DOLAR 8,0956
EURO 9,7502
ALTIN 461,01
BIST 1.377
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Gök Gürültülü
Ankara
22°C
Gök Gürültülü
Sal 19°C
Çar 17°C
Per 18°C
Cum 23°C

YAZI DİZİSİ-14 ASTSUBAYLAR: DAHA ÇAĞDAŞ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ İSTİYORLAR

28.01.2013
9
A+
A-

posta.com.tr

YAZI DİZİSİ-14         HAZIRLAYAN: ÇAĞRI BİLGİN 

ORDUNUN ORTADİREĞİ ASTSUBAYLAR

DAHA ÇAĞDAŞ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ İSTİYORLAR

Astsubaylar, 52 yıldır uygulanan TSK İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği’ne dikkat çekiyor. İç Hizmet Yönetmeliği’nin bazı maddelerinin çağa ayak uydurarak yenilenmesiyle, daha insani ve huzurlu bir ortamın sağlanacağından kuşku duymadıklarını vurguluyorlar…

1961 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği, aradan geçen 52 yıl sonra bazı maddeleri zamana yenik düştüğü için astsubaylar tarafından eleştiriliyor. Astsubaylar; askeri disiplin ve geleneklerin karşısında olmadıklarını, ordudaki huzur ortamı için genel işleyişi şikayet etmek gibi bir dertleri olmadığını özellikle belirtiyor. Fakat gelişmiş ülke ordularında ast üst ilişkilerinde yaşanan daha modern ve çağdaş uygulama ve hiyerarşik yapının, Türk ordusunda da olmasını istediklerini belirtiyorlar. Rütbelere saygının arkasında olduklarım ifade eden astsubaylar; çağdaşlaşan İç Hizmet Yönetmeliği’yle, daha insani ve huzurlu bir ortamın sağlanacağından eminler.

‘Gönül isteği şart olur mu?’

Astsubaylar İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği’nde çağa uygun olmadığını düşündükleri bazı maddeleri tek tek sıralıyor. Madde 4’ten başlıyorlar: "Mesleğin istediği mutlak itaati her astın gönül isteğiyle yapması şarttır. İtaatin; amir veya üstün kanuni selahiyetinden korkmaktan ziyade onun bilgisine, rütbe, makamına, şahsına karşı duyulan saygı ve sevgiden ileri geldiğine, astın bütün hal ve hareketlerinde, her yer ve zamanda göze çarpmalıdır. Bakışlarında parlamalıdır." Bu maddeye getirilen eleştiri, itaatin ‘gönül isteğiyle’ yapılması şartı olarak gösteriliyor.

Bir de bakışları parlamalıdır’ şartı çok da çağdaş bir durum olarak görülmüyor.

‘Üst asttan hep mi bilgili olur?’

Madde 5‘te, "Her astın amirlerinin daha bilgili ve tecrübeli olduğuna, Silahlı Kuvvetler’e ve memlekete daha fazla hizmeti bulunduğuna ve kendi hakkında daima iyi düşünür olduğuna itimat etmesi ve korunduğuna emin olması lazımdır" deniliyor. Burada ise yeni mezun bir teğmenin, 20 yıllık tecrübeli bir kıdemli başçavuştan daha bilgili olduğuna itimat edilmesi sonucunun çıkması ve hatta bundan emin olunması eleştiriliyor.  Madde 7’de, "Üstlerin; asker, şahsi şeref ve haysiyetlerine dokunacak sözler söylemek, nerede olursa olsun çekiştirmek, şahsiyetlerini hor ve hakir görmek gibi teşebbüslerin; Silahlı Kuvvetler’in disiplin ruhuna asla uygun olmayan çok fena haller olduğunu ve bunların hiçbir zaman cezasız kalmayacağını her askerin bil
mesi lazım" ifadesi yer alıyor. Astsubaylar ise burada üstlerin bu fiilleri yaptığında ceza almadığım söylüyor. Madde 8‘de, "Ast, amirin her emrini bütün tahammül kuvvetini, sarf ederek istekle
ve tam zamanında yapmağa mecburdur. Bundan başka gerek vazife sırasında ve gerekse vazife dışında amirlerine yardım etmek de her astın borcudur" kuralı var. Bu maddeki "vazife dışı" yaklaşımının ucunun açık olduğu ve özel hayata müdahale olduğu sonucu çıkarılıyor.

Gözüne istekle bakmak…

Madde 9′da, "Astlar, amirlerinin yanında her vakit dikkatli bulunurlar ve bir hizmet sırasında verilecek emirleri yapmaya hazır olduklarım göstermek için amirlerinin gözüne istekle bakmalıdırlar" hükmü var. Profesyonel yaşamda, "Gözüne istekle bakmak" zorunluluğu olması doğru bulunmuyor. Madde 18‘deyse, "Amirler maiyetini sevgi ve samimiyet uyandırması itibarıyla soyadlarıyla da çağırabilirler" denilmesine karşın, genç bir teğmenin 40 yaşındaki bir başçavuşa ismiyle hitap ettiğinin görüldüğü belirtiliyor. Madde 20′deki, "Amirler, maiyetlerinin ruhlarına hakim olmalıdır" ifadesinin de çok sağlıklı olmadığı belirtiliyor.

