DOLAR 8,3342
EURO 10,0636
ALTIN 480,32
BIST 1.345
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Az Bulutlu
Ankara
22°C
Az Bulutlu
Cts 22°C
Paz 19°C
Pts 18°C
Sal 21°C

TSK, KENDİSİNİ ATATÜRK'ÜN GÖSTERDİĞİ YOLDA TOPARLAYACAK

25.02.2013
15
A+
A-

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21004444&

TSK, kendisini toparlayacak’

TSK ile ilgili açıklamalarda bulunan Mehmet Ali Kışlalı, "Aklımın almayacağı iddialar ile ilgili yargılama sürüyor. Ortaya çıkan durumun TSK’ya çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum ama TSK kendisini Atatürk’ün gösterdiği yolda toparlayacak" dedi

Duayen gazeteci Mehmet Ali Kışlalı, GÖZLEM’in Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK, Kürt Sorunu, Başkanlık Sistemi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “bu konulardaki” adımlarıyla ilgili sorularını cevapladı. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili görüşlerinin dikkatle okunması gerek.

GÖZLEM: Çalıştığınız gazete ve ajanslarda uzun yıllar “Türk Silahlı Kuvvetleri” muhabirliği ve yazarlığı da yaptınız. Bu bakımdan size “TSK” konusundaki gelişmelerle ilgili birkaç sorumuz var. İlki şu; “genel sonuçları” itibariyle bu gelişmeleri, TSK için olumlu mu ya da olumsuz mu buluyorsunuz?..

KIŞLALI: Kısaca ifade etmek gerekirse “olumsuz” buluyorum. Ben aşağı yukarı yarım yüz yıl TSK’yı çok yakından izledim. Ama bu izleme alanım içinde şimdi yıllardır devam etmekte olan davaları içerecek hususlar yoktu. Ben daima TSK’nın yasal bir düzen içerisinde Milli Güvenlik Kurulu’nda kendisine verilen yaşamsal önemdeki görevleri yapmak için çalışmalar yaptığını düşündüm. Daha ziyade TSK’nın üst komuta kademesini yakından tanıdım. Daha önce de bir vesileyle Zaman Gazetesi’nin benimle yaptığı bir konuşmada “ Kışla’ya neden bu kadar sık gidiyorsunuz? Hangi haberleri alıyorsunuz?” tarzında bir soruyla karşılaştığımda, ”Ben Kışla’ya haber almak için değil sohbet etmek için giderim” demiştim. Bu sohbetlerim komuta kademesinin TSK’ya “MGK” tarafından verilmiş görevleri nasıl yapmayı düşündüklerini anlamaya, kavramaya yönelikti. Bu ziyaretleri, Amerikalıların dediği gibi “From the horse’s mouth” yani kaynağından öğrenmek için yapmışımdır. Bu ziyaretlerimde asla şimdi ortaya atılan iddialarla ilgili merakım olmamıştır. Onun için son yıllarda ortaya çıkan durum beni dehşete düşürmüş ve çok üzmüştür. Benim tanıdığım komutanlardan şimdi iddianamelerde yer alan konu ve iddialar hakkında tek söz duyduğumu hatırlamıyorum. Ben TSK hakkındaki görüşlerimi 1971 yılı başında YANKI dergisini yayımlamaya başladığımda ilk sayıda açıklamış ve bu inancımı şimdi de muhafaza etmekte olan bir gazeteciyim. Benim aklımın almayacağı iddialar ile ilgili yargılama sürüyor. Sonuç hakkında tabii bir değerlendirme yapmam söz konusu olamaz. Ama ortaya çıkan durumun TSK’ya çok büyük zarar verdiğini düşünüyorum. Ama inancımı kısaca ifade etmem gerekirse önünde sonunda TSK kendisini Atatürk’ün gösterdiği yolda, toparlayacaktır.

GÖZLEM: “Olumsuz bulduğunuz” gelişmelerin, TSK üzerinde yaptığı etkiler neler olabilir?..

