DOLAR 8,2364
EURO 10,0327
ALTIN 484,91
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 27°C
Gök Gürültülü
Ankara
27°C
Gök Gürültülü
Paz 19°C
Pts 18°C
Sal 20°C
Çar 24°C

BİR OĞLU DAĞDA BİR OĞLU ASKER BELEDİYE BAŞKANI

21.03.2013
13
A+
A-

http://tbmm.ajanspress.com.tr/customer/basic/press/Displayer.aspx?id=21257456&

BİR OĞLU DAĞDA, BİR OĞLU ASKER BELEDİYE BAŞKANI:

KİMSE BARIŞI BENİM KADAR İSTEYEMEZ

Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş, “Her gün evimin üstünden uçaklar geçiyor. Ölümü yaşıyoruz. Artık özgürlük ve barış zamanı geldi. Söz bitti, şimdi çözüm zamanı. Çözüm Meclis’tir” ifadelerini kullandı

Diyarbakır Sur Belediyesi’nde Nevruz sevinci dorukta. Bilenler bilir, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, çok dilliliği savunduğu için 2007’de görevden alınmıştı. 2009’da tekrar bu göreve seçildi. Ancak bu defa KCK’dan tutuklandı. Altı ay sonra, hastalığı nedeniyle salıverildi. Ancak hakkında açılan davalar devam ediyor ve toplam 140 yılla yargılanıyor…
Demirbaş’ın bir oğlu PKK’ya katılmış ve dört yıldır ondan haber alamıyor. Diğer oğlu ise iki ay sonra askere gidecek.
İşte bu yüzden barış süreci hakkındaki düşüncesini sorunca “Kimse benim kadar umutlu olamaz” diyor heyecanla: “Benim yüreğim üç parça. Bir parçası dağda, bir parçası askerde, bir parçası cezaevinde. Çünkü arkadaşlarım orada. Artık yüreklerin bir araya gelmesinin zamanı geldi. Bu yürekler nasıl bir araya gelir? Ancak onurlu bir barışla.”
Şöyle diyor Demirbaş: “Her gün evimin üstünden uçaklar geçtikçe biz ölümü yaşıyoruz. Bu ölümden beter. Artık özgürlük zamanı geldi, artık barış zamanı geldi. Bu süreçten çok olumlu etkilendik. Evet bazı yol kazaları oldu. Ama her ki tarafın da kararlı olması bizi çok ümitlendirdi. Söz bitti, çözüm zamanı. Çözüm Meclis’tir. Gerekli adımları atmalı ve anayasayı oluşturmalı. Sivil, demokratik, özgürlükçü bir anayasa…”
“Ben demokratik, meşru zeminde siyaset yapmakta çözüm görüyorum” diyen Demirbaş, oğlundan bahsederken duygularını şöyle ifade ediyor:”Ölen kim olursa olsun benim yüreğimden bir parça götürüyor. Korucu da, asker de, polis de, gerilla da…” 
Sur Belediye Başkanı’na, kamuoyunun tepkisini soruyorum. Malum, Batı’da barış sürecine bakış daha farklı… “Kürtler kararlı, devlet kararlı. Toplumsal destek de çok. Kadınların desteği de çok. Bu barışı kadınlar yapacak. Ve kadının yüreği ve elinin değdiği her yer, her şeyi güzelleştirecek.” Masasında duran üç şeyi gösteriyor: Biri “geçmişimiz” dediği öldürülen Kürt aydın Musa Anter’in fotoğrafı. Diğeri, “geleceğimiz” dediği, öldürülen küçük Uğur Kaymaz’ın ve 16’sında dağa çıkan oğlunun resmi. Bir de elinde adaletin terazisini tutan kadın heykeli: “İşte bizi özgürleştirecek olan da kadındır, kadının mücadelesidir… Bir tek siyasilerin kendi çıkarlarından, gerekirse koltuğundan vazgeçmesi gerekiyor.”

Yazarımız Mehveş Evin, Diyarbakır Sur Belediyesi Başkanı Abdullah Demirbaş ile görüştü. 

NEVRUZ EFSANESİ 
–  Farsça yeni gün manasına gelen Nevruz; miladi takvimde 21 Mart’a, yani kuzey yarıkürede baharın ilk gününe tekabül eder… Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen Nevruz, İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder.
–  Kürtler, Nevruz bayramının Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanır. Nevruz, Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da “Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı” anlamıyla ve baharın gelişi olarak kutlanır. 2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etti.
–  “Nevruz kutlu olsun” Kürt dillerindeki farklı söylenişleri şöyledir: (Kurmanci) Newroz pîroz be!, (Zazaca) Newroz pîroz bo ve (Sorani) Newroztan pîroz bêt.
–  İran’da Nevruz’un, ateşin bundan 15 bin yıl önce Cemşid tarafından keşfine dayandığına inanılır. Rivayete göre Cemşid beyin en büyük zevki ormanlarda tavşan avlamakmış. Yine bir gün avdayken zehirli bir yılan görerek okunu ona doğru fırlatmış… Lakin ok, yılanın bulunduğu kayalıklara çarparak bir kıvılcım çıkmasına sebep olmuş ve bu kıvılcım da etraftaki kuru otları tutuşturmuş.
–  Ateşi böylece ilk defa görenler, korku ile ateşe secde etmişler, karanlığı yok ettiği için onu kutsal saymışlar. “Ateşgede” denilen tapınakları da bu ateşin sönmesini önlemek amacıyla yapmışlar… Ve böylece ateşin bulunduğu güne de “yeni gün” anlamına gelen nevruz demişler.
–  Bu inanışta ateşin önemi kendini, baharın ilk günü “ekinoks”tan bir gün önce, ateşin üzerinden atlanarak gösterir. İnanışa göre; ateşin üzerinden atlamak arınmak, temizlenmek demektir. Nevruz duası ile bayram başlar ve bitirilir… Dua şöyle
dir: “Ey gece ve gündüzün tedbircisi, ey gözleri ve gönülleri başka hale çeviren, ey kudret ve halleri değiştiren! Halimizi en güzele çevir!”
–  Başka bir rivayete göre Nevruz’un kökeni Türklüğe dayanır. Nevruz, Türklerin kullandığı 12 hayvan takvimine (Türk takvimi) göre yılın ve baharın ilk günüdür.
Ergenekon destanındaki rivayete göre Nevruz; Göktürklerin atalarının mahsur kaldıkları demir dağı eritip, Ergenekon’dan çıktıkları gündür.
–  Aleviler içinse Nevruz, Hz. Ali’nin doğduğuna inanılan güne tekabül eder.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.