DOLAR 8,5769
EURO 10,1562
ALTIN 496,49
BIST 1.360
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
32°C
Parçalı Bulutlu
Çar 33°C
Per 33°C
Cum 33°C
Cts 32°C

GREV KAZASIZ BİTTİ; BEŞ ASKER ÖLDÜ

GREV KAZASIZ BİTTİ; BEŞ ASKER ÖLDÜ
19.11.2012
31
A+
A-

http://www.medyatakip.com/medya_sistem/yb_kupurgoster.php?gno=2012111857887

Grev kazasız bitti; beş asker öldü!

Dünün gazeteleri, biri ötekini boğup anlamsızlaştıran iki haberi manşetlerinden duyurdular: İlk haber cezaevlerindeki PKK militanlarının giriştiği açlık grevlerinin sona erdiğine, öteki ise Hakkâri’de 5 askerin yine PKK militanları tarafından şehit edildiğine dairdi.

Açlık grevlerinin kökünde, siyasî ahlâk ve düz mantık bakımından tutarsız bir mânâ vardı; eğer insânî bir dâvâyı açlık grevi yoluyla duyurup haklılığınızı savunuyorsanız aynı dâvâyı silâhla ve şiddet aracılığı ile desteklememeniz gerekir. Dünyanın her yerinde açlık grevi eylemleri, iki sokak ötede şiddetle, kanla, bomba ve mayınla desteklenmez, sevimliliğini, haklılığını kaybeder çünkü.

PKK ve uzantıları, ilginç bir “halkla ilişkiler kampanyası” düzenlediler ve başarılı oldular; bu başarıda en büyük pay, Türk basınında ve kamuoyunda ustalıkla yönlendirdikleri vicdancı liberal entelektüellere aittir. Bu zevat basındaki güçlerini kullanarak hükümet ve kamuoyu üzerinde müthiş bir baskı inşâ ettiler. Öyle ki, bütün Türkiye, nefesini tutup, “Aman cezaevlerinde kimse ölmesin” diye için için dua ederek eylemin bitmesini bekledi neredeyse.

O esnada grevci takımının dağdaki arkadaşları silahlı eylem halindeydiler; ortada bâriz bir çelişki, en azından ahlâkî bir şantaj vardı ama yoğun entelektüel baskı, örgütün tutarsızlığını görünmez hale getirdi. Hükümet, bütün imkânlarını seferber ederek cezaevlerinde kötü şeylerin olmaması için didindi; tansiyonu düşürmek için anadilde savunma maddesini kanun teklifi haline getirip Meclis’e sevk etti. Neticede tansiyon düştü, grevler sona erdi ama bunun Hakkâri’de vatan hizmetini yaparken şehit edilen 5 askere bir faydası dokunmadı!

Örgütün dış kamuoyunu yönlendirmekte hayli usta olduğunu biliyorduk ama aynı mahâreti Türk kamuoyu üzerinde tekrarlamaları, doğrusu beklenilmeyen bir şeydi. Bu derece becerikli kampanya uzmanları varken, örgütün dağda militan harcamasına hâcet kalmamış görünüyor; ne zaman gerekse bir açlık grevinin daha organize edilmesi işten bile değil; ne de olsa örgütün, canlı bomba olmaya bile ikna edebildiği çok sayıda militan rezervi var. Neticede kendi insanına bile değer vermeyen bir örgüt bu.

Doğrusu iki sene daha okuyup liberal-sol-entel takımına vaktiyle yazılmak varmış. Adamlardaki yüksek vicdan gücüne gıpta etmemek imkânsız! Ne mutlu onlara ki, hükûmetten ve silâhlı şiddet örgütünden hemen hemen aynı derecede itibar görebiliyorlar. Öyleyse daha fazlasını beklemeliyiz bu plastik folyoyla kaplanmış yufka yüreklerden; beklemeye gerek yok aslında, altın formüllerini gizlemiyorlar ki: “Verelim kurtulalım!”

Aklıma delice bir fikir geliyor; bunları versek kurtulur muyuz dersiniz?

Hükümetin, bu saçma-sapan ortam içinde nasıl bunaltıldığını kenardan görüp üzülüyorum; bu zorlu ve kirli psikolojik savaştan zihnî selâmetle çıkabilecek donanıma sahip değiller. Yürütme gücünü kullanabilmek, iktidarın tamamını kullanabilmek anlamına gelmiyor demek ki. Basit ve aslında tutarsız bir halkla ilişkiler operasyonu ile hükümet, bu tür bir psikolojik operasyona karşı hiçbir savunması olmadığını açık etti.

PKK, prestijinin en yüksek noktasında şimdi; onlara bu kolay zaferi bahşetmek hususunda vicdanî yardımlarını esirgemeyen ama çatışmalarda şehit düşen askerlerimizin de yaşama hakkı olduğunu bir türlü hatırlamayan liberal vicdanlı intelijansiyamıza ve matbuatımızın o mümtaz kalemlerine ne kadar teşekkür etse yeridir. Gün uğursuzun çünkü!

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.