KIŞLALI: Son yıllarda sözünü ettiğiniz görevlerimden ayrıldığım için askerlerle bir temasım olmadığından o camiada yaratılmış olan hava hakkında bilgim yok. Ama askerin genel morali hakkında, geniş bir medya kesitini yakından izlediğimden, biraz fikrim var. Demirel’in dediği gibi “Türkiye’nin bir ordusu var”. Ben Atatürk ilkelerine göre yetişmiş bu ordunun mümkün olan en kısa sürede, kolay olmasa bile, toparlanacağını düşünüyorum. Çünkü onları çeşitli eğitim merkezlerinde de izledim. Nasıl yetişip hangi duygu ve görüşlerle en üst makamlara geldiklerini gördüm. Benim ilgi alanım, Hürriyet ‘in Ankara bürosu yönetimini üstlendiğimde başlayan PKK kalkışmasıyla ilgili TSK faaliyetleri üzerinde olmuştur. Bu konuda 1996’da “Güneydoğu-Düşük Yoğunluklu Çatışma” kitabını yazmakla kalmadım, faal gazetecilik görevimin sonuna kadar konuyu yakından izledim. Sayıları yüzü aşan yerli-yabancı konu uzmanıyla konuştum. Konu hakkında bir kütüphane oluşturdum. Bu gün TSK’nın yaratılan durum içinde ne gibi zorluklar yaşadığını, görece tahmin etsem de bilemem. Ama daha önce size de birkaç kere söyledim; ‘eğer TC’nin PKK’nın üstesinden gelecek bir gücü olmazsa sorunun çözümlenemeyeceğini,  ancak bu güç mevcut olursa, diğer kimi ülkenin de yaptığı gibi görüşmeler – konuşmalar yoluyla netice alınabileceğini’ düşünüyorum. Umarım TSK’nın bu gücü mevcuttur. Bunu kamuoyu bilmese bile muhakkak PKK biliyordur.

GÖZLEM: “Olumlu” bulduklarınızın etkileri görülebiliyor mu, birkaç örnek verebilir misiniz?..

KIŞLALI: Ben subayların, liseden itibaren hangi prensiplere göre yetiştirildikleri hakkında biraz bilgi sahibi olduğumu sanıyorum. Askeri eğitimin temelinde “askeri vesayet yönetimi” değil, gerçek ,Batılı anlamında demokrasi olduğunu düşünüyorum. Bunun için sağlam eğitim temelleri olan subayların kendilerine verilen Atatürkçü eğitim sistemiyle en ağır darbeleri bile atlatabileceklerini sanıyorum. Benim yaklaşık yarım asra yakın gözlemlerim son yıllarda kabul ettirilmek istenen duruma uymuyor. TSK’nın önce yurt dışında, sonra da içerde itibar kaybına sebep olan bir kitabı bir meslektaşımız yazmıştı. Zamanın Genelkurmay Başkanı o güne kadar kimseye verilmeyen izni ona iyi niyetle vermiş ama meslektaş, o komutanı vicdan azabı içinde bırakan bir şekilde, kendisine verilen ‘askeri okullarda öğrencilerle serbestçe temas iznini’, kitabında “Türk subayı ülkeyi günün birinde Atatürk gibi dikta ile yönetme arzusuyla yetişiyor” tezini ispatlamak için kullanmıştı. Kitap hemen İngilizceye çevrildi. O günden sonra tüm Batı’da TSK’ya karşı “TSK Türkiye’yi yönetiyor” şeklinde özetlenecek bir  ‘askeri vesayet kampanyası’ başladı. Sonunu biliyorsunuz. Şimdi askerin eğitimini değiştirmeye henüz sıra gelmedi. Ama bu günün koşulları sürerse Atatürk ocağı olarak TSK’ya asıl darbe o zaman vurulmuş olacaktır.

GÖZLEM: 28 Şubat kararlarını alan ve tebliğ eden hükümetin mensupları ile o günlerin “en üst” komutanları hakkında “adli bir işlem yapılmazken”, onların talimatları ve emirleri ile hareket eden “daha alt rütbeli birçok TSK mensubunun tutuklanmasını ve çok ağır hapis cezaları istemi ile yargılanmasını” nasıl karşılıyorsunuz?..

KIŞLALI: İzin verirseniz bu tür huk
uk ve yargı düzeni ile ilgili soruları şimdi suskunlukları arş-ı ala’ya çıkmış olan bizim hukukçular yanıtlasın. Üniversitelerin üzerindeki ölü toprağı suskunluğuna Anayasa Mahkemesi Başkanı bile işaret ediyor. Bu günah herhalde hep hatırlanacaktır.

