DOLAR 8,0956
EURO 9,7502
ALTIN 461,01
BIST 1.377
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Gök Gürültülü
Ankara
22°C
Gök Gürültülü
Sal 19°C
Çar 17°C
Per 18°C
Cum 23°C

UZMAN ÇAVUŞLAR DERT KÜPÜ-1 : TEDAVİSİ SÜRERKEN ATILDIN TELEFONU GELDİ

20.03.2013
2
A+
A-

http://www.gunes.com/2013/03/20/haber/guncel/8141/tedavisi_surerken_atildin_telefonu_geldi.html 

UZMAN ÇAVUŞLAR DERT KÜPÜ

YAZI DİZİSİ-1

 
Başlarken
 
Hani bir söz vardır, nereden başlasam, nasıl anlatsam diye.
 
Bugün sizlere Uzman Erbaşların sorunlarından bahsedeceğiz. Hani şu TSK’nın operasyon el bel kemiği diye nitelendirilen. Hani şu terörle mücadelenin merkezindeki uzmanlar diye tarif edilen. Hani şu asker ile astsubaylar arasında tampon görevi yaptığı söylenen Mehmetçiklerimizden.
 
Klasik bir cümle olacak belki ama gerçekten bir dokunup bin ah işittiğimiz uzman erbaşlar söze "Dertler derya olmuş biz de bir sandal" diyerek ironik bir başlangıç yapsalar da, dinledikçe anladık ki gerçekten dipsiz bir deryaya kürek çekiyorlar.
 
Yazı dizimizi okurken kim nasıl değerlendirir, kim neden rahatsız olur, kim sorumluluk hisseder, kim onlara sahip çıkar bilemiyoruz. Ama biz her şeyi dosdoğru yazacağımızı bilmenizi istiyoruz.  Yazmak bizden karar sizden.
 
EMUZDER NE YAPAR?
 
Emekli Uzmanlar (Erbaşlar) Derneği  olarak bilinen "EMUZDERî böylesi durumlarda ne yapar diyerek derneğin kapısını çaldık. Dernek Genel Başkanı Esef Merdoğlu’na derneğin çalışmalarını sorduk;
 
"EMUZDER olarak, bu ve bütün konularla ilgili Genelkurmay Personel Başkanı’ndan randevular talep ettik. Personel Başkanı bizimle görüşmek üzere, Plan ve Kararnameler dairesinden bir kurmay albay ve heyet görevlendirmiş. Son bir yılda 4 kez toplantılar yaptık. Bu konuları anlattık."
 
"İNSAFSIZ DÜZENLEME"
 
"Özellikle sizin sorduğunuz Deniz Öz konusunda da önümüze sıkça çıkan, "Sağlıktan 90 gün hava değişimi’ alanların da ilişiklerinin kesilmesinin değiştirilmesini istedik. Çalışmalarımızı anlattık. TSK’da görev yapan, subay-astsubay ve uzman erbaşlar hariç bütün statülerde, bir rahatsızlığa yakalananlar hakkında böyle bir özel madde yok. Onlar, 926 sayılı personel kanununun 128. maddesinde, 3 yıla kadar tedavisine müsaade ediliyor. Uzman Erbaşların Sağlık işlemleri de o şekilde olsun bu özlük eşitsizliği giderilsin dedik. Aldığımız cevap tam bir hayal kırıklığıydı. Bize ëBu şekilde olursa, suistmial edilir, herkes istirahat alır’ dediler. 90 gün hava değişimi konusuna gelince, bu maddeye Şubat 2013’de bir ekleme yapıldı. Yine 90 gün hava değişimi alanlar atılacak. Ancak; kanser, tüberküloz, böbrek yetmezliği ve psikiyatrik tedavi görenlerden, tedavisi uzun sürenlerin, sağlık kurulunun uygun görmesi halinde 3 yıla kadar hava değişimi verilecek. Şimdi bu maddeyi böyle insafsızca düzenleyenler rahatsız olmuyorlar mı acaba? Bir subay ya da diğer başka bir TSK personeli, yıllarca hava değişimi alıp da maaşını alırken, böyle bir kısıtlama yokken, uzman erbaşlara böyle farklı bir uygulama yapmaları hak mı?

Tedavisi sürerken atıldın telefonu geldi 

Metin ÖZKAN 
 
Hikâyemizin ilk Kahramanı’nın adı Deniz Öz; O, Kayseri Komando Tugayı, 1. Tabur 3. Bölük. Manevra Unsur Komutanı(ydı).
 
Deniz Öz sayısız operasyonlarda başarılı görevler yapmış, vatanı ve milleti için ölümü göze alıp terörle mücadele ederken gözünü asla budaktan esirgememiş. Sayısız çatışmaya girip, sayısız kurşunların ortasında kalıp, ülkeyi bölmeye çalışan sayısız teröristi de etkisiz hale getirmiş "yaralı" bir kahraman. Yaralı diyorum çünkü o en son girdiği çatışmada diz kapağından yaralanmış. Bu gün yaşadıklarına bakınca "isyan" sesini yükselten Deniz Çavuş diyor ki;  "Bir tek ölmeyi beceremedim, ölseydim hiç değilse şehit olurdum. Doğacak evladım da şehit çocuğu sayılırdı. Eşim ve ailem mağdur olmazdı" diyor.
 