Subaylara at yetiştirme hakkı

Eleştiri konusu olan diğer maddeler ise şöyle belirtiliyor: Madde 140: "Gazinolarda camekan önünde oturan ast, dışarıda bir üstün geçtiğini görürse toparlanarak başla selam verir. Sokaktan geçen ast, bir gazinoda camekan önünde bir üstün oturduğunu görürse elle selamlayarak geçer." Madde 73: "Subayların zati binekleri askeri veteriner hekimler tarafından parasız olarak muayene ve tedavi edilir. Bunların gerek hayvan hastanelerinde ve gerekse sivil veteriner hekimler tarafından tedavi edilmeleri halinde yem, ilaç, yer ve malzeme masrafları Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir." Madde 143: "Ast, üste her yerde yol vermeye, umumi ulaştırma vasıtaları içinde yer vermeye ve kolaylık göstermeğe çalışır. Bunun için mümkün oldukça yerin ve yolun müsait kısmı üste terk edilmelidir. Merdivenler ve dar geçitler gibi yerlerde astlar durarak üstlerini selâmlar, yol verirler." Madde 155: "Kahve, gazino, sinema ve san- buna benzer umumi yerlerde bulunurken subay, askeri memur ve astsubaylar içeriye girince kahve küçük ise erbaş ve erlerin hepsi birden, büyük ise üst önlerinden geçerken kalkarak, her biri esas duruşta başlarıyla üstü selamlarlar. Madde 344: Hayvanlara bakan astsubay erbaş ve erler; veterinerin bulunmadığında yada hayvanlarıyla bir vazifeye gittikleri zaman hastalanacak hayvanlara yapılması lazım olan tedbirleri bilmeli ve yapabilmelidir. Hayvan hastalıklarına ait alametleri bümeleri lazımdır."

TEMAD’ın eleştirisi

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Ahmet Keser, ana sorunun kanun ve uygulamaların genel hukuk kurallarına uygun hale getirilmemesi olduğunu söylüyor. TEMAD Başkanı şöyle devam ediyor: "Anayasa Madde 128’de; ‘Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri, diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır’ Biz de devlet görevlisiysek bu hükümlere tabii olmak istiyoruz. Türk Ceza Kanunu 2’nci maddesinde; ‘Kanunim açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.’ Fakat temel yasalara aykırı askeri mevzuat hükümleri vardır."

MAAŞ YETMİYOR PAZARDA ÇALIŞIYORUM

Emekli Hava Astsubayı Cengiz Bayram da bir aile dramı anlatıyor:" 1300 lira maaş alıyorum. 2 çocuğum var üniversite de  okuyor. Birini zar zor evlendirdim, daha düğün borçlarını bitiremedim. Mecburen bankalardan kredi çektim ödemekte zorlanıyorum. İkinci çocuğum da üniversitede okuyor. Cep harçlığı verirken
zorlanıyorum. İnsanca bir yaşamdan geçtik   zaruri ihtiyaçlarımızı bile zor karşılıyoruz. Hiçbir emekli astsubay yoktur ki emekli olduktan sonra bir iş bulup çalışmasın. Yoksa geçinemez, ben de çalışıyorum. Pazarda bir yakınımın yanında günlük 20 lira alıyorum. O da ayda 14 gün. Yetiyor mu? Hayır ama günü kurtarıyoruz. İnsanca yaşamayı unuttuk, sosyal hayatımız neredeyse sıfır. Pazarda kendi meslektaşlarımı görüyorum. Biraz utanıyorum, ‘Ama namusumla çalışıyorum’ diye kendimi avutuyorum. Eşim ve çocuklarım halime üzülüyor. Onlara layık bir koca, baba olamamaktan utanıyorum.

‘FERYADIMIZI DUYUN’ 

Yıllardır maaşların iyileştirileceği hayalleriyle uyutulduk, halen daha umut etmekten başka çaremiz yok. Başımızdaki siyasilerin feryadımızı duymasını istiyoruz. Subay ve astsubay arasındaki gelir uçurumunun bir nebze olsun kapatılması tek arzumuz. Paraya en fazla ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz, ya çocuklarımız üniversitede okuyor yada evlilik çağları geliyor. Maaşı yetmeyince de çareyi intiharda bulan birçok meslektaşım var. Bulunduğum ilde 2 ay önce üniversiteyi bitiren çocuğunu evlendiremediği için bir emekli astsubay kardeşimiz intihar etti. Ne yazık ki tek sebep ekonomikti."

‘BENİ SUBAY YAPMADILAR’

Emekli Deniz Astsubayı Ali Kalaycı anlatıyor "Meslektaşlarımız artık daha bilgili ve donanımlı. Yüksek okul ve üniversite okuyorlar, yüksek lisans ve doktora yapıyorlar. Bunun; ülkemiz, Silahlı Kuvvetlerimiz ve meslektaşlarımız için çok önemli bir gelişme olduğu şüphesizdir. Mesleğimle ilgili çok kursu dereceyle bitirdim, 20’nin üzerinde üstün basan ve takdirname aldım, iktisat fakültesi mezunuyum. Askeri Personel Kanunu’nun 25. Maddesi, ‘Kendi nam ve hesabına 4 yıllık fakülte veya yüksek okul bitirenler subay sınıfına geçirilirler’ der. Der ama uygulamada bin bir güçlük çıkartılır, ‘Kadro yok’ denir. Benim sınıfım İkmal. Kendi sınıfımla ilgili bir fakülteyi birdim ama maalesef dikkate alınmadı. 1’nci derecenin 1’nci kademesinden maaş alıyorum. Maaşım 1715 TL. 28 yıl hizmet süresi ve 18 yıl eğitimin karşılığı bu.."

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.