla kurulan Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 93 ülkenin savunma bütçelerindeki şeffaflığı konu aldığı Ekim 2011 tarihli raporuna göre, askerî harcamada şeffaflık kategorisinde Türkiye, düşük ve orta arası kategoride yer almaktadır. Bu kategorideki ülke sayısı sadece 21’dir. Aralarında Türkiye’nin yanı sıra Afganistan, Bulgaristan, Hindistan, Ruanda, Tanzanya ve Vietnam gibi ülkeler yer almaktadır. Rapora göre Türkiye, savunma bütçesinde şeffaflık kategorisinde Nepal, Sri Lanka, Uganda ve Zambiya’nın bile gerisindedir.
TESEV için hazırladığı “Zayıf Kalan Meclis İradesi: Yeni Sayıştay Yasası’nda
Askerî Harcamaların Denetimi Sorunu” başlıklı raporunda bu bilgilere yer veren ve alanında uzman sayılı isimlerden bir olan Today’s Zaman köşe yazarı ve Taraf gazetesi Ankara Temsilcisi Lale Kemal, bu yüzden iktidar partisinin Sayıştay yasasında yaptığı son dakika değişikliğine köklü eleştiriler getirmektedir. Kemal’e göre, Avrupa Birliği şeffaflık ve denetim standartlarının gereğini yerine getirmek üzere yola çıkılmasına rağmen, yapılan 6085 sayılı yeni Sayıştay Yasası, Türkiye’yi kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarının uluslararası standartlara uygun şekilde denetlenerek şeffaf hâle getirilmesine engel teşkil eden bir önceki 832 sayılı Sayıştay yasasından bile geriye götürmüştür.
Askerî harcamaların denetiminin gizli yönetmelikle yapılmasına imkan veren bu yasanın bulunduğu bir ülkenin gerçekten demokratik bir ülke olma ihtimali ne yazık ki yok denecek kadar azdır. Bu noktada, Etyen Mahçupyan’ın söz konusu raporun sunumunda belirttiği gibi, yerindelik değerlendirmesinin Meclis tarafından yapılmasının yanı sıra kamuoyunun bilgilenmesini mümkün kılan bir denetim sistemine de ihtiyaç bulunmaktadır.  Sayıştay Yasası ise, bu bağlamda hayati bir öneme sahiptir. Mahçupyan’ın “Hukuk devleti olmak, sadece askerî değil sivil bürokrasinin de denetlenmesi anlamına gelmektedir.  Bu noktada hükümetin ne denli istekli olduğu konusunda son Sayıştay yasasının olumlu bir örnek olduğunu söylemek pek mümkün gözükmektedir” görüşüne de katılmamak imkansızdır. Nitekim bağımsız olması gereken denetimi, hükümetin kontrolündeki genelge ve yönetmeliklere bağlamak, yasamanın yürütme üzerindeki izleme ve değerlendirme yeteneğinin sınırlandırılması ve hükümete rehin edilmesi anlamına gelmektedir.
TESEV raporunda bu ülkeyi yönetenler için ciddi uyarılar ve tavsiyeler bulunmaktadır. Buna göre, güvenlik ve savunma sektörünü oluşturan asker ve kolluk kuvvetlerinin sivil denetiminin TBMM adına Sayıştay tarafından sağlanması, demokratikleşme sürecinin sağlıklı işlemesi ve güvenlik sektörünün etkin ve verimli çalışması açısından büyük önem taşımaktadır. Yeterince şeffaf olmadığı için yolsuzluk iddialarına açık hâle gelen savunma harcamaları, güvenlik sektörü kurumlarının etkinliğini ve verimliliğini düşürecek, bu kurumlara olan kamuoyu güvenini de azaltacaktır. Tüm bunlara karşın Sayıştay’ın askerî harcamalara ilişkin denetimi, denetimini yaptığı diğer kamu kuruluşlarından farklı olarak oldukça “sınırlandırılmış” bir nitelik taşımaktadır. Örneğin, Milli Savunma Bakanlığı bütçeleri (bütçe içi kaynaklar), genel mali yılı bütçe tabloları içerisinde gösterilmekte, ancak savunma için ayrılan bütçe dışı kaynakların önemli bir bölümü söz konusu tablolarda yer almamaktadır.