O GÜNÜ UNUTAMIYORUM
 
-Tarih: 12 Haziran 2012.
 
-Yer: Hakkâri Kavşak kırsalı.
 
-Saat: Gece yarısı,
 
"Deniz Öz’ün birliği pusuya düşürülür, Deniz’in pusuyu erken fark etmesi ve ateşle karşılık vermesi sonucunda askeri birlikteki ağır kayıp önlenir. Ama çıkan çatışmada hem Deniz, hem de arkadaşı Uzman Çavuş Erol Şahin vurulur. Deniz dizinden yaralanmıştı. Telsizle destek ister.  Bir yandan teröristlere ateşle karşılık verir, bir yandan da kobra helikopterlerine ateşin geldiği yeri tarif eder. Ancak ne var ki arkadaşı Erol, Deniz’in kucağında şehit olur. Kobra helikopterlerinin desteği ile teröristler etkisiz hale getirilirken,  Deniz şehit arkadaşını palaskası ile kendi vücuduna bağlayıp sürünerek şehit arkadaşının naşı ile siperden çıkar. Olay yerine ulaşan helikopter ile Van Askeri hastanesinde gözlerini açan Deniz Öz’e ilk tedavi yapıldıktan sonra,  Ankara GATA Asker hastanesine sevk edilir. Çünkü Deniz’in dizi dışında ëHarp Sonrası Travmaya bağlı Psikoz’ nedeniyle konuşma düzeni bozukluğu yaşamaktadır.  GATA’da kekeleyerek de olsa konuşmaya başlayan Öz,  "Hava değişimi’ verilerek memleketine gönderilir.  Ancak ne var ki aradan geçen 90 günlük süreye rağmen Deniz iyileşememiştir."
 
Deniz iyileşemediğine yana dursun, asıl kara haber Deniz Öz’e bundan sonra verilmiştir.
 
3269 SAYILI UZMAN ERBAŞ KANUNU ‘ATIN
‘ DEDİ!
 
Kanunun 10. maddesi, 3 ayda iyileşemeyenleri  "Atın"  diyordu. Ama bir yanlış yapıldı. Deniz, çatışmada yaralanmıştı. Fiziksel yarası iyileşmişti, harp sonrası travması tedavisini görevden kaynaklı bir rahatsızlık saymadılar. Birliğinden bir telefon geldi Deniz’e. Arayan İdari İşlerden Fatih Astsubay’dı. "İlişiğin kesildi" dedi. Artık, psikiyatrik tedavi gören Deniz işsizdi. Ama hala tedavi edilmesi gerekiyordu.
 
Kimliği de geçersiz olmuştu. Tedavisine devam ettiği GATA Askeri hastanesine de giremiyordu artık. Kalacak yeri de yoktu. Ankara’da, otogar mescidinde gecelemeye başladı. Sabahları yalvar yakar GATA’da doktorlarını görüyor, akşamları otogara dönüyor, mescitte sabahlıyordu. Şimdi ise Kilis de yaşamını taksicilik yaparak sürdüren Deniz Öz, "ölmedik ama sürünüyoruz" diyerek haklı bir serzeniş sergiliyor.
 
Keşke o çatışmada ben can verseydim!
 
Denİz Öz diyor ki şimdi: "O çatışmada ben de ölseydim keşke. Terörist beni öldüremedi, devletim beni sokağa attı.  Kazan Vadisi’nde çatıştım, Kuzey Irak’ta çatıştım, Hantepe’de çatıştım. Hepsi ile başa çıktım ama 3269 sayılı uzman erbaş kanunu ve devletimin bu duyarsızlığı ile başa çıkamadım. Doğacak evladımın ve benim hakkımı kimler vermiyorsa büyük mahkemede hakkımı alacağım. Ama bu  ünyada da adalete güveniyorum. Şimdi Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açtım."
 
3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu 10. Madde de, bir yıl içerisinde, 90 günden fazla hava değişimi alanların ilişiklerinin kesileceği kesin hükümdür. Ancak görev başında ve görevden kaynaklı bir rahatsızlıktan tedavi görenlerin ilişiklerinin kesilmeyeceği belirtiliyor. Deniz Öz’ün görevden kaynaklı fiziksel yarası dizindeydi. İyileşti. Ancak Harp Sonrası Psikiyatrik tedavisi de görevden sayılmalıydı, sayılmadı. Büyük bir idare yanlışı yapıldı. Şimdi Deniz Öz’ün bu çektiği sıkıntıların suçlusu kim? Kanun mu? Yanlış uygulayan mı? Yoksa kanunu düzeltmeyenler mi?
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.