DOLAR 8,3342
EURO 10,0636
ALTIN 480,32
BIST 1.345
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Cts 22°C
Paz 19°C
Pts 18°C
Sal 21°C

İMZASIZ ASKERİ EVRAK OLUR MU

İMZASIZ ASKERİ EVRAK OLUR MU
01.10.2012
19
A+
A-

http://www.medyatakip.com/medya_sistem/yb_kupurgoster.php?gno=2012104199&ky

İmzasız askerî evrak olur mu

Bildiğiniz gibi Balyoz Davası bitti, ama tartışmaları bitmedi. Kararların gerekçeleri açıklandığında, hâttâ üst yargı mercilerinden de sonuçlar alındığında bile, bu çekişme bitecekmiş gibi görünmüyor.

Bir önceki yazımda da söylediğim gibi, konuyla ilgilenenler esas olarak iki zıt ve keskin kutba ayrılmış durumdalar. Her iki kesim başından beri sadece kendilerinin haklı olduklarını ileri sürüyor.

Taraflardan biri, Türkiye siyasasındaki bütün bozukluğa sosyopolitik yapıya ölümcül bir virüs gibi nüfuz etmiş bulunan “askerî vesayet”in sebep olduğuna; bu durumdan yapısal bir şekilde kurtulmadıkça diğer hiçbir soruna geçilemeyeceği gibi, geçilse de çözülemeyeceğine; özellikle askeriyeden başlanarak, hemen her alanda köklü reformlara ihtiyaç hasıl olduğuna; işte o yüzden, ortalığa saçılmış bu darbe plânları vesilesiyle iyi bir zeminin belirdiğine ve üzerlerinin örtülerek güme gitmelerinin mutlaka önlenmesinin lâzım geldiğine inanmaktadırlar.

Ben bu gruptanım. Ve bu, suçun ve cezanın bireyselliği ilkesi gereği olarak kişi hak ve hukukunun çiğnenebileceğini içermiyor. Ne ki, sanki bu kapsamdalarmış gibi önermelere karşı da uyanık olmayı gerektiriyor.

Diğer taraf ise, bırakın siyasal alanın tümörsel bir unsuru olmayı, “askerî vesayet”i, tahayyüllerindeki toplum biçiminin garantörü olarak, lüzumu hâlinde buna hizmet edecek olan iyi huylu bir müdahale aracı gibi görüyorlar.

Birinciler “demokratik”, ikincilerse “antidemokratik” bir yolun yolcusular, son tahlilde. Lâkin uzun ve karmaşık bir konu bu. O nedenle, demokrasiden yana olmayanların bu dava sebebiyle ileri sürdükleri birkaç yanlış argümanı daha ele almayı sürdüreyim istiyorum, ben gene bugün:

Diyorlar ki, bir evraka kanıt diyebilmek için yazısının altında bir imzanın olması gerekir. Eğer imza yok ise kanıt da olamaz.

Bu da yine “askerî olgulara sivil akılla bakmanın” bir sonucu.

Askeriyenin harekât ile ilgili evrakları aslında işte tam da bu nedenle, yâni ele geçirildiklerinde bir kanıt olma özelliği taşımasınlar diye, bir “istihbarata karşı koyma” önlemi olarak, olabildiğince açık belirtiler ve aleniyetler içermezler.

Özellikle askerî harekâtla ilgili konularda gizlilik esastır. Meselâ subay ve astsubayların, hele hele de generallerin harici elbiselerinde yaldızlardan, parlak ve tantanalı simge ve şeritlerden geçilmezken, eğitim kıyafetlerine gelince neden bunlar yerlerini birden bire kamuflajlı bir desene ve siyahlatılmış yıldızlara ve şeritlere terk ederler? Bunun nedeni, kişilerin rütbe ve görevlerini olabildiğince saklamak içindir. Parlayıp hedef olmamaları içindir. İstihbarata karşı koymak içindir. Hâttâ muharebelerin belirli bir safhasından itibaren bütün rütbeler tamamen sökülür ve düşmanın kimin kim olduğunu anlayamaması sağlanır.

Telsiz çevrimlerinde kodlanmış isimlerle konuşulur. Ad, rütbe ve makamlar ağza alınmaz.

Amerikan Ordusu’ndan tercüme edilmiş talimname ve ders kitaplarına “hizmete özel” de olsa, sivillerin eline geçmeyecek şekilde onlara dahi bir gizlilik derecesi verilmiştir.

Gizliliğe bu denli önem veren kurumsal bir kültürün harekâtla ilgili evraklarında imza aramak gülünçtür. İmza yoksa sahte sanmak, solunmamış askersel iklimi duyumsayamamaktır.

Askerlikte imza, daha ziyade idari yazışmalar, zimmet ve akçalı ilişkilerde öne çıkar. Meselâ bir bölük komutanının en önem verdiği, hâttâ imza attırmakla yetinmeyip ilâve olarak parmak da bastırttığı yegâne şey, erlerine dağıttığı o üç kuruşluk maaşların bordrosudur. Yahut erlere zimmetlediği tüfeklerin senedidir.

Er izin kağıdı, vizite kağıdı, araç bakım istek formu vb. gibi, günlük idari işlem ihtiva eden yazışmaların dışında kalan harekât emirleri ve ekleri gibi gizlilik derecesi yüksek evraklar, esasen “…şu …şu …şu …harekât emri ve ekleri ilişikte gönderilmiştir” diyen imzalı bir üst yazıyla birliklere çoğaltılıp dağıtılmış; üstteki koparılıp dosyalama sistemindeki referans numarasına göre kendi dosyasına, ekteki plân da kilit altındaki kendi klasörüne takılmıştır.

Her sayfasının altında ve üstünde gizlilik derecesi damgası bulunan bu plânlarda imzanın peşine düşülmez. Zaten evrak imzalı bir üst yazı ile geldiğinden, emrin sonunda sadece “Komutan” ibaresi yer alır ve sayfalar en fazla “aslı gibidir” diye kaşelenir.

Kaldı ki, bu tip plânlar en tepeden her bölüğe kadar aynıyla yayınlanmazlar. Tüm birlikler, kendi seviyelerine yetecek esaslar kadarlık bilgilendirilirler.

Bunun anlamı, ortada bir tane harekât emrinin değil, her seviyedeki komutanın bir üst amirinden aldığı harekât emrinden yola çıkarak, kendi ast birliklerine uyarlayacağı kendi harekât emrinin de var olduğudur.

Demek ki önemli bir husus da, harekâtın bütüncül plânının, çok sayıdaki ast birliğin ayrı ayrı harekât emir ve plânlarının entegrasyonuyla meydana geldiği gerçeğinin bilinmesi ve atlanmaması meselesidir.

Tekniğine de girerek, bütün bunları uzun uzadıya yazmamın tek bir sebebi var: Bilmeden konuşmamak!

Ne diyordu Şeyhülislâm Yahya?

“Söyleyenler kendini bilmez

bilenler söylemez.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.