Dolar 32,1337
Euro 35,0475
Altın 2.525,12
BİST 10.643,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Sal 28°C
Çar 25°C
Per 16°C
Cum 19°C

TSK ARTIK İMTİYAZLI SINIF DEĞİL

TSK ARTIK İMTİYAZLI SINIF DEĞİL
03/07/2013 2:39 PM
20.298
A+
A-

http://www.internethaber.com/tsk-artik-imtiyazli-sinif-degil-14723y.htm

Cesim PARLAK

TSK artık imtiyazlı sınıf değil 

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda değişiklik öngören İç Hizmet Kanun Tasarısı Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçti. 

Tasarı, darbelerin dayanağını oluşturan "35.madde değişiyor" başlığıyla basında yer aldı. 35. madde tek başına değiştiğinde bir anlam ifade etmeyeceğinden, 2. madde, 35. madde ve 43. madde birlikte değiştirilecek ve askerin siyaset içerisindeki konumunun yeniden belirlenmesi açısından önemli bir adım atılmış olacak.

211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 1961 yılında, 27 Mayıs Darbesi sonrasında çıkarılarak askerin siyaset üzerindeki vesayetini yasal hale getirmişti. 60 sonrasındaki bütün Cunta hareketlerinde TSK İç Hizmet Kanunu hep referans gösterildi.

Kanunda, siyaset kötü bir iş olarak nitelendirildiğinden muhakkak asker denetiminde tutulması gerektiği belirtilmekte.

Tasarı ile asker, mantalitesine uymayan her toplumsal olayda, müdahale etme hakkını kendinde bulma, tek güç sayma dayanağı ortadan kaldırılmış olacak.

TSK İç Hizmet Kanunu 2. maddesinde "Askerlik: Türk vatanını, istiklal ve Cumhuriyetini korumak için harb sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir. " şeklinde tanımladığından, askerin bakış açısı ile bağdaşmayan toplumsal talepler Cumhuriyet için tehlike olarak algılandı.

Tasarıda 2. madde "askerlik harp sanatını öğrenme ve yapma mükellefiyetidir" şeklinde değiştirilerek Cumhuriyeti korumak askerin tekelinden çıkarılıyor. Artık Cumhuriyeti korumak Cumhurun görevi olacak.

TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi ise,  "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır." sözleriyle tanımlanıyordu.

Korumak ve kollamak ibaresi, darbeciler için hukuki gerekçe oluşturuyordu. 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat Darbelerinin gerekçesi olarak bu madde gösterilmişti.

Evren ve Şahinkaya 12 Eylül Davası savunmalarında bu maddeyi dayanak gösterdiler. Hatta Balyoz yargılamasında Çetin Doğan da bu maddeye atıf yaparak "askerin Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi.." ifadesiyle darbeye teşebbüsü meşrulaştırmaya çalıştı.

Hiçbir kanunun, askerin siyasete müdahalesine dayanak oluşturacak şekilde yorumlanması hukuki değildir denilse de, TSK 1961’den bugüne maddeyi hukuki dayanak olarak kullandı. Bu yüzden getirilen değişiklik demokratikleşme sürecinde asker ve sivil ilişkileri açısından atılmış önemli bir adımdır.

Maddenin yeni şekli "Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; yurt dışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak…" olarak tanımlandı.

Cumhuriyeti kollamak ve korumak askerin görevi olmaktan çıkarılıyor. Asker sadece dışarıdan gelecek tehlikeler karşısında görev yapacak. Görev tanımının anlamı, asker artık içeride kendine düşmanlar yaratarak siyasete müdahale edemeyecek.

Günümüze kadar, askerin siyaseti ve siyasetçiyi nasıl gördüğünü anlamak için mevcut TSK İç Hizmet Kanunu 43. Maddesine bakmak yeterli.

Madde 43: "Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü siyasi tesir ve düşüncelerin dışında ve üstündedir.."

Siyasi düşüncelerin üstündedir demek siyaseti kontrol eden, yön veren düzenleyen olarak uygulanmıştır. Bu yüzden askerin on yılda bir siyasete müdahale etmesi normaldir. Çünkü kendisini siyasetin üstünde ve vasisi olarak görmekte.

Tasarıda "Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları siyasi faaliyette bulunmaz" cümlesi 43. maddeye ekleniyor. Siyasi düşüncelerin üstündedir cümlesi ise çıkarılıyor.

Tasarı ile getirilen bu değişikliklerin demokratikleşme sürecinde doğru ve isabetli adım olarak değerlendirip desteklenmeli. MHP lideri Sayın Bahçeli’nin "PKK yeni bir taviz daha koparıyor" eleştirisi yapıcı bir muhalif söylem değildir.

Askerin her siyasete müdahalesinde en çok zarar görenin, kıyıma uğrayanın ülkücüler olduğunu Sayın Bahçeli’ye hatırlatmak gerekiyor.

TSK İç Hizmet Kanunu’ndaki "asker siyaset üstüdür" anlayışı olağan dönemlerde dahi askerlerin sivil idarenin işleyişine ortak olmasına sebep olmadı mı?

Yakın dönem kadar, MGK Genel Sekreteri’nin asker olması, MİT Müsteşarı’nın asker kökenli olması ve YÖK’te asker üye bulundurulması bu yasanın sonucuydu. Düne kadar askeri harcamalar dahi denetlenemiyordu, Sayıştay Orduevlerine giremiyordu. Çünkü asker siyaset üstüydü.

Bu yeni tasarı askeri siyaset üstü ve imtiyazlı sınıf olmaktan çıkarıyor.

Yeni Vasi MİT mi Olacak?

TSK İç Hizmet Kanunu’ndaki bu değişiklikle asker vesayetinden kurtulurken, yeni bir tasarıyla MİT’in askerin yerini alma durumu gündemde. Askerden kurtulmuşken bu seferde başımıza MİT bela olacak. MİT Yasası değişen koşullara uydurulmak için revize ediliyor.

Daha demokratik yapıya uygun bir yasa beklenirken basına yansıyan taslaklara bakıldığında maalesef TSK İç Hizmet Kanunu’ndan daha vesayetçi ve geri bir yasa getirilmeye çalışıldığı anlaşıldı.

Tasarı ile, MİT operasyonel güce ulaşıyor. Mahkeme izni olmadan, dinleme, fişleme, uluslararası alanda tutuklu takası yapma, hukuka aykırı eylemlerde yargılanmama hakkına sahip oluyor.

MİT, mahkemelere başvurmadan her türlü dinleme, gözleme, izleme yapacak ve arşivleyecek. Fezleke yerine geçecek adli zabıtlar tutabilecek.

Tasarı, MİT’i yeni vasi yapmayacaksa peki nedir bu?

TSK İç Hizmet Kanunu’nda yapılan değişikliklerin haklılığından bahsediyorken, MİT Yasası ile getirilmeye çalışılan imtiyazlı özel orduya muhakkak tepki vermek ve şimdiden karşı çıkmak gerekmekte.

Ülkenin demokratikleşmesi yönünde adımlar atılırken, bir yanlıştan diğerine koşarak gidilmemeli ve her türlü vesayetin önüne geçilmeli.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.