GÖZLEM: Son haftalarda Başbakan Erdoğan’ın, AKP’li bakan ve yöneticilerin “uzun süren gözaltıları ve tutuklamaları eleştiren açıklamalarına rağmen”, yeni gözaltı ve tutuklamaları nasıl karşılıyorsunuz?..

KIŞLALI: Basından izlediğim, konu üzerinde uzmanlaşmış meslektaşlarımın çok açık olmasa bile ifadelerine göre Yargı ve İktidar arasında bir denge ilişkisi var. Yaratılan durum bu değerlendirmeyi haklı gösterir gibi gözüküyor.

GÖZLEM: Yeni asker ve KCK tutuklamaları ile ilgili iddialar var; mesela “APO ve yandaşlarına af çıkarılacak, dengelemek ve tepkileri azaltmak için aynı zamanda affa tabi olacak tutuklu asker sayısının arttırılması düşünüldü ve gereği yapılıyor” ve de “Anayasa değişikliği ve Başkanlık sistemi, paylaşım dengesini Erdoğan ve Erdoğan kanadı lehine bozacak, cemaat bunu sağlayacak AKP – BDP yakınlaşmasını istemiyor” gibi; ne dersiniz?..

KIŞLALI: Dediğim gibi; bu konuları dikkatle medyadan izlemeye çalışıyorum. Konuların uzmanı arkadaşların yazılarını özellikle dikkatle okuyorum. İşaret ettiğiniz noktalar dikkat çekiyor. Ama kendilerini yakından tanıdığım, kimilerinin meslekte gelişmelerine de katkıda bulunduğum birçok değerli meslektaşımın ya edindikleri bilgileri rahatça değerlendirmediklerini ya da bundan çekindiklerini düşünüyorum.

GÖZLEM: “Terör ve PKK sorununun çözümü için BDP ile görüşmeyi kesinlikle reddeden” Erdoğan’ın, “konu başkanlık sistemine gelince”, birdenbire “Anayasa değişikliği için BDP ile görüşebilir ve anlaşabiliriz” demesini nasıl karşılıyorsunuz?..

KIŞLALI: Başbakan, büyük bir cesaret ile, doğru olduğunu düşündüğü bir yolda ilerliyor. Hangi adımı atarsa atsın sonunda toplumdan yeterli oy alarak iktidarda kalacağını düşünüyor. Günün birinde haklı çıktığını görebiliriz. Ama 1950’den sonrasını yaşamış bir gazeteci olarak Türkiye’de durumun beklenmedik değişikliklere sahne olduğunu gördüm. Umarım böylesine değişiklikler sergilenirse ülkedeki göreceli dengeler birdenbire değişmez. Aklımıza şimdi hiç gelmeyen bunalımlar yaratılmaz.

GÖZLEM: Hafta içinde gazetelerde emekli komutanların  “her birinin saatler süren sorgulamaları” sırasında, “savcılık kapısında bekletilenlerinin sıralar üzerinde uyuduklarını ortaya koyan” fotoğraflar yayınlandı. Atatürk’ün savaştığı, esir alınan “düşman komutanı” Trikopis’i nasıl misafir ettiğini tarihler yazarken, ülkelerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bütün bir ömürleri boyunca hizmet etmiş askerlere “sorgulanmak üzere götürüldükleri” poliste ve savcılıkta “haklarında henüz tutuklama kararı bile verilmemişken” reva görülen bu ve benzeri muameleler hakkındaki görüşünüz?..

KIŞLALI: Ne dememi bekliyorsunuz? Yarım yüz yıl, çok yakından tanıdığım, genelde saygı duyduğum, Türkiye’nin anayasada yazılı rejimine sadık olduklarına, inandıkları düşünceler varsa bunları yer aldıkları Milli Güvenlik Kurulu içinde ortaya koyduklarını gördüğüm TSK mensuplarına reva görülen bu yaklaşım, mesleğimi icra ederken zaman zaman çeşitli TSK kademesinden beklemediğim anlayışsızlıkları görmüş olmama karşın, tabii beni de rencide ediyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.