Demokratik bir siyasal sistemde önemli bir yere sahip olan askerî harcamaların şeffaf ve hesap verilebilir olması meselesi, aynı zamanda Türkiye’nin, AB tam üyelik müzakereleri çerçevesinde yerine getirmesi gereken demokratik kriterler arasında da yer almaktadır. AKP  hükümeti tarafından 29 Haziran 2012 tarihinde, bir son dakika girişimiyle meclisten geçirilmiş olan yeni Sayıştay Yasası’na ilişkin değişiklikler, maalesef yeni Sayıştay Yasası’nı daha da geri götürmüş ve Sayıştay’ın varlık nedeni olan bağımsızlığını önemli ölçüde sekteye uğratırken, gerek askerî, gerek sivil kurumların harcamalarının denetimini neredeyse ortadan kaldırır bir nitelik kazanmıştır.
 Zira yasada yaptığı değişikliklerle iktidar partisi, Sayıştay Yasası’nın en önemli maddesi olan, tüm kurumların denetiminde kritik rol oynayan performans denetimi bölümünde yer alan ve hesap verme sorumluluğunu pekiştiren ilkeyi ortadan kaldırmıştır. Denetçiler, ancak kamu idaresinin koyduğu politikaya göre denetim yapabilecek, TSK dâhil hiçbir kurumu, hedeflerinin gerçekçiliği konusunda sorgulayamayacaklardır. Örneğin TSK, 300 silah alacağını beyan ettiyse Sayıştay, bu kadar silahın alınıp alınmadığının tespitini yapacak ancak, “Bu miktarda alımı gerektiren mevcut ihtiyaçlar nelerdir? gibi, bu kurumun olası israflarını denetlemeye yönelik sorgulama yapamayacaktır.
Resmi rakamlara göre, Milli Savunma Bakanlığı 2012 yılı bütçe teklifi 18 milyar 229 milyon TL’dir. Ülkenin güvenlik ve asayişinden sorumlu olan kurum ve bakanlıklara aktarılan kaynak ise, yaklaşık 39 milyar TL’lik düzeyiyle, bütçenin yüzde 11,1’ini oluşturmaktadır. Bütçe içi savunma harcamaları kapsamında, TSK Milli Savunma Bakanlığı üzerinden tahsis edilen ödeneklere ek olarak, önemli bir kısmı henüz denetlenemeyen bütçe dışı kaynaklar da bulunmaktadır. Bu kaynaklar arasında; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve bu vakfın hissedarı o
lduğu 18 askerî firma, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Jandarma Genel Komutanlığı (JGK), Sahil Güvenlik Komutanlığı (SGK) ve silah tedariki için alınan dış askerî krediler gibi kalemler bulunmaktadır. Bütün bu kalemlerin yanı sıra diğer bir önemli kaynak Savunma Sanayii Destekleme Fonu’dur (SSDF). Askerî teçhizat alımı ve üretimi için yapılan harcamaların yüzde 54’ü bütçeden, yüzde 44’ü SSDF’den karşılanmıştır. Kaldı ki, kısıtlayıcı yasa hükümleri nedeniyle yıllar boyunca denetlenemeyen askerî harcamalar, ülke ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.
TESEV raporu bir kez daha göstermektedir ki, askeri denetim yoluyla gerçek sivilleşme ve demokratikleşmenin yolu bu kurumun mali harcamalarının kontrolünden geçmektedir. Ancak, maalesef AKP hükümeti, sebebi tam olarak kamuoyu tarafından   bilinmese de, Sayıştay Kanunu’nda değişiklik yapılırken Sayıştay’ın TBMM adına bu denetim görevini hakkıyla yerine getirmesini engelleyecek bir son dakika değişikliği yapma ihtiyacı duymuştur. AKP’nin bu son dakika hamlesinin nedenleri ileride mutlaka tarihçilerin ilgisini çekecektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.